Adalet ile hukuk arasındaki bağı kesintiye uğratsa da o bağı tümüyle kopartmaz.Нарушать закон, находясь здесь, не совсем правильно.
11 Mart 1973 tarihinde Adalet Partisi'ne kaydolarak politikaya atıldı.«1 марта 1973 года в нашей стране началось проведение обмена партийных документов.
Bu ilke Almanya Federal Adalet Mahkemesi tarafından birçok kez onanmıştır.Городской суд часто базировался на немецком праве.
Adaletseverliği ile tanınmıştır.Преисполнен чувством справедливости.
Adalet Mah.MAT HONAN.
Ancak Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi bu görüşü reddetmiştir.وقد رفضت محكمة العدل الدولية واللجنة الدولية للصليب الأحمر هذا الرأي.
Hak ve adaleti hâkim kıldı.إحقاق الحق وإزهاق الباطل لنور الله التستري.
Sosyal adalet.3-العدالة الإجتماعية.
Kazak Adalet Bakanlığı 5 Ocak 2009'dan bu yana biyometrik pasaportlar vermeye başlamıştır.بدأت وزارة العدل الكازاخستانية بإصدار جوازات السفر الإلكترونية في 5 يناير 2009.
Yine 2014 seçimlerine göre on ilçe Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yönetilmektedir.ووفقا لإنتخابات 2014 يدير حزب العدالة والتنمية عشرة مدن أيضا.
Yıllarca dünyayı dolaşarak adaletsizlik ile mücadele edebilmenin yolunu arar ve Gotham'a döner.يجوب العالم لعدة سنوات باحثا عن طرق لمحاربة الظلم، ثم يعود لغوثام.
Adaletin yerini bulmasından dolayı çok mutluyum.يسرني أن ينتصر الحق.
Adalet Birliği üyesidir.وهو عضو في جمعية العدالة.
Adalet yayılması.تحقيق العدالة.
2001 - Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu.فأعلن غول عن قيام حزب العدالة والتنمية عام 2001م.
Fakat Katja adalet ve intikam istemeye karar verir.ولكن يهودا أقسم على الرجوع والانتقام.
Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in başlıca yargı organıdır.محكمة العدل الدولية، هي الجهاز القضائي للأمم المتحدة.
Adalet Bakanlığı.وزارة العدل.
Bu adaletsizlik ve ahlaksızlığın en yüksek boyutu."وكل هذا وذاك من الجهاد الأكبر.»
Nedeni ise; toprak paylaşımının adaletsizliği bahane edildi.وسببه؛ عدم استقامة قسمة السهام على الورثة إلا بكسر.
Mayıs 2008'den beri, Rusya Adalet Bakanı'dır.يشغل منصب وزير العدل منذ ماي 2008.
O da Dört sayısı gibi adaleti temsil eder.وهو عبارة عن ترس يقسم إلى اربعة اقسام متساوية.
Topuz, adaleti simgeleyen bir nesnedir.الطلقات الفضية ستبقى رمزاً للعدالة.
Adalet ve Kalkınma Partisi oyların %49.9'unu alarak en çok milletvekili çıkaran parti oldu.حقق حزب العدالة والتنمية نسبة 49.4% وهي أعلى نسبة في تاريخه واستطاع بها تشكيل الحكومة بمفرده.
Daha sonra Adalet Partisi'ne geçti.وبعدها التقت جمعية العدالة بفرقة العدالة.
Sistemin adaletliliğine ve devlet yetkililerinin doğruculuğuna güven yüksektir.وهذا يؤكّد على عظم منزلة القاضي واستقرار العدل والقانون لدى الحكومة.
2004'te Adalet ve Kalkınma Partisi'nden yerel seçimlerde Bilecik belediye başkanı seçildi.في الانتخابات المحلية عام 2004، انتخب عمدة مدينة دنيزلي من حزب العدالة والتنمية.
Bush yeryüzünde adaleti tesis etmek Allah tarafından gönderildiğini düşünüyor.يعتقد بوش بأنه مرسل من الله ليقيم العدالة على وجه الأرض.
Bence hepimiz adalet ve eşitlik, anlamlı bir yaşam için bir şans istiyoruz.Eu acho que todos nós queremos justiça e igualdade, uma chance para uma vida com significado.
Daha yüksek adaletsizlikler 1'den yüksek Theil endeksine yol açar.Desigualdades mais altas produzem índices de Theil maiores que 1.
O dönemde Emevi vergi ve idari uygulamaları bazı Müslümanlar tarafından adaletsiz olarak algılanıyordu.Na época, o imposto e gestão administrativa omíada era considerada injusta por alguns muçulmanos.
Bilgeliği ve adaleti ile tanınmıştı.Era conhecido por sua sabedoria e justiça.
Prusya Adalet bakanı onların bu taleplerini reddetti.Porém, o ministro prussiano da justiça rejeitou seu apelo.
Adalet sisteminde reform sözü verir.A Reforma do Poder Judiciário.
Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in başlıca yargı organıdır.A Corte Internacional de Justiça será o principal órgão judiciário das Nações Unidas.
Middle Temple olarak anılan adalet sarayında avukatlığa başlar.Ele foi chamado ao tribunal no Middle Temple para o cargo de juiz de direito.
Sosyal adalet.Responsabilidade social.
Adalet Bakanlığı.Ministério da Justiça.
Kral Adaleti olarak anılır.Meu rei é justiça.
Ölümüne, "üzüntünün, zehirlenmenin ya da ilahi adaletin" neden olduğu söylenir.Sua morte tem sido atribuída a uma variedade de motivos, "ao desespero, veneno e à justiça divina".
Adalet Şiilikte özel bir anlam içerir.A palavra confiança tem significado especial para o Direito.
Süreyya İlmen 1955’te, eşi Adalet Hanım ise 1966 yılında vefat etti.Süreyya morreu em 1955 e a sua mulher Adalet İlmen moreu em 1966.
1920-1921 yılları arasında İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı olarak görev yapmıştır.Em 1920-1921, ele foi ministro da Administração Interna e Ministro da Justiça.
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı web sitesi.Site do Ministério da Justiça de Portugal.
Ayrıca Allah'ın adaletinin bir özelliği olduğuna inanılır ve Ehl-i Beyt'ten çıkan imamlar desteklenir.Logo, porém, virá o fim e a justiça de Deus se fará manifesta.
2011 yılının Ağustos ayında, adalet bakanı yardımcısı olarak tekrar atandı.Em julho de 2011 um caso semelhante ao da servidora também acabou se repetindo.
Bahai Dininin en yüksek idari kurumu olan Yüce Adalet Evi Hayfa'da bulunmaktadır.A Casa Universal de Justiça, que representa o órgão supremo da Fé Bahá'í, está sediada em Haifa.
Mutharika, uluslararası adalet alanında çalıştı.Ambedkar trabalhou na área do direito.
Rashnu: Adalet, son yargılamanın, doğruluğun meleği.Box O Último Juízo, Gerações.
Yine de hukukun gücü adaleti ortadan kaldırmaya yetmez."A graça não exclui a justiça...
Adaleti sağlayacak kanunların olmasını istemiştir.Vocês deveriam conhecer a justiça.
Adalet için herkese açık mahkemeler kullanılması buyruldu.O acesso à justiça é garantido a todos, portanto.
1927 yılında, Reich Adalet Bakanlığın içindeki Bakanlar Müdürü olarak atandı.Em 1927, passa a Director Ministerial do Ministério da Justiça do Reich.
Gelir dağılımı adaletsizdir.Essa desigualdade é injusta?
Bu olaydan sonra Adalet Gardiyanları olarak adlandırılırlar.Devido a isso, eles são conhecidos como Heróis da Justiça.
Gelir dağılımındaki adaletsizlikler sosyal yaşamı da etkilemektedir.Essa aleatoriedade das consequências é inerente à vida social.
"Bu Nasıl Adalet".Como isso pode ser legal?'
Rawls’ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.Nesses termos, Rawls estabelece uma situação equitativa entre os indivíduos.
Adalet tanrılarından biri olan Vidar Odin ve Dişi bir dev'in oğludur.Pertence ao clã dos deuses Æsir, e é filho do deus Odin.
Kendini adalet olarak görmektedir ve tanrı olduğuna inanır.Eles perguntaram a ele se ele acreditava em Deus.