Yaşlı adam neredeyse bir araba tarafından eziliyordu.The elderly man was almost run over by a car.
Yaşlı adam bir araba tarafından ezilmekten zar zor kaçtı.The old man barely missed being run over by a car.
FBI'da tanıdığım bir adamı aradım ve yardım istedim.I called a guy I know in the FBI and requested help.
Adam, polis tarafından gözaltına alındı.The man was arrested by the police.
O adamın kim olduğunu bulabilirim.I could find out who that guy is.
O, başka bir adama aşık.She's in love with another man.
Dominique Strauss-Kahn, Rikers Adası'ndaki hapishanede hapsedildi.Dominique Strauss-Kahn is incarcerated in prison on Rikers Island.
Bir adam gibi davran.Behave like a man.
Beni sevmeyen adamları sevmiyorum.I don't like guys who don't like me.
Tom'un ne yakışıklı bir adam olduğunu unuttum.I forgot what a handsome guy Tom is.
Yaşlı adam biraz pirinç lapası yedi.The old man ate some rice porridge.
Evsiz bir adama yirmi dolar verdim.I gave a homeless man twenty dollars.
Çok adanmış olduğun konusunda hiçbir fikrim yoktu.I had no idea you were so dedicated.
O, zengin bir adamla evlenmeyi planlıyor.She plans to marry a rich man.
O adamdan nefret ediyorum.I hate that guy.
Yandaki adamdan nefret ediyorum.I hate the guy next door.
Bitişikte yaşayan adamdan nefret ediyorum.I hate the guy who lives next door.
O, yaralanmış bir adam buldu.She found an injured man.
O, çirkin yaşlı bir adamdır.He's a dirty old man.
Şu adam iki yüzlü.That guy is two-faced.
O onun dürüst bir adam olmasını düşünüyor.He considers him to be an honest man.
Tom'un iyi bir adam olduğunu duydum.I heard Tom is a nice guy.
Ben onun gibi adamlardan hoşlanmıyorum.I don't like guys like that.
Tom gibi adamları sevmem.I don't like guys like Tom.
O adamı tanıyorum. Onun adı Tom.I know that guy. His name's Tom.
O havalı bir adam.He's a cool guy.
Aynı adama aşık oldular.They fell in love with the same guy.
Ben Tom adında bir adam tanıyordum.I knew a guy named Tom.
Boston'da bir adam tanıyorum.I know a guy in Boston.
Yardım edebilecek bir adam tanıyorum.I know a man who can help.
Tüm bu adamları tanıyorum.I know all those guys.
Bu adadan çıkmalıyım.I need to get off this island.
Bu adadan çıkmam gerekiyor.I need to get off this island.
Bir keresinde Tom ile tanıştım ama hoş bir adama benziyordu.I only met Tom once, but he seemed like a nice guy.
O adamı hatırlıyorum.I remember that guy.
Ebeveynlerin sana adabımuaşeret öğretmedi mi?Didn't your parents teach you manners?
Sanırım o adamı tanıyorum.I think I know that guy.
Adam ekmek yiyordu.The man was eating bread.
Adam ofisinde çalışıyor.The man works in his office.
Bu adamın duyguları yok.This man has no feelings.
O doktor kültürlü bir adam.That doctor is a cultured man.
Adamlar gece geç saatlere kadar iskambil oynayıp içtiler.The men played cards and drank until late at night.
Bu adam bir madalyayı hak ediyor.This guy deserves a medal.
Fransızcayı iyi konuşabilen bir adam tanıyorum.I know a man who can speak French well.
Fransızca konuşan bir adam tanıyorum.I know a man who speaks French.
Hasta adam sadece bir deri bir kemik kalmıştı.The sick person was only skin and bones.
Musa ilginç bir adamdır.Musa is an interesting guy.
Tom ilgi çekici bir adam.Tom is an interesting guy.
Musa gerçekten ilginç bir adam.Musa is a really interesting guy.
Tom oldukça aptal bir adam.Tom is a pretty stupid guy.
Tom birçok insanın hoşlanmadığı adam türüdür.Tom is the kind of guy lots of people just don't like.
Beyaz Rusya'da bir adam bir kunduz tarafından öldürüldü.A man was killed by a beaver in Belarus.
O şanslı bir adam.He's a lucky guy.
Şimdi gerçekten yaşlı bir adamım.Now I'm a real old man.
Bu adamın adını biliyor musun?Do you know this man's name?
Adanın köprüye değil hastaneye ihtiyacı var.The island needs a hospital, not a bridge.
Dün çok uzun boylu bir adam gördü.She saw a very tall man yesterday.
Yaşam çok adaletsizdir.Life is so unfair.
Şu adam profesör değildir, o bir doktordur.That man is not a professor, he is a doctor.
İki adamdan hoşlanıyorum.I like two guys.