Herhangi bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalet için bir tehdittir.Injustice anywhere is a threat to justice everywhere.
Adaletsizlik adaletsizlik doğurur.Injustice breeds injustice.
Daha yüksek adaletsizlikler 1'den yüksek Theil endeksine yol açar.Higher inequalities yield Theil indices above 1.
Gelir dağılımındaki adaletsizlikler sosyal yaşamı da etkilemektedir.Rising income inequality also affects the funding of the Social Security program.
Bu kurum siyahi kadınlara karşı yapılan ırk ayrımı ve diğer adaletsizliklere karşı savaş veriyordu.She brought attention to the racial inequities faced by Black people.
Bu adaletsizlik ve ahlaksızlığın en yüksek boyutu.""The Height of Inequality".
Adaletsizlik olduğu için mi?Because there are injustices?
Peki, neden adaletsizlik var?But why there are injustices?
Adaletsizlik olduğu müddetçe, birinin fedakarlıkta bulunması lazım![Man: As long as there is injustice, someone must make a sacrifice!]
"Adaletsizlikle savaşmaya çalışıyoruz.I said, "Well we're trying to challenge injustice.
Bu tür adaletsizliklerin beraberinde ortaya çıkan toplumsal zorluklar bir takım ilgiyi hak ediyor.The societal challenges that come along with that kind of inequality deserve some attention.
Çünkü adaletsizlik hakkında bir şey duyduğumuzda... ...umursadık.Because when we heard about injustice
Hindistanda'da adaletsizlik aslında bölgelerin içinde, bölgeler arasında değil.Now in India, the big inequities are within the state, rather than between the states.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Older people can view injustice with compassion, but not despair.
Öyleyse ne diyelim? Tanrı adaletsizlik mi ediyor? Kesinlikle hayır!What shall we say then? Is there unrighteousness with God? May it never be!
Şimdi sen, aramızda hak ile hükmet, adaletsizlik etme. Bizi yolun denge noktasına ilet.!So judge between us with equity, and do not be unjust, and guide us to the right path.
Mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Bu büyük bir adaletsizlik olur.Surely, this is a great sin.
Bu büyük bir adaletsizlik olur.Lo! that would be a great sin.
Birimiz ötekinin hakkını çiğnedi. Şimdi sen, aramızda hak ile hükmet, adaletsizlik etme.Judge between us justly, and do not transgress, and guide us to the Right Path.
Bu adaletsizlikle yaşamak hepimize haramdır.Such a shame that it was only his death that brought it about.
Çevresel adaletsizlik ve borç krizi yüzünden şiddetlenen bir doğal felaketA natural disaster aggravated by environmental injustice and debt crisis
Şarkının sözlerinde ise insanları yolsuzluk ve adaletsizlikle mücadele etmeye çağırıyordu.When freedom of expression is met with suppression and oppression.
Sanatta adaletsizlik yoktur. “Şu rolu ben oynamalıydım, ama oynayamadım” diye bir şey olmaz.There is no injustice in art, there is no "I should’ve got that part, but didn’t".
Adaletsizlik diye bir şey yok, çünkü kişi hak ettiği şeyi önünde sonunda elde eder.There's no injustice, because a person gets what they deserve sooner or later.
Şarkı için sosyal adaletsizlikleri vurgulayan bir müzik videosu da çekildi.An accompanying music video highlights social injustices.
Dizi: sınıf savaşı, sosyal adaletsizlik ve hayatta kalma politikalarını sorguluyor.The series questions class warfare, social injustice, and the politics of survival.
"Adaletsizlikten kaçının.""Avoid injustice."
Güne adaletsizlik hükmedecek ve Süfyani'nin hayatı hiçe sayması kadın ve çocuklara kadar uzanacak.Injustice will rule the day and the Sufyani's disregard for life will extend to women and children.
Dünyadaki adaletsizliklere karşı cesaretini, dayanıklılığını ve umudunu yitirmez.Dem Leid und dem Elend in der Welt sei kein Sinn abzugewinnen.
Bu yetkilerini kullanmakla Astro suç, kötülük ve adaletsizlikle savaşa devam ediyordu.Astro combat le mal, le crime et l'injustice.
Olumsuz Yönleri: Küresel düzeyde gelir adaletsizlikleri ortaya çıkar.Aspects sociaux : les inégalités devant le risque.
Yazı kariyeri boyunca Korolenko İnsan haklarını savundu ve adaletsizlik ve zulüme karşı oldu.Il Corano quando descrive Eliseo, narra circa la sua onestà e la sua giustizia.
Adaletsizlik, adaletin olmama veya karşında olma durumunu ifade eder.Несправедливость относится к отсутствию или противоположности справедливости.
Bu yetkilerini kullanmakla Astro suç, kötülük ve adaletsizlikle savaşa devam ediyordu.Атом начинает бороться со злом и несправедливостью.
Yıllarca dünyayı dolaşarak adaletsizlik ile mücadele edebilmenin yolunu arar ve Gotham'a döner.يجوب العالم لعدة سنوات باحثا عن طرق لمحاربة الظلم، ثم يعود لغوثام.
Bu adaletsizlik ve ahlaksızlığın en yüksek boyutu."وكل هذا وذاك من الجهاد الأكبر.»
Daha yüksek adaletsizlikler 1'den yüksek Theil endeksine yol açar.Desigualdades mais altas produzem índices de Theil maiores que 1.
Gelir dağılımındaki adaletsizlikler sosyal yaşamı da etkilemektedir.Essa aleatoriedade das consequências é inerente à vida social.
Adaletsizlik olmasaydı adaletin adı bilinmezdi.Uma lei injusta não seria, portanto, lei.
Adaletsizlik adaletin, soğuk sıcağın karşıtıdır.O calor é o oposto do frio.
MacGyver her zaman kötü insanlarla ve adaletsizliklerle mücadele etmek için hazırdır.MacGyver staat altijd klaar om mensen te helpen en bestrijdt onrecht en soms het kwaad.
7 kişiye karşı 12 kişi oynamak adaletsizlikti, kırmızı kartı 11 kişi kalmaları için çıkardım." demiştir.W Primera División rozegrał 11 meczów, w tym we dwóch otrzymał czerwoną kartkę.
Yargılanan hakimler, yaptıkları adaletsizlikleri "ülke çıkarları" gerekçesiyle savunmuşlardı.Den som stod anklagad fick själv bestämma (nämna) vilka som skulle utgöra edgärdesmän.
Marinetti'ye göre "sanat şiddet, zulüm ve adaletsizlik dışında hiçbir şeydir".Marjasin kommenterade åtalet med att han handlat "klantigt, men inte oetiskt eller brottsligt".
Adaletsizlik, adaletin olmama veya karşında olma durumunu ifade eder.Несправедливість — відсутність або протилежність справедливості.
Adaletsizlik, adaletin olmama veya karşında olma durumunu ifade eder.Bezpráví je označení pro křivdu, nespravedlnost nebo příkoří.
Herhangi bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalet için bir tehdittir.Nedreptatea este o amenințare la adresa justiției de pretutindeni indiferent de loc.
Adaletsizlik olmasaydı adaletin adı bilinmezdi.Nimestään huolimatta kysymyksessä ei ole tuomioistuin.
Yıllarca dünyayı dolaşarak adaletsizlik ile mücadele edebilmenin yolunu arar ve Gotham'a döner.Đi vòng quanh thế giới nhiều năm để tìm cách chiến đấu chống lại sự bất công, anh trở lại Gotham.
Adaletsizlik, adaletin olmama veya karşında olma durumunu ifade eder.^ ゆでたまご「姿を現すは正義か悪か!
Daha yüksek adaletsizlikler 1'den yüksek Theil endeksine yol açar.较高的不平等程度产生高于1的Theil指数。
Yıllarca dünyayı dolaşarak adaletsizlik ile mücadele edebilmenin yolunu arar ve Gotham'a döner.수 년동안 불의에 맞서 싸우는 것에 대한 의미를 찾기 위해 전 세계를 여행하고서 그는 고담으로 돌아온다.
Yıllarca dünyayı dolaşarak adaletsizlik ile mücadele edebilmenin yolunu arar ve Gotham'a döner.Putujući svijetom nekoliko godina u potrazi za sredstvima borbe protiv kriminala, vraća se u Gotham.
Bu adaletsizlik ve ahlaksızlığın en yüksek boyutu."Razumijete li poremećenost i apsurdnost ovoga?"
Ve şöyle diyor: "Ben sadece adaletsizlikten nefret ediyorum, Normanlardan değil."Pavyzdžiui, beprasmis teiginys: „aš jokiu būdu nesu antisemitas, aš tik nekenčiu žydų“.
Adaletsizlik, adaletin olmama veya karşında olma durumunu ifade eder.Tasumisest kõrvalehoidmine on ebaaususe või ebaõigluse liik.
1960'lı yıllarda başlayan bu yatırım azalması oluşacak bütün çevresel adaletsizliklerin zeminini hazırladı.1960년대에 시작된 투자 회수는 그 후에 발생한 모든 환경 부정의를 위한 바탕이 되었습니다.
1960'lı yıllarda başlayan bu yatırım azalması oluşacak bütün çevresel adaletsizliklerin zeminini hazırladı.1960-luvulla alkanut divestointi loi pohjan kaikille tuleville ekologisille epäoikeudenmukaisuuksille.
1960'lı yıllarda başlayan bu yatırım azalması oluşacak bütün çevresel adaletsizliklerin zeminini hazırladı.A befektetés hiánya, ami a hatvanas években kezdődött előkészítette a terepet a környezeti igazságtalanságnak.
1960'lı yıllarda başlayan bu yatırım azalması oluşacak bütün çevresel adaletsizliklerin zeminini hazırladı.O desinvestimento, que começou nos anos 60, criou as condições para todas as injustiças que viriam a seguir: