Adada aynı zamanda hiç keşfedilmemiş flora ve fauna mevcuttur.Nella riserva ci sono flora e fauna ancora incontaminate.
Adada yerleşim sadece Edinburgh of the Seven Seas denilen merkezdedir.L'unico insediamento dell'isola, Edinburgh of the Seven Seas, sorge sulla costa nord-occidentale.
Mezarı Urmiye Gölü'ndeki bir adadadır.La loro casa è su un'isola in mezzo a un lago.
Adada ayrıca küçük keçi sürüsü de bulunmaktadır.Sull'isola si trova anche la volpe polare.
Adada bir havaalanı vardır.Sull'isola è anche presente un aeroporto.
Yunanların saldırısına uğrayan Türkler, adadaki hisara çekildi.Gli stessi pirati turchi attaccarono e si fermarono sull'isola.
Adada otomobiller yasaktır.L'uso di veicoli a motore sull'isola è proibito.
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.Sull'isola Jack vede ancora una volta l'uomo misterioso e lo insegue.
Neredeyse adada yaşayan her aile bir üyesini fırtınaya vermiştir.Quasi tutte le famiglie che abitavano l'isola persero almeno un membro della famiglia.
Adada köpeği Vincent'ı aramakta olan Walt, yerde bir kelepçe bulur ve babası Michael'a gösterir.In cerca del suo cane, Vincent, Walt trova un paio di manette, che mostra al padre Michael.
Ancak adada onları ejderha yapılı kuşlar karşılar.Attorno all'isola nuotano squali.
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.I quattro giovani amici pensano di essere soli sull'isola.
Başlıca iki büyük (North Island ve South Island) ve birçok küçük adadan oluşur.Rappresenta il confine tra Mainland e le Isole del Nord, e contiene molte piccole isole.
Ayaklanma tam anlamıyla bastırıldıktan sonra Yahudilerin adada yaşaması yasaklandı.In seguito fu proibito ad ogni ebreo di mettere piede sull'isola.
Üçlü takım olur ve adadan kaçmayı başarır.Miracolosamente riesce anche lui a salvarsi e a fuggire dall'isola.
Gerçekten de adada daha önceden bulunmuştur.È già presente sull'isola.
Adada gibi görünüyorlar.Assomiglia alla Terra?
Motorlu taşıtların yasak olduğu (resmi araçlar hariç) adada ulaşım bisiklet ve faytonlarla sağlanır.Non è permessa la circolazione di veicoli (né a motore né biciclette) sull'isola.
Bu adadaki herkes gerçeğin ne olacağını öğrenmek hedefiyle bulunmaktadır.Tutti sono ignari di quello che accadrà sull'Isola.
Kraliçenin adada kullanılan unvanı "Man'ın Efendisi"dir.Per questa ragione, la dizione corretta utilizzata a Man è quella di Regina, Signore di Man.
Bu yolculuklar içinde ıssız bir adada 28 senesini son üç yılı hariç yalnız geçirir.Ciò li ha portati a restare isolati sulla loro isola per un millennio.
Çok nadir bulunur ve hatta yalnızca bir adada kalmış olabilir.È un non-migratore, piuttosto raro, forse limitato ad un'unica isola.
Hatta bu adadaki savaş hakkında çok az haber yapılmıştı.Anche sullo svolgimento di questa battaglia si hanno scarse notizie.
Adada taksiler dışında halk taşımacılığı yoktur.Sull'isola non esistono mezzi pubblici.
Kahramanlar onu terkederek adadan gidebilirler.Gli eroi, però, non potranno mai fare a meno di lasciare l'isola.
Diğerleri onu adadaki çocukları test etmesi için getirmiştir.Coloro che hanno effettuato l'esperimento cercano le bambine per eliminarle.
Adada bulunan en eski taşların tarihleri ancak 16 milyon yıl öncesine kadar gider.La roccia più antica trovata in Islanda ha un'età di 16 milioni di anni.
Crusoe'nun adadaki tek arkadaşı kurtardığı ve ona ingilizce ögrettigi Friday adinda bir yerlidir.Il suo compagno è Venerdì, un indigeno che Robinson salvò a cui ha insegnato la lingua inglese.
Fakat Nenetler 1950'lerin başında, nükleer silâh denemeleri yapmak için adadan zor ile göç ettirilmişlerdir.L'isola venne fatta evacuare negli anni cinquanta per consentire i test nucleari a Novaja Zemlja.
