97 tane adadan 11 tanesi Amerika Birleşik Devletleri tarafından kiralanmıştır.Of the 97 islands, 11 are leased by the United States.
Adada sığınak bulurlar.They find refuge on the island.
İspanya Florida'yı Britanya'ya bıraktı, yalnızca birkaç küçük adada varlığını sürdürebildi. vardı.Spain ceded Florida to Britain, but it only had a few small outposts there.
Adadaki halk hindistan cevizi toplayarak geçimini sağlıyor.The population of this island makes a living by collecting copra.
Adadaki birkaç Alman hazırlıksız yakalandı ve kolayca silahsızlandırıldı.The few Germans on the island were caught off guard and easily disarmed.
Adada İngilizce konuşan beyaz Protestanlar ve onların köleleri yaşıyordu.The island was populated by white English-speaking Protestants and their slaves.
Deprem gecenin sessizliğini bozdu ve adadaki herkesi uyandırmıştır.The quake disrupted the night and woke everyone on the island.
Yaklaşık 550 kişilik bir nüfusa sahip olan Kocoma, adadaki altı köyden en büyüğüdür.Kocoma, which has a population of about 550, is the largest of six villages on the island.
Adadaki toplam köle sayısı 7566'ya yükselmişti.[1]Total slaves on the island had increased to 7566.[2]
Adadan adaya küçük farklılıklar var.There are slight variations from island to island.
Adada iki kez kışladı ve ayrıntılı meteorolojik gözlemlerde bulundu.He wintered on the island on the two occasions and took detailed meteorological observations.
Tek başıma bir adada yaşamak zorunda kalsaydım,çok mutsuz olurdum.Wenn ich allein auf einer Insel leben müsste, wäre ich sehr unglücklich.
Adada çok çeşitli mikro iklimler bulunmaktadır.Es gibt auf der Insel sehr verschiedene Mikroklimata.
Robinson ile Cuma adada geçinip giderler.Robinson und Freitag flüchten nach Europa.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Robinson Crusoe fährt als Passagier auf einem Segelschiff.
Adada bir havaalanı vardır.Auf der Insel gibt es einen Flughafen.
Endonezya 17.508 adadan oluşur.Das Land verteilt sich auf 17.508 Inseln.
Her adada iki iklim bulunur.Auf der Insel herrschen zwei Klimakategorien vor.
Adada fener bulunur.Es gibt Skinke auf der Insel.
Adadaki tek yerleşim, Halfmoon Körfezi'nde yer alan Oban'dır.Die einzige Ansiedlung ist Oban, in der Halfmoon Bay gelegen.
Adanın en yüksek noktası 660 metre ile ana adada bulunan Mont Benara dağıdır.Der höchste Punkt ist mit 660 Metern der Mont Benara auf der Hauptinsel.
Adada gibi görünüyorlar.Ähnlich auf den anderen Inseln.
Adada otomobiller yasaktır.Kraftfahrzeugbetrieb ist ebenfalls auf der Insel verboten.
Adada keçilerin yaşadığı bilinmektedir.Auf der Insel leben wilde Ziegen.
Adada ise Jack telefonu çalıştırıyor.In diesem Gebiet wird der Union Jack benutzt.
Neredeyse adada yaşayan her aile bir üyesini fırtınaya vermiştir.Praktisch jede Familie der Insel verlor ein Familienmitglied.
Yaklaşık 350 adadan oluşmaktadır.Sie besteht aus 365 Inseln.
1559 yılında ise Juan Fernandez Ladrillero yine adaya çıkmış ve adadakilerle irtibat kurmuştur.1559 betrat Juan Fernández Ladrillero die Insel und nahm Kontakt zu Einheimischen auf.
13.000 nüfusuyla adadaki en büyük kasabadır.Sie ist mit den rund 1300 Einwohnern der größte Ort auf der Insel.
İki adam bir adada tek başlarına olsunlar.Da man nichts findet, werden die beiden alleine auf der Insel zurückgelassen.
Adada yaklaşık 8.000 kişi yaşamaktadır.Auf der Insel leben etwa 20.000 Menschen.
