Günümüzde adada yaşayan tek kaplan türü Sumatra kaplanıdır.Die einzige größere Insel, auf der Tiger noch vorkommen, ist Sumatra.
Aktion Ulusal Havalimanı da adada bulunmaktadır.Auf dem Gebiet der Stadt liegt auch der internationale Flughafen der Insel.
Adada daha önce kullanılmış, fakat şimdi kullanılmayan madenler bulunur.Damals entstanden auf der Insel ein paar kleine Gehöfte, die heute nicht mehr existieren.
Üçlü takım olur ve adadan kaçmayı başarır.Den dreien gelingt es, sich auf das Schiff zu schmuggeln und so von der Insel zu entkommen.
Adada 48 ailenin evi bulunur.In der Gemeinde Pöring wohnen 48 Familien.
Her bir tür yalnızca tek bir adada dağılım gösterir.Trotz alldem ertrank auf der Insel nur eine Person.
1968'de alınan izinle adada bir sinagog inşa edilmiştir.Auf dem gleichen Grundstück wurde 1968 eine neue Synagoge eröffnet.
Günümüzde adada otel ve motel yoktur, sadece sınırlı sayıda pansiyon bulunmaktadır.Im Ort selbst gibt es keine Hotels und Pensionen, lediglich einige Appartements sind zu mieten.
Japonya'yı oluşturan dört ana adadan üçünde bulunurlar (Honshu, Shikoku ve Kyushu).Japanmakaken sind auf drei der vier japanischen Hauptinseln – Honshū, Shikoku und Kyūshū – beheimatet.
Japonya dört ana adadan oluşur.Le Japon se compose de quatre îles principales.
Birtakım balıkçılar adada yaşıyordu.L'île était habitée par un peuple de pêcheurs.
Miles ve Charlotte adada kalmaya karar verir.Miles et Charlotte décident de rester sur l'île.
İzlanda gibi bir adada nehirlerin çok uzun olma ihtimali yoktur.Les fleuves sur une île comme l'Islande ne sont pas très longs.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Robinson Crusoé, un marin, fait naufrage sur une île.
Adada geçen birçok sahne 9 Nisan ile 12 Nisan 2007 tarihleri arasında çekildi.La plupart des scènes de l'île ont été filmées du 9 au 12 avril 2007.
Japonya Dışişleri Bakanlığı olayı protesto etti ve Sovyet askerlerinin adadan çekilmesini talep etti.Le Ministère des Affaires étrangères japonais proteste et les soldats soviétiques se retirent de l'île.
Gerçekten de adada daha önceden bulunmuştur.Auparavant, l'île existait déjà.
Adada çok çeşitli mikro iklimler bulunmaktadır.L'île a des micro-climats très variés.
81. Piyade Tümeni ise adada bulunduğu süre boyunca tam 3000 asker kaybetti.La 81e division d'infanterie déplora 3 000 pertes durant son séjour sur l'île.
Adada halk otobüsü hizmeti yoktur ama Kralendijk ve Rincon arası dolmuşlar çalışır.Il n'y a aucun service de bus public, mais les taxis collectifs circulent entre Kralendijk et Rincon.
Devrim adada ilk başta iyi karşılandı.La Révolution est cependant bien accueillie dans un premier temps.
Ayaklanma tam anlamıyla bastırıldıktan sonra Yahudilerin adada yaşaması yasaklandı.Après leur révolte, les Juifs de Chypre sont interdits de séjour sur l’île.
Adada içerilere ilerlerken, Shahdee ile tekrar karşılaşır ve onu adanın kalesine kadar kovalar.Il rencontre à nouveau Shahdee, qu'il va poursuivre jusque dans la forteresse de l'Île.
1810 ila 1919 yılları arasında adada bulunan foklar ve penguenler soyları tükenme noktasına kadar avlanmıştır.Entre 1810 et 1919, les manchots et les phoques de l'île sont chassés presque jusqu'à leur extinction.
Ethan, Dharma çalışanları Amy ve Horace Goodspeed'in oğlu olarak 1977 yılında adada doğdu.Ethan, né en 1977 sur l'île au sein du Projet Dharma, est le fils d'Amy et Horace Goodspeed.
Adada herhangi bir göl bulunmamaktadır.Il n'y a pas d'île sur le lac.
Adada gibi görünüyorlar.Il s'apparente au chemin de fer.
İnsula kelimesi latince adadan türetilmiştir.Le terme Illa provient directement du latin insula.
Adada otomobiller yasaktır.Dans cette île, les voitures ne sont pas autorisées.
Alınan bir bilgiye göre Crowe, Krieger'le birlikte adada taktik nükleer silahları varmış.D'après les informations que ce dernier portait sur lui, Krieger posséderait une bombe nucléaire sur l'île.
