Bu hipotez atomların bölünmez olduğunun antik varsayımını çürütmek için önemli bir adım oldu.Tato hypotéza se stala důležitým krokem k vyvrácení starověkého předpokladu, že atomy jsou nedělitelné.
Böylelikle ilk adım atılmıştır.První krok byl uskutečněn.
Adım Usame bin Ladin.Jmenuje se Usáma bin Ládin.
3. ve 4. adımları üç veya dört kez tekrarlayın.Kroky 3 a 4 se opakují, dokud je potřeba.
EUROSAI’nin kuruluşuna yönelik ilk adımlar, 1974’te Madrid’de düzenlenen VIII EUROSAI Kongresi’nde atılmıştır.První reálné kroky směřující k založení EUROSAI byly učiněny v r. 1974 během VIII. kongresu INTOSAI v Madridu.
Bu onun ilk adımlarından biriydi.Což potvrdil i jeden z jejích prvních kroků.
Benim adım ...Naše příjmení.
İntikam tek bir adımla başlar ve mezara kadar gider.První vzplanutí i láska až za hrob.
Hatta, onları hep bir adım daha öteye taşıdı.Jeho modely byly vždy o kus dál.
Bu sezon umuyorum üst sıralarda yer alıp, adımızdan uzun seneler bahsettireceğiz.Budeme sedět před takovými věcmi po staletí a čekat, co bude příště?
Bu tür deneylerden en iyi bilinen adım sayısı altıdır.Nejlepší výsledek se počítal ze všech šesti pokusů.
1 Mayıs, 1949 tarihinde hükümet üzücü bir adımı kabul etti.1. května 1949 došlo k přejmenování na současné jméno.
2. adım tekrar edilir.S výsledkem opakuj krok 2.
9. ve 10. adımları bir kez tekrarlayın.Prochází 9. a 10. obvodem.
Bu benim için büyük bir adım açıklamalarında bulunmuştur.Chtěly jsme naopak udělat jeden velký krok.
Bu benim adım.Po kom se jmenujeme.
Daha sonra Buffalo Braves takımı ile NBA'e adım attı.Dalším týmem byli Buffalo Braves hrající NBA.
Bu adım çağdaş Yunan devletinin doğuşunu göstermiştir.Toto území je považováno za kolébku moderního řeckého státu.
Genelde bir protein saflaştırma protokolünde bir veya daha çok kromatografik adım bulunur.Většinou je na listech jedno nebo více extraflorálních nektárií.
Bir önemli adım da endüstri ile akademik çalışmalar üniversite içerisinde birleşti.Významné bylo ustanovení o vzájemném uznávání akademických stupňů s ostatními univerzitami.
İzet Hajrović bir adım öndeydi.Garrowova praxe byla dalším krokem kupředu.
Nedenlerini anlamak, şiddeti azaltmak veya riski düşük tutmak için ilk adımdır.Jejím účelem je snížit riziko uklouznutí, namáhání šlach.
O kadar çok şey için adım geçiyor ki inanamıyorum.Tyhle výsledky jsou pro mě neuvěřitelné.
Reformlardan geri adımlar atılmak zorunda kalmıştır.Odstoupení od reforem nepřipadá v úvahu.
İsyan, Sivil itaatsizlik hareketi için önemli bir adım olarak değerlendirilir.Rozdání zbraní se ukázalo jako rozhodný krok jak čelit povstání.
Özellikle de ticarî ve sansasyonel adımlarına karşı.Vynikl zvláště svým kurzivním a konceptním písmem.
Kısa süre sonra askerliğe adım attı.Krátce poté narukoval do armády.
3 atlayış, 2 dönüş ve 1 adım dizisi gerekliydi.Píst měl 3 kroužky, dva těsnící a jeden stírací.
Daha çok kendi yolunda küçük adımlarla ilerliyordu.Své cesty poměrně podrobně zmapoval.
Seattle'da kariyerine adım attı.Na sklonku kariéry působil v Semilech.
1991 yılında on dört yaşındayken profesyonelliğe adım attı.Profesionální status získala v roce 2000 ve věku čtrnácti let.
Kendisi de defalarca söylemişti ki eğer canını da verirse bu yolda adım atacaktır.Ta zopakovala, že když jí to usnadní pomstu, tak do toho jde.
Fakat köleler ile ilgili bir adım hiçbir zaman atılmadı.Spontánní štěpení u nich však nebylo nikdy pozorováno.
