Adada insanların yanı sıra pek çok değişik yaratık da yaşamaktadır.В Риге, помимо людей, обитает много других существ.
Halil (Müşfik Kenter), adada ustası Mustafa'yla (Fadıl Garan) birlikte boyacılık yapmaktadır.Помимо него в группу вошли Владислав Шапиро (бас, клавишные) и Алексей Мурашов (барабаны).
Juliet, adadaki hamile kadınların bu odaya geldiklerini ve burada öldüklerini söyler.Джульет говорит, что ей тяжело на острове, и что она сожалеет, что беременные умирают на острове.
Bu adada daha çok denizcilikle uğraşanlar yaşamaktaydı.Раньше на островах временно жили несколько рыбаков.
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.Расположена на Японском архипелаге, состоящем из 6852 островов.
Adada bir havaalanı vardır.На острове есть аэродром.
Taş alet yapımında büyük ölçüde adada bulunan hammaddeler kullanılmıştır.Необходимые навыки каменного строительства он получил в столице.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.После кораблекрушения моряк Робинзон Крузо оказывается на необитаемом острове.
Ancak adada onları ejderha yapılı kuşlar karşılar.На территории острова гнездятся птицы.
Adada gençlerin yaz kampı vardır.Летом на острове действует небольшой ресторан.
Nüfusu 2001 yılı itibarı ile 7 olarak gösterilmekte; fakat adada kalıcı yerleşim bulunmamaktadır.Согласно переписи 2001 года на Корнате проживало 7 человек, однако постоянное население отсутствует.
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.Дети остаются одни на острове.
Ayrıca Full Moon Party isimli ünlü elektronik müzik partisi de bu adadaki Haad Rin plajında yapılmaktadır.Широко известен благодаря проводимой на нём ежемесячной вечеринке «Full Moon Party» на пляже Хаад Рин.
Bu dört büyük ada dışında yaklaşık on beş adada da küçük yerleşimler görülebilmektedir.Кроме этих маленьких островов в состав территории входят ещё около 15 крошечных островков.
Adada fener bulunur.На острове есть лежбища.
Adada herhangi bir göl bulunmamaktadır.На озере не имеется островов.
Ardından adada imparatorun onuruna Valentia adında yeni bir eyalet kuruldu.На острове был основан новый город, названный Кастро в честь вице-короля.
Adada kampta herkes stres altındadır.В эстуарии находятся острова.
Adada ABD'ye ait bir hava üssü de vardır.Предполагается создание базы ПРО США на острове.
Ayaklanma doğası gereği adada neredeyse bir iç savaşın yaşanmasına yol açtı.Перерыв в войне дал ему некоторое время заняться гражданскими делами на острове.
Adada toplanan verginin ada için harcanması kararlaştırıldı.Обширные доходы, поступавшие на остров тратились разумно.
Başlıca iki büyük (North Island ve South Island) ve birçok küçük adadan oluşur.Особое место занимает Новая Зеландия, состоящая из двух крупных островов (Северный и Южный) и ряда мелких.
Günümüzde adada yaşayan kişilerin Tırtar Yörükleri olduğu bilinmektedir.Неизвестно, живут ли эти животные на острове сейчас.
Adadaki ilk tarım yerleşimleri.Первая аптека острова.
Levuka, adadaki 24 yerleşimin en büyüğü ve adanın ekonomi merkezidir.Это экономический центр и самый большой из 24 населённых пунктов на острове.
Sokotra'daki insanların neredeyse hepsi ana adada yaşamaktadır.Практически все люди находятся на главном острове.
Desmond uyandığında artık adadadır.Маттео, отчаявшись, едет в Лондон.
Exuma Cays Exuma, Bahamalar'ın bir semtinde ve 360 adadan oluşuyor.Эксума (англ. Exuma) — является районом Багамских островов, в состав которого входят более чем 360 островов.
Japonya'yı oluşturan dört ana adadan üçünde bulunurlar (Honshu, Shikoku ve Kyushu).Японские соболи обитали первоначально на трёх основных южных японских островах (Хонсю, Сикоку, Кюсю, Цусиме).
Karakterler, adadan kaçmaya çalışmanın yollarını aramaktadırlar.Оставшиеся в живых персонажи благополучно покидают остров.
1983 yılında ilk kez fokların adada yavruladığı gözlemlendi.وفي عام 1983 لوحظ لأول مرة أن هذه الفقماوات قد وضعت عششها على الجزيرة.
Endonezya 17.508 adadan oluşur.إندونيسيا تضم 17508 جزيرة.
Bu sebeple adadaki Katolik nüfusuna karşı tolerans, Rum Ortodoks nüfusa karşı olandan çok daha azdı.ونتيجة لذلك، كان التسامح العثماني تجاه المجتمع الكاثوليكي أقل بكثير من نحو طائفة الروم الأرثوذكس.
