Her Şeye Gücü Yetene biz ulaşamayız. Gücü yücedir, Adaleti ve eşsiz doğruluğuyla kimseyi ezmez.Protož bojí se ho lidé; neohlédá se na žádného z těch, kdož jsou moudrého srdce.
Her Şeye Gücü Yetene biz ulaşamayız. Gücü yücedir, Adaleti ve eşsiz doğruluğuyla kimseyi ezmez.Вседержитель! мы не постигаем Его. Он велик силою, судом и полнотою правосудия. Он никого не угнетает.
Her Şeye Gücü Yetene biz ulaşamayız. Gücü yücedir, Adaleti ve eşsiz doğruluğuyla kimseyi ezmez.שדי לא מצאנהו שגיא כח ומשפט ורב צדקה לא יענה׃
Her Şeye Gücü Yetene biz ulaşamayız. Gücü yücedir, Adaleti ve eşsiz doğruluğuyla kimseyi ezmez.القدير لا ندركه. عظيم القوة والحق وكثير البر. لا يجاوب.
Her Şeye Gücü Yetene biz ulaşamayız. Gücü yücedir, Adaleti ve eşsiz doğruluğuyla kimseyi ezmez.論 到 全 能 者 、 我 們 不 能 測 度 . 他 大 有 能 力 、 有 公 平 和 大 義 、 必 不 苦 待 人
Her Şeye Gücü Yetene biz ulaşamayız. Gücü yücedir, Adaleti ve eşsiz doğruluğuyla kimseyi ezmez.論到 全 能者 、 我 們 不 能 測度 . 他 大有 能力 、 有 公平 和 大 義 、 必 不 苦 待人
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.성실이 없어지므로 악을 떠나는 자가 탈취를 당하는도다 여호와께서 이를 감찰하시고 그 공평이 없은 것을 기뻐 아니하시고
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.Sandhedens Plads står tom, og skyr man det onde, flås man. Og HERREN så til med Harme, fordi der ikke var Ret;
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.ותהי האמת נעדרת וסר מרע משתולל וירא יהוה וירע בעיניו כי אין משפט׃
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.وصار الصدق معدوما والحائد عن الشر يسلب. فرأى الرب وساء في عينيه انه ليس عدل
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.誠 實 少 見 . 離 惡 的 人 反 成 掠 物 。 那 時 、 耶 和 華 看 見 沒 有 公 平 、 甚 不 喜 悅
Hiçbir yerde gerçek yok, Kötülükten çekinen soyuluyor!›› RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü.誠實 少見.離惡 的 人 反 成掠物 。 那時 、 耶和華 看 見沒 有 公平 、 甚 不 喜 悅
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Először is, hogy a gyermekeinket megszabadítsa, és másodjára, hogy igazságot szolgáltasson.
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Følge ham, hvor han er Først at redde vores børn Og for det andet, at levere retfærdighed
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Följa honom var han än är Först för att rädda våra barn Och för det andra, att leverera rättvisa
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Inseguirlo ovunque egli sia Primo per recuperare i nostri bambini
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.그가 어디있던지 따라가서요. 첫째로, 우리의 아이들을 구해내기 위해서 그리고 둘째로, 정의를 실현하기 위해서 말입니다.
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Làm theo anh ta bất cứ nơi nào ông là Lần đầu tiên để cứu trẻ em của chúng tôi Và thứ nhì, để cung cấp tư pháp
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Pertama untuk menyelamatkan anak-anak kita
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için."Poursuivez-le où qu'il soit." "Premièrement pour sauver nos enfants" "et deuxièmement pour rendre justice."
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Que o sigam onde ele for Primeiramente para resgatar as crianças E depois, fazer valer a justiça
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Volg hem waar hij ook is Eerst te redden van onze kinderen En ten tweede, om recht te doen
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Za prvé, abychom zachránili naše děti a za druhé, abychom nastolili spravedlnost.
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.Да го следваме където и да е. Първо, за да спасим децата си. И второ, за да има справедливост.
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.לעקוב אחריו איפה שהוא קודם כדי להציל את ילדינו ושנית, כדי להביא צדק
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.لنلاحقه أينما كان أولاً لحماية أطفالنا وثانياً: لتحقيق العدالة
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.無論他在何處都要找出來 首先要解救我們的孩子 其後將他繩之以法
İlk önce çocuklarımız... ...ikinci olarak, adaleti sağlamak için.私たちの子供たちを救わないと。 そして、天罰を下す。」 「私たちは、ウガンダの友人達と協力をして行く事をかたく誓った。
--"İnsanların konuşmalarını duydum adaletin sağlanamayacağına inanıyorlar çünkü sağlayabilecek kaynaklar yok."불평하는것을 들었습니다 -- "저는 말해지는것을 들었는데 우리에게는 리소스가 없기 때문에 정의를 창조하는것을 도울 수가 없습니다"
--"İnsanların konuşmalarını duydum adaletin sağlanamayacağına inanıyorlar çünkü sağlayabilecek kaynaklar yok.""Ouvi dizer que não podemos ajudar a criar justiça "porque não temos os recursos."