Onları da alarak adadan ayrılırlar.Sono così costretti anche loro a fermarsi sulla stessa isola.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Dolores Winthrop vive quasi come una prigioniera in un'isola persa nell'oceano.
15 Eylül 1571’de adadan ayrıldı ve İstanbul'a döndü.Il 27 gennaio 1550 partì dal Perù per tornare in Spagna.
Estonya toprakları anakara ve Baltık Denizi’ndeki 2,222 adadan oluşur.L'Australia ha 8.222 isole entro i suoi confini marittimi.
Arkadaşlarının sayesinde adadaki şeytanları yok eder.Inoltre collaborerà ai piani diabolici di quest'ultima ai danni di Aurora.
Adada ilk böcek 1964 yılında bulunmuştur.Questo serpente fu visto l'ultima volta sull'isola nel 1962.
Adada ABD'ye ait bir hava üssü de vardır.Sull'isola c'è anche una base aerea militare.
698 adadan sadece 47'sinde en az bir kişi yaşamaktadır.Из 698 островов только 47 имеют постоянное население.
Tongas: Sözleşmeli işçi olarak adaya gelen kişilerin bu adada doğan çocuklarının oluşturduğu grup.Tongas: дети рабочих-контрактников, рождённые на островах.
Bu takımada iki büyük ve 124 küçük adadan oluşur.Архипелаг составляют два крупных и 124 небольших острова.
Yaklaşık olarak bu zamanlarda NASA rehberleri adada şiddetli anormal sıcaklık değişimleri gözlemlemiştir.Примерно в то же время спутники NASA фиксируют на острове резкие температурные аномалии.
Bu şekilde Darwin tilkisinin birbirinden ayrılmış iki popülasyonu oluşur; biri adada diğeri ise kıtada.Вследствие этого возникли две разделённые популяции дарвиновской лисицы, одна на острове, другая на суше.
Adada turizm oldukça gelişmiştir.На острове хорошо развит туризм.
Kolombiya Silahlı Kuvvetleri'nin görevlendirdiği küçük bir askeri grup dışında, adada insan yaşamamaktadır.За исключением небольшого испанского военного гарнизона, на острове нет постоянного населения.
Adada araba ve bisiklet ile ulaşım yasaktır.На острове запрещено движение автомобилей и велосипедов.
38 adadan oluşur.В южной части 38 островов.
Adada Walt, Locke'un tavla oynadığını görerek yanına gider.На острове Уолт подружился с Локком.
Gerçekten de adada daha önceden bulunmuştur.Так, собственно, он и оказывается на острове.
Adada otomobiller yasaktır.На острове запрещено вождение автомобилей.
Adadaki deniz feneri 11 Aralık 1885 yılında çalışmaya başladı.Маяк на острове начал действовать 11 декабря 1884 года.
1553-1555 yılları arasında adada başarıyla savaşır.1553-1555 годы он провёл в сражениях с французами на острове.
Adada ise Hurley Libby'nin mezarında Libby'i çok özlediğini belirtir.На острове Хёрли посещает могилу Либби.
Bölüm, adadaki tarihe göre 13 Aralık ve 15 Aralık 2004 tarihleri arasındaki olayları işledi.События на Острове в этом эпизоде происходят в период с 13 декабря по 15 декабря 2004 года.
Adada doğal bitki örtüsü bulunmaktadır.На острове организован природный заповедник.
Adadaki bazı insanlar teknelerle Massawa'ya gider.На некоторые из островов можно добраться по морю из Массауы.
Adadayken çiçek hastalığına yakalandı.Во время пребывания на острове он заболел оспой.
Miles ve Charlotte adada kalmaya karar verir.Фарадей уговаривает Майлза и Шарлотту уезжать с острова.
Aynı yıl NATO'nun istasyonunu bu adada açmasıyla göze çarptı ve adanın tam bağımsızlığına son verildi.В тот же год на острове была построена база НАТО и королевство окончательно перестало быть независимым.
Bugün dahi adada insan yerleşimi yoktur.На Северном острове в настоящее время населённых пунктов нет.
Bir ihtimale göre adada o zamanlar bolca bulunan jáwa-wut bitkisinden dolayı bu adı almıştır.Остров был так назван, вероятно, из-за большого количества коз, которых там держали.
Fakat Araplar adada sadece kısa bir süre kaldılar.Но они не долго оставались на острове.