Ada ülkesi, ana bölgesi bir ya da birçok adadan oluşan ülkeler için kullanılan terim.Ein Inselstaat ist ein Staat, der aus einer oder mehreren Inseln oder Teilen von Inseln besteht.
Adada üç önemli kale bulunmaktadır.Auf der Insel existieren drei große Spielplätze.
Adada seyahat dolmuş vasıtasıyla sağlanmaktadır.Auf der Insel geht es dem Reisenden gut.
Çünkü o asi idi ve adadan kesinlikle kurtulmak istiyordu.Es sei ihnen nicht bestimmt gewesen, die Insel zu verlassen.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Jack öffnet den Sarg und findet diesen leer vor.
Adada hiçbir insan yaşamaz.Auf den Inseln leben keine Menschen.
Birçok gezinti gemisi bir hafta boyunca adada duraklamaktadır.Nahezu jede Woche besuchte ein Schiff die Insel.
Karakterler, adadan kaçmaya çalışmanın yollarını aramaktadırlar.Alle überlegen, wie man von der Insel wegkommen könnte.
Prospero onlardan sihir ve adada nasıl yaşabileceğini öğrenmiş; ama her ikisini de kendine bağımlı yapmıştır.Faust sieht in ihr die reine Natürlichkeit und Schönheit, beide geraten beim Tanz zu zweit in Verzückung.
Adada araba ve bisiklet ile ulaşım yasaktır.Autos und Fahrräder sind auf der Insel verboten.
Exuma Cays Exuma, Bahamalar'ın bir semtinde ve 360 adadan oluşuyor.Exuma ist der Name eines Distrikts der Bahamas, der aus über 360 Inseln besteht.
Lefkoşa adadaki dört piskoposluktan biriydi.Es ist eine von vier so genannten Sigurdplatten auf der Insel.
Adada bir de sönmüş bir yanardağ bulunmaktadır.Darüber hinaus befindet sich auf der Insel ein Leuchtturm.
Eski Kent dahil olmak üzere Mombasa şehrinin bir kısmı adada yer almaktadır.Die Altstadt von Mombasa liegt auf der Insel.
Adada ikâmet yoktur.Auf der Insel ist was los.
Sabık İmparatoriçe kısa bir zaman sonra bu adada öldü.Die Prinzessin starb kurz darauf vor Kummer.
Adadaki birliklerin komutası Henry Ireton'a geçer.Er übergab das Kommando an Henry Ireton.
Adada yerleşim sadece Edinburgh of the Seven Seas denilen merkezdedir.Es wird von der Regierung der Insel unterhalten und liegt unweit der Hauptstadt Edinburgh of the Seven Seas.
Adada önemli arkeolojik sitlerden bazıları bulunur.Es gibt archäologische Relikte auf der Insel.
Adada büyüklü küçüklü 100 yerleşke vardır.In der Bucht gibt es Hunderte kleiner Inseln.
Paşa Korfu'da rahatsızlandı ve adadan ayrıldı.Philippi erkrankte an Malaria und verließ Peru.
Diğerleri onu adadaki çocukları test etmesi için getirmiştir.Später weiht sie die Kinder in das Geheimnis der Insel ein.
Yönetim olarak Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı adada yerleşim bulunmamaktadır.Sein Vermögen ist in der nicht auflösbaren Markus-Stiftung gebunden.
Bu adada keçi sütünden yapılan "Majorero" peyniri isim yapmıştı.Bekannt ist auch der auf der Insel hergestellte Käse namens Queijo do Pico.
Bu arada Jack ve Ben adadan kurtulanları toplamaya çalışırlar.Ben und Hurley entscheiden sich jedoch, Jack dabei zu helfen, die Insel zu retten.
Bu büyülü adadan kurtarılmasi gerekmektedir.Das Zauberland Oz ist gerettet.
Sonunda zincirler kopar ve adadaki çocuklar iki gruba ayrılırlar.Die Kirche verfiel, die Insel zerbrach in zwei Teile.
Adadaki en büyük yerleşim George Town'dur.Der Heimathafen ist George Town.
Peki ailemiz adadaki zorlu şartlara ayak uydurabilecek mi?Welcher Gefahr sind die schutzlosen Frauen auf der Insel ausgesetzt?