Ana içeriğe geç
Sözlük

adada ile cümle

adada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
O adada yaşayamazsınız.No podéis vivir en esa isla.
Bizden hiç kimse onların adada ne kadar zaman kaldıklarını bilmiyordu.Nadie de nosotros sabía por cuánto tiempo ellos permanecerían en la isla.
Bu adadan çıkmalıyım.Tengo que salir de esta isla.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Se supone que Robinson Crusoe es un náufrago en una isla desierta.
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.En la casa, Jack una vez más ve al hombre de traje y le persigue.
Locke ise bu adanın "özel" olduğunu belirterek bu adada gerçekleşen her şeyin bir sebebi olduğunu söyler.Locke afirma que la isla es «especial», y todo lo que se encuentra con ello lo hace por una razón.
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.Japón es un archipiélago compuesto por 6852 islas.
Adada taksiler dışında halk taşımacılığı yoktur.Aparte de los taxis, no hay ningún transporte público en la isla.
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.En la isla, Claire se desmaya del agotamiento por calor, y descubren que el agua restante ha sido robada.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.En la isla, Jack abre el ataúd para encontrar que está vacío y furiosamente lo destruye.
Adada üç önemli kale bulunmaktadır.En la isla hay tres lugares importantes.
En yoğun dönemde adada 50 bin kişi olduğu bilinmektedir.Durante el período más álgido de la deportación, se estimó que había 50.000 personas en la isla.
Adada ayrıca küçük keçi sürüsü de bulunmaktadır.También hay en la isla pequeños caballos salvajes.
Jack o gece adada içinde taze su bolluğu olan mağaralar keşfeder.Esa noche en la isla, Jack descubre cuevas con una abundancia de agua dulce.
121 metre (397 ft) yüksekliğiyle adadaki en yüksek şelaledir.Con una altura de 121 metros (397 pies), es la cascada más alta de la isla.
Karakterler, adadan kaçmaya çalışmanın yollarını aramaktadırlar.Supervivientes tendrán que encontrar la forma de salir de la isla con vida.
Her bir tür yalnızca tek bir adada dağılım gösterir.Toda la acción se desarrolla en una sola enorme isla.
Adada seyahat dolmuş vasıtasıyla sağlanmaktadır.Vale la pena hacer el viaje a esta isla apartada.
Ariadne'nin adada terk edilişinin farklı versiyonları vardır.Mikhail dice que las cosas son diferentes en la isla.
Adada, kazadan kurtulanlardan Joanna okyanusta boğulmak üzeredir.Joanna, una de los sobrevivientes del accidente, se ahoga en el océano.
Malta takımadaları 3 büyük, 2 küçük adadan oluşur.El grupo está formado por tres islas grandes y varias pequeñas.
Hatta bu adadaki savaş hakkında çok az haber yapılmıştı.Se sabe bastante sobre la historia de esta isla a pesar de ser tan pequeña.
Filmdeki hayali olaylar 1950'li yıllarda İtalya'da tenha bir adada geçer.La acción se desarrolla en una pequena isla italiana hacia el año 1950.
Aktion Ulusal Havalimanı da adada bulunmaktadır.El aeropuerto internacional de Pago Pago también se encuentra en esta isla.
Adada araba, dükkân ve su hizmeti bulunmamaktadır.A partir de 2000 no hay vehículos, tiendas ni agua corriente en la isla.
Kapalı bir yerde sürgün cezasına çarptırılanlar adadaki Ducos kasabasına gönderilmiştir.Aquellos sentenciados a deportación a una fortaleza fueron enviados a la península de Ducos.
Eşleri de adadaki tüm erkekleri öldürür.Mientras tanto sus esposas los buscan desesperadamente por cada puerto en la isla.
Adada açık bir şekilde Yahudi cemaatinin kendilerini göstermeleri yüzlerce yıl almıştır.Pasarían cientos de años antes de que una comunidad judía se estableciera abiertamente en la isla.
Adada bir havaalanı vardır.La isla cuenta con un aeródromo.
Ardından adada imparatorun onuruna Valentia adında yeni bir eyalet kuruldu.Al conseguirlo estableció una nueva provincia británica, llamada Valentia en honor del emperador.
Arkadaşlarının sayesinde adadaki şeytanları yok eder.El hombre roto por los demonios de la economía.
