Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu."Bagaimana kau tahu?" tanya Daud kepadanya
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.Da sagde David til den unge Mand, som bragte ham Budet: "Hvoraf ved du, at Saul og hans Søn Jonatan er døde?"
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.David a zis tînărului care -i aducea aceste veşti: ,,De unde ştii că Saul şi fiul său Ionatan au murit?``
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.David dijo al joven que le informaba: --¿Cómo sabes que Saúl y su hijo Jonatán han muerto
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.David sprach zu dem Jüngling, der ihm solches sagte: Woher weißt du, daß Saul und Jonathan tot sind?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.Ða - vít hỏi người trai_trẻ đem tin ấy rằng : Làm_sao ngươi biết Sau-lơ và con_trai người đã chết ?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.Ða-vít hỏi người trai trẻ đem tin ấy rằng: Làm sao ngươi biết Sau-lơ và con trai người đã chết?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu."Hoe weet u dat zij dood zijn?" vroeg David.
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.In David reče mladeniču, ki mu je to pravil: Kako veš, da sta mrtva Savel in njegov sin Jonatan?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.다윗이 자기에게 고하는 소년에게 묻되 사울과 그 아들 요나단의 죽은 줄을 네가 어떻게 아느냐
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.Perguntou Davi ao mancebo que lhe trazia as novas: Como sabes que Saul e Jônatas, seu filho, são mortos?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.Řekl ještě David mládenci, kterýž mu to oznámil: Kterak ty víš, že umřel Saul i Jonata syn jeho?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.vid pedig mondá az ifjúnak, ki néki [ezt] elbeszélé: Honnan tudod, hogy meghalt Saul és Jonathán az õ fia?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.Zatem rzekł Dawid do młodzieńca, który mu to powiedział: Jakoż wiesz, iż umarł Saul i Jonatan, syn jego?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.И сказал Давид отроку, рассказывавшему ему: как ты знаешь, что Саул и сын его Ионафан умерли?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.Тогава Давид рече на момъка, който му съобщаваше това : От къде знаеш, че Саул и син му Ионатан са мъртви?
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.ויאמר דוד אל הנער המגיד לו איך ידעת כי מת שאול ויהונתן בנו׃
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.فقال داود للغلام الذي اخبره كيف عرفت انه قد مات شاول ويوناثان ابنه.
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.大 衛 問 報 信 的 少 年 人 說 、 你 怎 麼 知 道 掃 羅 和 他 兒 子 約 拿 單 死 了 呢
Davut, kendisine haberi veren genç adama, ‹‹Saulla oğlu Yonatanın öldüğünü nereden biliyorsun?›› diye sordu.大衛問報 信 的 少年人 說 、 你 怎 麼 知道 掃羅 和 他 兒子約 拿 單 死 了 呢
Değişmek zorunda olacaktım. Ve değişmekten korkuyodum. çünkü sadece yürüyen adama çok alışmıştım.Ik zou moeten veranderen en ik was er bang voor, want ik was zo gewend aan die vent die alleen maar liep.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.Ceea ce am încercat să facem a fost să învăţăm o figură cum să meargă.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.Chcieliśmy nauczyć chodzić figurkę z patyczków.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.막대기 캐릭터에게 걷는 방법을 가르쳤보았습니다.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.Lo que hicimos fue enseñarle a un dibujo a caminar.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.Nous avons essayé d'apprendre à marcher à une figurine.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.Quello che abbiamo provato a fare è stato insegnare a un pupazzetto a camminare.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.We probeerden een stokfiguur te leren lopen.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.Wir versuchten, einem Strichmännchen das Laufen beizubringen.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.Мы взяли контурное изображение человека и попытались научить его ходить.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.Опитвахме се да обучим една фигура от пръчки как да върви.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.מה שניסינו לעשות זה ללמד דמות ממקלות ללכת
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.ما حاولنا القيام به هو تعليم جسم على شكل عصا كيفية المشي.
Denediğimiz şey bir çöp adama nasıl yürüyeceğini öğretmeye çalışmaktı.この棒人間は物理的刺激を受けています スクリーンでご覧下さい
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Così alcuni mesi fa, un amico mi inviò il link di questo individuo,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Deci acum câteva luni, un prieten mi-a trimis un link despre un tip,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı. Eduardo Sousa.Een paar maanden geleden stuurde een vriend een link door van Eduardo Sousa.
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı. Eduardo Sousa.Kilka miesięcy temu dowiedziałem się od kolegi o facecie imieniem Eduardo Sousa.
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı. Eduardo Sousa.Tehát egy pár hónapja, egy barátom küldte nekem ezt a link-et, ehhez a pasashoz, Eduardo Sousahoz.
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı. Eduardo Sousa.Πριν από μερικούς μήνες, ένας φίλος μου, μου έστειλε ένα λινκ για αυτόν τον τύπο, τον Εντουάρντο Σούζα.
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.För flera månader sen, skickade en vän mig en länk till den här mannen,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Hace unos meses, un amigo mío me envió este vínculo a este tipo,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Há vários meses, um amigo meu enviou-me uma hiperligação para este tipo,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Il y a plusieurs mois, un ami m'a envoyé un lien vers ce type,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Jadi beberapa bulan lalu, seorang teman memberi tahu tentang orang ini,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.몇 개월 전에 제 친구 중 하나가 에두아르도 수사란
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Muutama kuukausi sitten eräs ystäväni lähetti minulle linkin tähän tyyppiin,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Před několika měsíci mne přítel spojil s tímhle chlápkem -
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Und vor ein paar Monaten schickte mir ein Freund einen Link zu diesem Typen,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Преди няколко месеца един приятел ми изпрати линк към този човек,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.Так вот, несколько месяцев назад мой друг прислал мне ссылку на этого парня,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.אז לפני מספר חודשים, חבר שלי שלח לי לינק לבחור הזה,
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.منذ عده اشهر ارسل لي صديقي رابطا لهذا الرجل
Derken aylar önce, bir arkadaşım benim bu adama ulaşmamı sağladı.リンクを送ってきました
Devam ettim ve sonunda tüm zamanımı buna adamaya karar verdim.Am continuat și m-am hotărât să mă ocup numai de asta.
Devam ettim ve sonunda tüm zamanımı buna adamaya karar verdim.Continué haciéndolo y eventualmente decidí dedicarme tiempo completo a hacer esto.
Devam ettim ve sonunda tüm zamanımı buna adamaya karar verdim.Ging voort, en besliste uiteindelijk me er voltijds op toe te leggen.
Devam ettim ve sonunda tüm zamanımı buna adamaya karar verdim.J'ai continué, et décidé de me consacrer exclusivement à ça.
Devam ettim ve sonunda tüm zamanımı buna adamaya karar verdim.결국 모든 인생을 걸기로 마음먹게되었습니다.
Devam ettim ve sonunda tüm zamanımı buna adamaya karar verdim.Lalu kemudian saya memutuskan untuk mengabdikan diri sepenuhnya pada hal itu.