Adada yaşayan birçok sivil Japonya'ya kaçmıştır.De nombreux habitants se réfugient au Japon.
Adadan ayrılan Rumların önemli bir kısmı, Avustralya'da Sidney'e ve Atina'ya göç etmiştir.Il mena plusieurs expéditions sur cette île, à partir de Sydney et d'Adélaïde.
Raleigh 1587'de adada kalıcı bir yerleşim sağlamak için 150 kişilik ikinci bir göçmen grubu gönderdi.En 1587, Raleigh envoya à nouveau un groupe afin d'établir une colonie permanente.
Uçak enkazından kalanlar adada hâlâ görülebilir.Les restes de ce monastère sont encore visibles sur l'île.
Yaklaşık 350 adadan oluşmaktadır.Cette lagune compte environ 350 îles.
Günümüzde adada otel ve motel yoktur, sadece sınırlı sayıda pansiyon bulunmaktadır.Il n’y a pas de voiture sur l’île, ni d’hôtel, et seuls quelques petits magasins vendent des produits de base.
Ama neden uçup adadan hâlâ gitmediğini anlamaz.Il ne se souvient pas qu'elle soit partie, ni pourquoi elle est partie.
Fransız ve İngilizler adadan sürüldü.Les Français sont chassés de l'île.
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.C’est ainsi que deux filles se sont retrouvées sur une île isolée.
Adada seyahat dolmuş vasıtasıyla sağlanmaktadır.Ils sont retenus sur l’île par des moyens prodigieux.
Adada bir havaalanı vardır.L'île dispose d'un aérodrome.
Fakat Araplar adada sadece kısa bir süre kaldılar.Ils ne resteront que quelques heures sur l’île.
Adadaki tek yerleşim, Halfmoon Körfezi'nde yer alan Oban'dır.Le seul village est Oban, situé dans la baie de Half Moon.
II. Dünya Savaşı sırasında Birleşik Krallık Hava Kuvvetleri adada bir radar istasyonu kurmuştur.Pendant la Seconde Guerre mondiale, la Royal Air Force a construit une station radar.
Adada birçok sinema filmi çekildi.Plusieurs films ont été tournés à la gare du Nord.
Libby, onu bir uçak kazasından sonra kaldıkları adadan hatırladığını ifade eder.Libby lui parle alors de l'accident d'avion et de l'île où elle l'aurait rencontré.
Adada üç önemli kale bulunmaktadır.Quatre grandes structures en forme de défense se trouvent sur l'île.
Adada sayıları çok az da olsa Fransız askerleri konuşlandırılmıştır.Au sortir de la guerre, rares sont les écrits à propos des soldats irlandais.
Kate her zaman adadan kurtulma yollarını arayan kişilerden biri olmuştur.Jack tente par tous les moyens de mener un groupe pour quitter l'île.
Adada yaklaşık 8.000 kişi yaşamaktadır.Il y a environ 10 000 habitants sur l'île.
Onları da alarak adadan ayrılırlar.Ils doivent quitter l'île.
Adadaki başlıca yerleşme ve liman kuzeydoğu kıyısındaki Flying Fish Cove'dur.Flying Fish Cove se trouve dans le nord-est de l'île.
İstanbul'daki Rumların nüfusunun azalmasıyla birlikte, adadaki Rumların sayısı da azalmıştır.Du fait du déclin de la population Taino, de plus en plus d'esclaves sont amenés sur l'île.
Adada, aynı zamanda, taş ocağı işletmeleri ve büyük bir gemi sığınağı da bulunmaktadır.Sur l'île se trouve aussi une station de pilotes de navire et une grande tour de télécommunications.
Adadaki çok küçük Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.Mais l’aéroport trop petit de l’île les oblige à abandonner l’idée.
Adadaki tütün fabrikalarının sayısı 8'e kadar çıktı.Le nombre de communes du canton de Le Thillot passe de 8 à 10.
Amaçları belki de insanlığın tükenmiş olduğu bir adada hayatta kalmaktır.Ils finissent par s'échouer sur une île qui semble déserte.
Adada bir de sönmüş bir yanardağ bulunmaktadır.Il y a aussi un volcan de boue sur cette île.
Başlıca iki büyük (North Island ve South Island) ve birçok küçük adadan oluşur.Elle est constituée du tiers nord de l'île de Grande-Bretagne et d'un grand nombre de petites îles.
Adada bulunan tarlalarda, hububat ve meyve-sebze tarımı yapılmaktadır.Dans la cuisine réunionnaise, les plantes et les fruits de l'île sont très utilisés.