--"İnsanların konuşmalarını duydum adaletin sağlanamayacağına inanıyorlar çünkü sağlayabilecek kaynaklar yok.""Slišal sem, da ne moremo pomagati ustvarjati pravice, ker nimamo sredstev."
--"İnsanların konuşmalarını duydum adaletin sağlanamayacağına inanıyorlar çünkü sağlayabilecek kaynaklar yok."ומעוצבנים -- "שמעתי שנאמר שאנחנו לא יכולים לעזור ביצירת צדק "מפני שאין לנו את המשאבים
--"İnsanların konuşmalarını duydum adaletin sağlanamayacağına inanıyorlar çünkü sağlayabilecek kaynaklar yok."ويتمتمون-- " لقد سمعت القول بأننا لا يمكن أن نحقق العدالة لأننا لا نملك الموارد."
--"İnsanların konuşmalarını duydum adaletin sağlanamayacağına inanıyorlar çünkü sağlayabilecek kaynaklar yok.""我々には正義をもたらすことは出来ないんだ その為の資質がないから"と言う会話なんだ」 「でも分かってもらいたいのは
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››Aprended a hacer el bien, buscad el derecho, reprended al opresor, defended al huérfano, amparad a la viuda
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››선행을 배우며 공의를 구하며 학대 받는 자를 도와주며 고아를 위하여 신원하며 과부를 위하여 변호하라 하셨느니라
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››lær det gode, læg Vind på, hvad Ret er; hjælp fortrykte, skaf faderløse Ret, før Enkens Sag!
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››Leer goed te doen, wees rechtvaardig en help de armen, de wezen en de weduwen.
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››učite se delati dobro, iščite pravice, tlačenemu pomagajte, pravico sodite siroti, potezajte se za vdovo!
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››Učte sa dobre robiť, hľadajte súd, dopomáhajte utlačenému k právu, súďte súd siroty, zastaňte sa práva vdovy.
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››научитесь делать добро, ищите правды, спасайте угнетенного, защищайте сироту, вступайтесь за вдову.
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››למדו היטב דרשו משפט אשרו חמוץ שפטו יתום ריבו אלמנה׃
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››تعلموا فعل الخير اطلبوا الحق انصفوا المظلوم اقضوا لليتيم حاموا عن الارملة.
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››學 習 行 善 . 尋 求 公 平 、 解 救 受 欺 壓 的 、 給 孤 兒 伸 冤 、 為 寡 婦 辨 屈
İyilik etmeyi öğrenin, Adaleti gözetin, zorbayı yola getirin, Öksüzün hakkını verin, Dul kadını savunun.››學習 行善 . 尋求 公平 、 解救 受 欺壓 的 、 給孤 兒 伸冤 、 為寡婦 辨屈
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.Deci asta pune ea la îndoială, își asumă un risc și punând la îndoială ce este dreptatea în societate.
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.Donc, ce qu'elle demande ici, elle prend un risque à demander ce que la justice est dans la société.
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.그래서 그녀가 여기서 질문을 하고 있는 것은, 그녀는 기회를 잡고 있다는 것이죠. 그리고 사회에 있는 정의가 무엇인지에 대해 묻고 있죠.
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.One podejmuje tu ryzyko i pyta, czym wśród ludzi jest sprawiedliwość.
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.Ze stelt hier vragen bij, ze neemt een risico en vraagt wat voor rechtvaardigheid er is in de samenleving.
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.И вот она спрашивает тут, она пользуется случаем и спрашивает, что для общества означает справедливость.
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.Онова, което тя поставя под въпрос тук - рискува да постави под въпрос какво е справедливост в обществото.
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.מה שהיא תוהה עליו כאן, היא מנצלת את ההזדמנות לתהות אודות מהות הצדק בחברה.
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.إذَا مالذي تتسأل عنه هاهنا, أنها ستستغل الفرصة لتتسأل عن معنى العدالة في المجتمع
Kendisinin sorguladığı şey, kendisi bir riske giriyor ve bir toplumda adaletin ne olduğunu sorguluyor.世間で言われる正義とは何か? 「悔しさを飲み込んで」です
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Bojte sa meča, lebo pomsta za neprávosti je meč. Aby ste vedeli, že bude súd!
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››bojte se meča! kajti meč bo maščeval krivice, da bi vedeli, da je sodba.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Bojte se meče, nebo pomsta za nepravosti jest meč, a vězte, žeť bude soud.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Craignez pour vous le glaive: Les châtiments par le glaive sont terribles! Et sachez qu`il y a un jugement.
Kılıçtan korkmalısınız, Çünkü kılıç cezası öfkeli olur, O zaman adaletin var olduğunu göreceksiniz.››Féljetek a fegyvertõl, mert a fegyver a bûnök miatt való büntetés, hogy megtudjátok, hogy van ítélet!