ad ile cümle

ad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Birçok bilim adamı onu tanıyordu.Many scientists knew him.
Silahlı adam Jack Ruby idi.The gunman was Jack Ruby.
Hamilton, Adams'tan hoşlanmadı.Hamilton did not like Adams.
Adams, akıllı bir adamdı.Adams was an intelligent man.
Onun adamları sert ve iyi savaştı.His men fought hard and well.
İki adam akraba değildi.The two men were not related.
Douglas, kısa, ağır bir adamdı.Douglas was a short, heavy man.
John Adams, 1797 yılında göreve başladı.John Adams took office in 1797.
Adamlar ileri doğru yürümeye başladılar.The men began to march forward.
İki adamın ortak çok şeyi vardı.The two men had much in common.
Adams 1796'da başkanlığı kazandı.Adams won the presidency in 1796.
Warren Harding dürüst bir adamdı.Warren Harding was an honest man.
Alexander Hamilton gururlu bir adamdı.Alexander Hamilton was a proud man.
Onun adı yaygın olarak biliniyordu.His name was becoming widely known.
Silahlı adamlar onları bekliyorlardı.Men with guns were waiting for them.
Nixon 1960 yılında cumhurbaşkanlığı için aday oldu.Nixon had run for president in 1960.
John Quincy Adams kalabalıkla konuştu.John Quincy Adams spoke to the crowd.
Pierce yeniden-seçilmek için aday olmak istedi.Pierce wanted to run for re-election.
Genç bir adam onu görmek için sırada bekledi.A young man waited in line to see him.
Çoğu kişi John Adams'ın kazanmasını umuyordu.Most people expected John Adams to win.
Bir sonraki adım belgeyi imzalamaktı.The next step was to sign the document.
Adams işin kolay olmasını beklemiyordu.Adams did not expect the job to be easy.
Biddle son derece akıllı bir adamdı.Biddle was an extremely intelligent man.
Şiddetli bir okyanus fırtınası Batı Hint adalarını vurdu.A severe ocean storm hit the West Indies.
Birdenbire, bir adam onların önüne doğru yürüdü.Suddenly, a man stepped in front of them.
Ada şimdi milisler tarafından çevriliydi.The island was now surrounded by militia.
Üç adam mümkün olduğunca uzun savaştı.The three men fought as long as possible.
Tek seferde sadece bir adım ilerliyoruz.We make progress only one step at a time.
Onun adamları Mexico City'ye saldırmaya başladı.His men began their attack on Mexico City.
İki adam askeri mahkeme tarafından yargılandı.The two men were tried by a military court.
Harrison'nun adamları düşmanı kovalamaya devam etti.Harrison's men continued to chase the enemy.
McKinley'yi vuran adam Leon Czolgosz'dı.The man who shot McKinley was Leon Czolgosz.
Gitmeden önce, onun adamları şehri ateşe verdiler.Before leaving, his men set fire to the city.
Politikadaki çoğu insan Adams'ı sevmiyordu.Most men in politics just did not like Adams.
Jackson'ın adamları ertesi sabah gitmeye başladı.Jackson's men began to leave the next morning.
John Brown yaklaşık yirmi adamla birlikte saldırdı.John Brown had attacked with about twenty men.
Amerika'nın en meşhur adamı Washington'du.Washington was the most famous man in America.
Onu vuran adam Sirhan Bişara Sirhandı.The man who shot him was Sirhan Bishara Sirhan.
Clay Adams'ın tüm politikaları ile aynı fikirde değildi.Clay did not agree with all of Adams's policies.
Adam sadece Avrupa'dan bir ziyaretten dönmüştü.The man had just returned from a visit to Europe.
Dwight Eisenhower bir başkan adayıydı.Dwight Eisenhower was the candidate for president.
Yaşlı bir adam Albany, New York'tan Jackson'a geldi.One old man came to Jackson from Albany, New York.
İyi adamlar en son gelir.Nice guys finish last.
Adınızı yineleyin!Repeat your name!
Cuzco İnkaların tapınağının adıdır.Cuzco is the name of the Incas' temple.
Piyano çalan kızın adı Akiko'dur.The girl playing the piano is named Akiko.
Onlar ileriye doğru birkaç adım attılar.They stepped a few paces forward.
Müdür masaya vurarak adamı azarladı.The manager reprimanded the man by pounding on the table.
1985'e kadar dürüst bir adamdım.I was an honest man until 1985.
Tam adın nedir?What's your full name?
İki adam rekabet kazasından sonra Taiwan'da kollarını koparttılar.Two men had their arms severed in Taiwan after a tug-of-war accident.
Az önce gördüğün adam harika bir müzisyendir.The man you just saw is a great musician.
Adam ekmek yiyor.The man is eating bread.
Senin adını biliyorum.I know your first name.
Ben senin vaftiz adını biliyorum.I know your Christian name.
Ben iyi bir adamım.I'm a nice guy.
Benim adımı nasıl biliyorsun?How do you know my name?
Adımı nereden biliyorsun?How do you know my name?
O sadık ve güvenilir bir adamdır.He's a stand-up guy.
Bütün bu dünyevi bilgelik bir zamanlar herhangi bir bilge adamın sevimsiz sapıklığıydı.All this worldly wisdom was once the unamiable heresy of some wise man.

İlgili Sayfalar