Ben kendi adıma bir Arjantin fantezisini tercih ederim.Typ bude v budoucnu užíván Argentinským letectvem.
Adımızı bilmediğimiz tek bölüm; çünkü tanktayız.Jedná se o unikát, je znám pouze jediný kus.
Her ikisinde de Hitler'in karşısında geri adım attı ve Hitler'e istifasını sundu fakat Hitler reddetti.V obou dvou případech sklání před Hitlerem tvář a předkládá mu svoji rezignaci.
Sadece mali nedenlerden dolayı bu adımı atmış olamazdı.Z finančních důvodů si to však rodina nemohla dovolit.
Başlangıçta Yeongjo'nun Tangpyeong politikasına devam ederek adım atıldı.Aceasta a fost inițial intensificata prin politica Tangpyeong a lui Yeongjo.
Ancak, Batılı güçlerin desteği olmaksızın savaşa girmeye niyeti olmayan Beneš geri adım attı.Totuși, Beneš a refuzat să intre în război fără sprijinul puterilor vestice.
Winga atqa ... : Adım ...(Мenia zаvut...) - Mă numesc...
1960'ların sonunda müziğe adım atmıştır.S-a retras din muzică la sfârșitul anilor'80.
Sonraki adım ise bunu gerçekleştirmekti.Ceea ce avea să urmeze s-a întâmplat.
Benim adım ...Nume Proprii.
Şarkıların bittiğini düşündüğüm zaman , ileriye doğru bir adım daha atmamız için bizi iterdi.Chiar atunci când credeam că piesa e gata, el ne împinge într-un fel de la spate să mergem mai departe.
Bu planın ilk adımı Mavi Durum kod adıyla bilinecektir.Prima carte este intitulată Amintirea albastră a Pământului.
Divine benim adım olarak kaldı.Dalia este numită după el.
Bu çerçevede, piyasa ekonomisinin kurumsallaşması yönünde adımlar atılmıştır.Aceste fluctuații au fost determinate de trecerea la economia de piață.
Dünya çapındaki atletlerden bazıları iki engel arası 12 adımda kat edebilirler.Există 10 națiuni în cadrul cărora jucătorul poate avansa prin 12 nivele.
Yazıttaki metnin çevirisi genel olarak şöyle yapılmıştır: Benim adım Yorçı, bu da benim yazıtımdır.Propoziția verbală are predicat verbal sau nominal exprimat: Trenul nostru a plecat, El este inginer.
Satırda «beg adım» diye yazı kalmış diğer harfler silinmiştir. ^ Арын 141-142.Atunci chiar că ți-ai umple buzunarele”) (pp. 144–145).
Bucaspor'un altyapısına başlamanın ilk adımıdır.Va fi ultima sa plecare din București.
Ayrıca, Ørsted'in keşfi birleştirilmiş bir enerji kavramına doğru büyük bir adım oldu.Această descoperire a lui Ørsted a reprezentat un pas major către conceptul unificat despre energie.
İlkokul yıllarında aldığı klasik gitar eğitimiyle müziğe ilk adımını attı.Timp de 4 ani urmează un curs de chitară clasică unde primește primele noțiuni aprofundate despre muzică.
Bu sonuç, Türk solunun birleşmesindeki ilk adım oldu.Astfel s-a făcut primul pas către definitivarea Unirii Principatelor Române.
Ayrıca adım adım deliliğe yaklaşmaktadır.Însăși frumusețea lor poate duce la nebunie.
İkili, yollarını ayırdı ve Mayer solo kariyerine adım attı.Ca și rezultat, duetul s-a destrămat, Mayer continuându-și cariera solo.
Terzinin gözleri tekrar bağlanır ve evin yolunu adımlarıyla bulur.Se duce la el, îl leagă din nou la ochi și acesta reconstituie drumul până la casa unde a fost dus.
Sovyetler Birliği başarılarıyla ABD'den bir adım önde olduğunu gösterdi.Dar SUA s-a aflat cu un pas în față.
1995 yılında ise Moonlight and Valentino ile sinemaya resmen ilk adımını attı.A început să fumeze în 1994 în timpul filmărilor pentru „Moonlight and Valentino”.
Yatakta Oliver, Elio'ya "Beni adınla çağır ve ben de seni adımla çağıracağım" der.Cântă-ne „Ecou" în aromână și te fac cunoscut!”.