Devrim adada ilk başta iyi karşılandı.De ese modo la revolución inicialmente fue abortada.
Çok nadir bulunur ve hatta yalnızca bir adada kalmış olabilir.La especie nunca fue abundante y estaba confinada en una sola isla.
Adada çok zengin bir doğal yaşam vardır.En el mar hay mucha vida natural.
Adada Kuzey İrlanda ve İrlanda bulunmaktadır.Su ámbito es el de la República de Irlanda y el de Irlanda del Norte.
Adadaki taş ocağı terk edilmiştir.Se abandonó el ganado en la isla.
Adadaki Pisa egemenliği 1284'te yapılan Meloria Savaşı'na kadar sürdü.Poco después derrotaron definitivamente a Pisa en la batalla de Meloria, en 1284.
Levuka, adadaki 24 yerleşimin en büyüğü ve adanın ekonomi merkezidir.Es el mayor centro comercial y económico de las veinticuatro localidades de la isla.
Rusları adadan uzaklaştırmayı başardı.Logró alejar a Turquía de la coalición.
Daha sonra bilinmeyen bir sebeple adadan ayrılır.Aunque dicha especie abandonó la isla en 2008, por razones desconocidas.
Osmanlılar, adada varolan tüm dinlere karşı saygı ve hoşgörü göstermiştir.Tolerancia y respeto por las diversas religiones de la isla.
Adada yaşayan birçok sivil Japonya'ya kaçmıştır.Muchos de estos funcionarios huyeron de la isla durante la invasión japonesa.
Şehirdeki finans bölgesi bu adadadır.En este distrito se encuentra la oficina de tierras de la isla.
Adada iki dillilik (Yupikçe ve İngilizce) görülür.Cerca de la isla hay dos arrecifes.
Fransız Polinezyası'nın başkenti Papeete'de bu adada bulunmaktadır.Se encuentra en Papeete, capital de la Polinesia Francesa.
Adadaki bazı insanlar teknelerle Massawa'ya gider.Algunos barcos de Bissau a Bubaque van a la isla.
İrili ufaklı birçok adadan oluşmaktadır.Ausente de muchas islas.
Locke ise bu adanın "özel" olduğunu belirterek bu adada gerçekleşen her şeyin bir sebebi olduğunu söyler.Locke afferma che l'isola è "speciale" e tutto ciò che accade su di essa, accade per una ragione.
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.Sull'isola, Claire ha un colpo di calore e si scopre che l'acqua restante è stata rubata.
Adada yaklaşık 8.000 kişi yaşamaktadır.Circa 38.000 persone vivono sull'isola.
Jack o gece adada içinde taze su bolluğu olan mağaralar keşfeder.Quella notte sull'isola, Jack scopre le grotte che abbondano di acqua dolce.
Üzerinde yerleşim bulunmayan adada terk edilmiş bir kilise mevcuttur.Ritorno all'Isola che non c'è, su INDUCKS.
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.L'arcipelago giapponese è composto da un totale di 6.852 isole.
Fiji, ( 106'sı ıssız) 322 adadan ve 522 küçük adacıktan oluşur.L'arcipelago delle Figi è composto da 322 isole (di cui 106 abitate) e 522 piccoli isolotti.
Postumus, bu adada idam edildiği 14 yılına kadar kalmıştır.Agrippa rimase sull'isola fino al 14, anno in cui fu giustiziato.
Ethan, Dharma çalışanları Amy ve Horace Goodspeed'in oğlu olarak 1977 yılında adada doğdu.Ethan nasce nel 1977 sull'isola da Amy e Horace Goodspeed, due membri del Progetto DHARMA.
Exuma Cays Exuma, Bahamalar'ın bir semtinde ve 360 adadan oluşuyor.Exuma è un distretto delle Bahamas, ed è costituito da oltre 360 isole.
El-Manyal ilçesi ile Al-Manyal Sarayı Müzesi ve bahçeleri adada bulunmaktadır.Il distretto al-Manyal e il Museo Palazzo al-Manyal coi suoi giardini, sono situati sull'isola.
Diğerleri - Lost adlı Amerikan televizyon dizisinde, adada yaşayan kurgusal karakterlerdir.Q – personaggio della serie televisiva Le isole perdute.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Sull'isola, Jack apre la bara scoprendo che è vuota, così, arrabbiato, la distrugge.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod