Ana içeriğe geç
Sözlük

adamın ile cümle

adamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Adamın, ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktur.Tipul nu are nici cea mai mică idee ce să facă. (Râsete)
Adamın, ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktur.Ο τύπος δεν έχει ιδέα τί να κάνει. (Γέλια)
Adamın, ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktur.Музыкант совершенно не представлял, что он него требуют. (Смех.)
Adamın, ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktur.Човекът няма представа какво да прави. (Смях)
Adamın, ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktur.ולבחור אין שום מושג מה לעשות. (צחוק)
Adamın, ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktur.(والعازف ليس عنده فكرة عمّا يجب فعله. (ضحك
Adamın, ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yoktur.「マエストロ 私はどこで吹けばよいのでしょう?」
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.그 남자의 아들들은 3 킬로미터가 떨어진 외양간에서 살도록 추방되었습니다.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Az öreg fiait kitaszították, 3 kilométernyire kellett élniük egy tehénpajtában.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Die Söhne des Mannes wurden lebenslang auf drei Kilometer Entfernung verbannt, in einen Kuhstall.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Fiii acelui om au fost alungaţi să trăiască la trei kilometri depărtare, într-un staul de vaci.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Les fils de l'homme ont été bannis, condamnés à vivre 3 kilomètres plus loin, dans une étable.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Miehen pojat karkotettiin elämään kolmen kilometrin päähän karjavajaan.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Os filhos do homem foram banidos para três quilómetros de distância, e viviam num estábulo de vacas.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Sönerna förvisades till att bo tre kilometer bort, i ett koskjul.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Sus hijos fueron desterrados a tres km de distancia, en un cobertizo de vacas.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Synowie tego człowieka zostali wygnani z wioski, żeby żyć trzy kilometry od niej, w komórce dla zwierząt.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Zijn zoons werden verbannen naar een koeienstal, drie kilometer verderop.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Ο γιοί του άντρα εξορίστηκαν να ζουν 3 χιλιόμετρα μακριά, σε μια στάνη.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Синам чоловіка було наказано жити в трьох кілометрах від села, в сараї.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Синовете на мъжа бяха прокудени да живеят на три километра, в обор.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.Сыновьям мужчины было наказано жить в трех километрах от деревни, в сарае.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.בניו של האיש הוגלו למרחק שלושה קילומטרים משם, לחיות ברפת.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.تم نفي أبناء الرجل ليعيشوا على بعد ثلاثة كيلومترات، في زريبة البقر.
Adamın oğlu üç kilometere ötedeki inek ahırında yaşamaya zorlanmış.勿論、欧米人は「単なる事故だったんだからそれは不公平だ。
Adamın paraya ihtiyacı var.Esta persona necesita dinero.
Adamın paraya ihtiyacı var.私は彼らに貸すお金を持っている、 しかし、この会社の信用格付は、
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Eu vi este homem abrir um pacote de cigarros com as mãos a tremer, e oferecer-lhe um.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Ich beobachtete, wie der Mann mit zitternden Händen eine Packung Zigaretten öffnete und ihr eine anbot.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Ik zag de man een pak sigaretten openen, met trillende handen, en er haar een aanbieden
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Jag såg denna man öppna ett paket cigaretter med darrande händer och erbjuda henne en.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.J'ai observé l'homme ouvrir un paquet de cigarettes les mains tremblantes, et lui en offrir une.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.전 그 노인이 떨리는 손으로 담배갑을 열어 한 개피를 그녀에게 건네는 걸 봤어요.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.L-am văzut pe bătrân deschizând un pachet de ţigări cu mâini tremurătoare şi oferindu-i una.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Láttam, ahogy az öregember kinyitott egy csomag cigarettát, mindezt remegő kézzel, és megkínálta egy szállal.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Oglądałąm jak pan otworzył paczkę papierosów z trzęsącymi się rękoma i poczęstował ją.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Vi al hombre abrir un paquete de cigarrillos con manos temblorosas y ofrecerle uno a ella.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Viděla jsem, jak ten muž třesoucíma rukama otvírá balíček cigaret a jednu mu nabízí.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Vidi l'uomo aprire un pacchetto di sigarette con le mani tremanti e offrirgliene una.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Είδα τον άντρα να ανοίγει ένα πακέτο τσιγάρα με τρεμάμενα χέρια και να της προσφέρει.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Гледах дядото да отваря кутия цигари с треперещи ръце и й предлагаше една.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Я видела, как мужчина открыл пачку сигарет трясущимися руками и предложил одну ей.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.Я побачила, як продавець відкрив пачку цигарок тремтячими руками і пригостив трансвестита.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.ראיתי את האיש פותח חבילת סיגריות בידיים רועדות ומציע לה אחד.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.شاهدت البقال يفتح علبة سجائر بيدين مرتعشتين ويعرض سيجارة للمتخنث.
Adamın sigara paketini açıp titreyen elleriyle bir tane de ona uzatmasını seyrettim.彼女にふるまう店主の姿が いまだに私の脳裏に 焼きついています
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A gdym ja to słyszał a nie zrozumiałem, rzekłem: Panie mój! cóż za koniec będzie tych rzeczy?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A ja, keď som to počul, a nerozumel som tomu, povedal som: Môj pane, čo bude po tom po všetkom?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.A když jsem já slyše, nerozuměl, řekl jsem: Pane můj, jaký konec bude těch věcí?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Eu am auzit, dar n'am înţeles; şi am zis: ,,Domnul meu, care va fi sfîrşitul acestor lucruri?``
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Eu, pois, ouvi, mas não entendi; por isso perguntei: Senhor meu, qual será o fim destas coisas?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.In jaz sem slišal, a nisem razumel; in rečem: Gospod moj, kaj bode posledek teh reči?
Adamın soyu İsrailde ‹Çarığı çıkarılanın soyu› diye bilinecek.Und sein Namen soll in Israel heißen "des Barfüßers Haus".
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Io udii bene, ma non compresi, e dissi: «Mio Signore, quale sarà la fine di queste cose?»
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Ja minä kuulin, mutta en ymmärtänyt, ja minä sanoin: "Herrani, mikä on oleva näitten päätös?"
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.J`entendis, mais je ne compris pas; et je dis: Mon seigneur, quelle sera l`issue de ces choses?
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.내가 듣고도 깨닫지 못한지라 내가 가로되 내 주여 이 모든 일의 결국이 어떠하겠삽나이까
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Och jag hörde detta, men förstod det icke; och jag frågade: »Min herre, vad bliver slutet på allt detta?»
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Og jeg hørte det, men fattede det ikke; så spurgte jeg: "Herre hvad er det sidste af disse Ting?"
Adamın söylediklerini duydumsa da anlamadım. Bunun için, ‹‹Ey efendim, bunların sonu ne olacak?›› diye sordum.Og jeg hørte det, men forstod det ikke, og jeg sa: Herre! Hvad er det siste av disse ting?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod