Unutma ki kanunlar adaletsiz ve eğitimsiz bir sistem için birer ihtiyaçtır.Rappelez-vous, les lois sont nécessaires dans un système injuste et ignorant.
Unutma ki kanunlar adaletsiz ve eğitimsiz bir sistem için birer ihtiyaçtır.Recuerda, las leyes sólo son necesarias en un sistema injusto y carente de educación
Unutma ki kanunlar adaletsiz ve eğitimsiz bir sistem için birer ihtiyaçtır.Ricorda le leggi sono necessarie in ingiusto e ineducato sistema.
Unutma ki kanunlar adaletsiz ve eğitimsiz bir sistem için birer ihtiyaçtır.Θυμηθείτε, οι νόμοι είναι απαραίτητοι σε ένα άδικο και ανεκπαίδευτο σύστημα
Unutma ki kanunlar adaletsiz ve eğitimsiz bir sistem için birer ihtiyaçtır.Запомнете: законите са необходими в несправедлива и необразована система.
Unutma ki kanunlar adaletsiz ve eğitimsiz bir sistem için birer ihtiyaçtır.<別の解決策>
Ve bir neslin bir sonrakine daha da büyük borç bırakması adaletsizliğine son vereceğiz. [ALKIŞLAR]سنوقف الظلم الحاصل من جعل الاجيال الجديدة تدفع ديون الاجيال التي سبقتها من جيل لأخر
Ve bunu onun deneyimlerinden söylüyorum. Bir çok acıya ve adaletsizliğe katlanmış olanların deneyimlerinden.En ik zeg dat uit ervaring.Als diegene die veel onrecht en leed ondergaan heeft.
Ve bunu onun deneyimlerinden söylüyorum. Bir çok acıya ve adaletsizliğe katlanmış olanların deneyimlerinden.'그'의 경험에 빗대어 말하는 겁니다. 많은 부당함과 고통을 겪은 사람들이죠
Ve bunu onun deneyimlerinden söylüyorum. Bir çok acıya ve adaletsizliğe katlanmış olanların deneyimlerinden.وأقول هذا بعيدا عن تجاربه.فقد كان عليه أن يستحمل الكتير من الألم و الظلم.
Ve bunu onun deneyimlerinden söylüyorum. Bir çok acıya ve adaletsizliğe katlanmış olanların deneyimlerinden.私はヴェトナム戦争を生き抜きました。そしてたくさんの人々が私や、私の仲間、私の国を不当に扱いました。
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Ce-ar fi dacă implicarea noastră în sărăcie şi nedreptate e exact ceea ce îşi doresc teroriştii?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Co jeśli nasze przyczynianie się do ubóstwa i niesprawiedliwości to dokładnie to czego chcą terroryści.
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?E se, na verdade, lutar contra a pobreza e a injustiça é exactamente o que os terroristas querem que façamos?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?테러리스트들이 실제로 원하는 것이 그들의 가난과 부정에 우리가 관여해주는 것이라면, 어쩔 것인지?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Was, wenn die Terroristen von uns gerade den Kampf gegen Armut und Ungerechtigkeit einfordern?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Wat als onze betrokkenheid met armoede en onrecht precies het doel van de terroristen zou zijn?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?¿Y si lo que los terroristas quisieran fuera nuestro compromiso contra la injusticia y la pobreza?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?Что если на самом деле наша борьба с нищетой и несправедливостью и есть то, чего добивались от нас террористы?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?מה אם, למעשה, מעורבות בנושאי עוני ואי-צדק היא בדיוק מה שהטרוריסטים מבקשים שנעשה?
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?وماذا لو، بالفعل، مشاركتنا في الفقر والظلم هي بالفعل مايريده الارهابيين منا ان نفعله؟
Ya gerçekten de yoksulluk ve adaletsizliğe angaje olmamız tam da teröristlerin yapmamızı istediği şey ise?立ち向かって欲しいだけなのではないだろうか? 爆破テロは私達に対する緊急信号なのではないだろうか?
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.C'est donc extrêmement injuste envers les pauvres.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Deci e foarte incorect față de oamenii nevoiași.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Derfor er det ekstremt urimeligt i forhold til de fattige.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Es ist also extrem unfair für Arme.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Esto es muy injusto para con los pobres.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Het is erg oneerlijk tegenover de armen.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.K chudobným je extrémne nespravodlivý.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.그래서 가난한 사람들에게는 매우 불공정한 모델입니다.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Por isso, é extremamente injusto para os mais pobres.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Quindi è estremamente ingiusto nei confronti dei poveri.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Takže je extrémně nefér k chudým.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum. Tamamiyle zenginlerden yana bir durum.Je torej izjemno nepravična do revnejših in namenjena bogatim.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum. Tamamiyle zenginlerden yana bir durum.Tehát ez kimondottan igazságtalan a szegényekkel szemben, és elfogult a gazdagok felé.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.To strasznie niesprawiedliwe wobec biednych.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Vì vậy nó cực kỳ bất công với người nghèo.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Είναι πολύ άδικο για τους φτωχούς.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Поэтому это крайне ущемляет бедных.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Така че това е изключително несправедливо към бедните.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.Тому це дуже нечесно по відношенню до бідних.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.אז הוא מאוד לא הוגן כלפי העניים.
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.اذا هو غير عادل بالنسبة للفقراء
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.お金持ち向けに特化したモデルです
Yani bu fakirler için son derece adaletsiz bir durum.所以佢對貧窮人口系極唔公平嘅。
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Ältere Menschen können mit Mitgefühl auf Ungerechtigkeit schauen, und nicht mit Verzweiflung.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Az idősebbek az igazságtalanságra esetleg együttérzéssel tekintenek, de nem kétségbeeséssel.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.노인들은 부당함을 절망이 아닌, 연민으로 볼수 있습니다.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Las personas mayores ven las situaciones injustas con compasión, pero sin desesperación.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Le persone anziane vedono l'ingiustizia con compassione, non con disperazione.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Les gens plus âgés peuvent voir l'injustice avec compassion, mais pas avec désespoir.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Người lớn tuổi có thể nhìn sự bất công với lòng trắc ẩn, chứ không phải thất vọng.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Orang yang lebih tua dapat melihat ketidakadilan dengan perasaan terharu, tapi tidak dengan putus asa.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Os idosos conseguem ver a injustiça com compaixão, em vez de desespero.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Oudere mensen kunnen onrecht bekijken met medeleven, maar zonder wanhoop.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Stasi patrzą na niesprawiedliwość ze współczuciem, a nie z desperacją.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Vârstnicii pot privi nedreptatea cu milă, nu cu disperare.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Οι μεγαλύτεροι άνθρωποι μπορούν να δουν την αδικία με συμπόνια, αλλά όχι με απελπισία.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.По-възрастните хора са способни да погледнат на неправдата със състрадание, но не и с отчаяние.
Yaşlı insanlar adaletsizlikleri umutsuzlukla değil de merhametle değerlendirebiliyorlar.Пожилые люди могут отнестись к несправедливости с пониманием, а не с отчаянием.