Yıllar sonra, Momotarō anne ve babasından ayrılıp uzak bir adadaki şeytanlarla savaşmaya gider.وبعد سنوات، غادر موموتارو والديه ليقاتل عصابة من الأشرار ( شياطين أو الغيلان) في جزيرة بعيدة.
Japon Takımadaları toplam 6852 adadan oluşmakta olup bunlardan 430'unda yerleşim bulunmaktadır.يتألَّف الأرخبيل من 6,852 جزيرة، بينها 430 جزيرة مأهولةً بالسكان.
Yazar da kışları Şişli'de yazları ise adada annesinin yanında kalıyordu.وكان الكاتب يقيم مع والدته بالجزيرة في الصيف، أما في الشتاء فكان يقيم بمدينة شيشلي.
Çok nadir bulunur ve hatta yalnızca bir adada kalmış olabilir.من الطيور المستوطنة، وهي تُعد نادرة جدا اليوم حيث يُحتمل أنها لا تزال موجودة على جزيرة واحدة فقط.
Adadaki çoğu otel Kuzeybatı Providence Kanalı'nı gören güney sahili boyunca konumlanmıştır.وتقع معظم الفنادق في الجزيرة على طول الساحل الجنوبي التي تواجه بروفيدانس شمال غرب القناة.
Osmanlı döneminde adada inşa edilen 18 handan birisidir.وهي واحدة من أصل 18 جزيرة من جزء يستمان.
Adada ilk böcek 1964 yılında bulunmuştur.غُرست الغابة الوحيدة في الجزيرة في عام 1948.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.يُفترض أن روبنسون كروزو قد تحطمت سفينته وأصبح في جزيرة مهجورة.
1569 yılında adada yaklaşık nüfus 5000 kişidir.كان عدد سكان الجزيرة 155000 نسمة في عام 1997.
Adada birçok nehir bulunmakta olup Shinano Nehri ülkenin en uzun nehridir.وهناك العديد من الأنهار المعروفة بسرعة جريانها، منها نهر شينانو، أطول أنهار اليابان.
Bu adada bulunan Haleakal Yanardağı Hawaii Adası'ndan görülebilmektedir.وبسبب وقوعها على مضيق ملقا فمن الممكن مشاهدة ساحل ماليزيا من هذه الجزيرة .
Adada hasır iskemleye dair ilk bilgiler 1839 yılına tarihlenmektedir.هذه كانت أول جريمة قتل في الجزيرة منذ سنة 1893.
Adadaki birçok tür enderdir ve özellikle lemurlar ve diğer primatlar tehlike altındadır. ^ Organization.العديد من حيوانات الجزيرة نادرة ومهددة بالانقراض، خاصة الليمور ورئيسيات أخرى.
Adadaki en büyük yerleşim George Town'dur.وكانت البلدة الرئيسية بها هي جورج تاون.
Gerçekten de adada daha önceden bulunmuştur.أنها كانت موجودة سابقا في رواندا.
Adada ayrıca Katolik, Metodist ve Moravya kilisesi mensupları da bulunur.هناك أيضا مجموعات من أتباع الكنيسة الميثودية والمشيخية في الجزيرة.
Sanırım bu, bu adadaki en yaşlı meşe ağacı.أظن أن شجرة السنديان هذه هي الأكثر تعميرا في هذه الجزيرة.
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.Na ilha, Jack vê mais uma vez o homem de traje e o persegue.
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.Na ilha, Claire desmaia por causa do calor e descobrem que a água restante foi roubada.
El-Manyal ilçesi ile Al-Manyal Sarayı Müzesi ve bahçeleri adada bulunmaktadır.O Distrito de El-Manial e o Museu do Palácio Al-Manyal e seus jardins, estão localizados na ilha.
İzlanda gibi bir adada nehirlerin çok uzun olma ihtimali yoktur.Lista de rios da Islândia Numa ilha como a Islândia, nenhum rio é muito longo.
81. Piyade Tümeni ise adada bulunduğu süre boyunca tam 3000 asker kaybetti.A 81ª Divisão de Infantaria sofreu 3 000 baixas durante sua estada na ilha.
Adada taksiler dışında halk taşımacılığı yoktur.Com exceção dos táxis, não há nenhum serviço de transporte público na ilha.
698 adadan sadece 47'sinde en az bir kişi yaşamaktadır.Das 698 ilhas, apenas 47 estão habitadas no sentido de que existe pelo menos um residente permanente.
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, uma das sobreviventes do acidente, está se afogando no oceano.
Bu takımada iki büyük ve 124 küçük adadan oluşur.É formado por duas ilhas maiores e outras 124 pequenos ilhéus.
Adada yerleşim sadece Edinburgh of the Seven Seas denilen merkezdedir.A única área plana contém a vila de Edimburgo dos Sete Mares (ing.