Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Voor mij gaat het om gerechtigheid voor de geschiedenis en verantwoordelijkheid voor de toekomst.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Y para mí representa un hecho de justicia histórica y de responsabilidad para el futuro.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Для мене - це справа історичної справедливості та відповідальності за майбутнє.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Для меня — это дело исторической справедливости и ответственности за будущее.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.За мен това е въпрос на историческо правосъдие и отговорност за бъдещето.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.בעיניי זה עניין של צדק כלפי העבר, ואחריות כלפי העתיד.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.وبالنسبة لي الأمر مسألة عدالة للتاريخ، ومحاسبة للمستقبل.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.なぜならカンボジアは時として無法地帯となるからです
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Châtie-moi, ô Éternel! mais avec équité, Et non dans ta colère, de peur que tu ne m`anéantisses.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Correggimi, Signore, ma con giusta misura, non secondo la tua ira, per non farmi vacillare»
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Corrígeme, oh Jehovah, pero con tu juicio; no con tu furor, para que no me empequeñezcas
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Corrige-me, ó Senhor, mas com medida justa; não na tua ira, para que não me reduzas a nada.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Fenyíts meg engem, Uram, de mértékkel, nem haragodban, hogy szét ne morzsolj engem!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Kárej mne, Hospodine, však milostivě, ne v hněvě svém, abys nesetřel mne.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Karhaj ma, Hospodine, avšak podľa milostivého súdu, nie vo svojom hneve, aby si neurobil zo mňa primálo.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Karz mię, Panie! ale łaskawie, nie w gniewie swym, byś mię snać wniwecz nie obrócił.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.여호와여 나를 징계하옵시되 너그러이 하시고 진노로 하지 마옵소서 주께서 나로 없어지게 하실까 두려워하나이다
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Kurita minua, Herra, mutta kohtuudella, äläkä vihassasi, ettet minua ylen vähäiseksi tekisi.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Pedepseşte-mă, Doamne, dar cu măsură, şi nu în mînia Ta, ca să nu mă nimiceşti!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Så tukta mig, HERRE likväl med måtta; icke i din vrede, på det att du ej må göra mig till intet.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Tugt os, HERRE, men med Måde, ikke i Vrede, for ikke at gøre os færre!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Tukt mig, Herre, men med måte, ikke i din vrede, forat du ikke skal gjøre mig liten og arm!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Züchtige mich, HERR, doch mit Maßen und nicht in deinem Grimm, auf daß du mich nicht aufreibest.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Κυριε, παιδευσον με, πλην εν κρισει μη εν τω θυμω σου, δια να μη με συντελεσης.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Господи, наказвай ме, но с мярка, Не в гнева Си, да не би да ме довършиш.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Наказывай меня, Господи, но по правде, не во гневе Твоем, чтобы не умалить меня.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.יסרני יהוה אך במשפט אל באפך פן תמעטני׃
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.ادبني يا رب ولكن بالحق لا بغضبك لئلا تفنيني.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.耶 和 華 阿 、 求 你 從 寬 懲 治 我 . 不 要 在 你 的 怒 中 懲 治 我 、 恐 怕 使 我 歸 於 無 有
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.耶和華 阿 、 求 你 從寬懲 治 我 . 不要 在 你 的 怒 中懲治 我 、 恐怕 使 我 歸於 無有
"Ben ölmüş olsaydı," dedi Marvel. "Bu adalet değil," dedi, "yapmanız gerekir itiraf ...."내가 죽어 버렸음 좋겠어,"마블했다. "이것은 정의가 아니다"고 말했다, "당신이해야합니다
"Ben ölmüş olsaydı," dedi Marvel. "Bu adalet değil," dedi, "yapmanız gerekir itiraf ...."كنت أتمنى لو كان ميتا" ، وقال الأعجوبة. "ليس من العدالة" ، وقال انه "؛ يجب عليك
"Ben ölmüş olsaydı," dedi Marvel. "Bu adalet değil," dedi, "yapmanız gerekir itiraf ....認める....それは私が完璧な右をした私には思われる - "
Ben onlara bir adalet biraz vermelidir.Debo darles un poco de justicia.
Ben onlara bir adalet biraz vermelidir.Ik moet ze recht doen.
Ben onlara bir adalet biraz vermelidir.Muszę im to oddać nieco sprawiedliwości.
Ben onlara bir adalet biraz vermelidir.Розглянемо їх детальніше
Ben onlara bir adalet biraz vermelidir.אני אתן להם קצת כבוד כאן
Ben onlara bir adalet biraz vermelidir.لابد وان انوه عن هذه.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Am implor pentru justiţie, ceea ce tu, domn, trebuie să; Romeo ucis Tybalt, Romeo nu trebuie să trăiască.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Błagam o sprawiedliwość, którą ty, książę, musi dać; Romeo zabił Tybalta, Romeo nie może żyć.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Chiedo per la giustizia, che tu, principe, deve dare; Romeo uccise Tebaldo, Romeo non deve vivere.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Eu imploro por justiça, que tu, príncipe, deve dar; Romeo matou Tybalt, Romeo não deve viver.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Ich bitte um Gerechtigkeit, die du, Fürst, müssen geben; Romeo erschlagen Tybalt, Romeo darf nicht leben.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Ik smeek voor gerechtigheid, die gij, vorst, moet geven; Romeo doodde Tybalt, Romeo mag niet leven.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Jag ber för rättvisa, som du, prins, måste ge, Romeo dödade Tybalt, får Romeo inte leva.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Jeg beder for retfærdighed, som du, prins, må give; Romeo dræbte Tybalt, må Romeo ikke leve.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Je prie pour la justice, que tu, prince, doit donner; Roméo a tué Tybalt, Roméo ne doit pas vivre.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.나는 그대, 왕자가 부여해야합니다 정의, 구걸, 로미오 슬루 티볼트가, 로미오 살 수 없습니다.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Könyörgöm az igazság, ami te, herceg, meg kell adni; Romeo megölte Tybalt, Romeo nem él.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.PRINCEロメオスルー彼に、彼スルーマーキューシオ:
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Prosím o spravedlnost, kteréž, princ, musí dát, Romeo zabil Tybalta, musí Romeo nežije.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Prosím o spravodlivosť, ktorých, princ, musí dať, Romeo zabil Tybalta, musí Romeo nežije.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Prosim za pravosodje, ki mora ti, princ, daje; Romeo ubil Tybalt, Romeo ne sme živeti.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Rukoilen oikeusministeri, jonka sinä, Prince, on annettava; Romeo tappoi Tybalt, Romeo ei saa elää.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Saya mohon keadilan, yang kamu, pangeran, harus memberikan; Romeo membunuh Tybalt, Romeo tidak harus hidup.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Te ruego por la justicia, que tú, príncipe, tiene que dar; Romeo mató a Teobaldo, Romeo no ha de vivir.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Tôi cầu xin cho công lý, mà ngươi, hoàng tử, phải cung cấp cho Romeo giết Tybalt, Romeo không phải sống.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Аз моля за справедливост, което ти, принц, трябва да даде Romeo уби Тибалт, Ромео не трябва да живеят.
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.Прошу за справедливость, которую Ты, князь, должны дать; Ромео убил Тибальта, Ромео не должен жить.