acele ile cümle
acele kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Moğollar geri dönmek için acele etmezler.僧辯不復奉答。
Görünen manzaraya göre tüm personel ve yolcular acele içinde gemiyi terk etmişti.중화항공 측의 성명서에 따르면 모든 승객과 승무원들은 안전하게 탈출했다.
Aceleyle geri döndü.NXT로 돌아가줄래?
Yavaşça acele et!속히 나오거라!
Bu arada kurtarma kuvvetleri aceleyle oluşturulmaktaydı.그러는 동안, 남부군은 괴멸 직전이었다.
Yüzü çirkin olduğu için maskesini acele ile giyer.오깅이 마스크를 쓰는 이유는 맨 얼굴은 불량스럽지 못하다고 생각되어 마스크를 쓰면 불량해 보이기 때문에 마스크를 쓴다.
Nakarat kısmı "Acele etme bu aşk dediğin biraz zaman alıyor.진구하는 방책은 참으로 조금도 늦추어서는 안됩니다."라고 말했다.
Yürüyerek gidiyorum, hiç acelem yok ayrılığa.활용하지 않으므로 어간·어미로 나뉘지도 않고, 시제도 없다.
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.그리고 더 이상 마음의 상속상에 획득되지 않게 될 때, '번뇌가 단멸斷滅되었다'고 한다.
Yavaşça acele et!סע לאט!
Bu sefer, Bizanslılar aceleyle barış sağlamışlar ve Kiev Rusları ile bir antlaşma imzalamışlardır.באביב הפולנים חתמו הסכם שלום עם שוודיה וכל הצבא התפנה ללחימה נגד הרוסים.
Yürüyerek gidiyorum, hiç acelem yok ayrılığa.על המסלול להיות רציף, ללא השתהויות וללא כל התנגדות מן הסוס.
Çünkü onun çok aceleci ve kibirli olduğunu hissediyordu.הוא חשב שהיא יותר מידי נועזת וקיצונית.
Acele et! Seni bekliyoruz.תזדרז! אנחנו ממתינים לך.
Acele et! Seni bekliyoruz.תזדרז! אנחנו מחכים לך.
Acele et! Seni bekliyoruz.הזדרזי! אנחנו מחכים לך.
Acele et! Seni bekliyoruz.הזדרז! אנחנו מחכים לך.
Haydi acele edip onlara güzel bir sürpriz yapalım!"Те бяха добри, а ние научихме много от тях“.
Çünkü onun çok aceleci ve kibirli olduğunu hissediyordu.Той е импулсивен и арогантен.
Sanki Tutankamon aceleyle gömülmüştür.Погребан е с голяма пищност.
Yüzü çirkin olduğu için maskesini acele ile giyer.Не носи маска, но лицето му е боядисано в бяло.
İzniklilere karşı yürüttüğü seferi yarıda kesen Henri aceleyle Selanik'e yöneldi.В този критичен момент Хенри язди до Станли.
Belki acele edersen, trenine yetişebilirsin.Може би ако побързаш, ще успееш да хванеш влака си.
Hayata tutunmak istiyorsanız acele etseniz iyi olur.Ako niste zagrijani za filozofiju, najbolje ju preskočite.
Burada o, Knyaz Andreyle karşılaşmaktadır ve aceleciliği yüzünden ona karşı saygısızca davranır.On je dobro popio, a granični službenici postaju sumnjičavi zbog njegova ponašanja.
Çok korkak, komik ve acelecidir.Ružan je, pohlepan i prijetvoran.
Acele olarak Ruslardan yardım istediler.Priatelia sa rýchlo ponáhľajú na pomoc.
Moğollar geri dönmek için acele etmezler.Monády nemôžu preto vstupovať do vzájomných vzťahov.
Aceleyle geri döndü.Domov sa preto veľmi neponáhľal.
Ancak İskender Bey yeni padişahın aceleciliğini kavrayarak çabuk davrandı.Irenini úradníci sa rýchlo primkli k novému vládcovi.
Moğollar geri dönmek için acele etmezler.Mongoli so se kmalu zatem umaknili.
Nakarat kısmı "Acele etme bu aşk dediğin biraz zaman alıyor.Pozos trūkumas: sunku išlaikyti pozą ir mylėjimosi ritmą ilgesnį laiką, kadangi tai vargina abudu partnerius.
Yürüyerek gidiyorum, hiç acelem yok ayrılığa.Kovoja bekompromisiškai, niekad neatsitraukia.
Aceleleri olmadığında genellikle sert ya da yumuşak zeminler üzerinde sürünerek ilerler.Dažniausiai įsikuria nedrėgnuose, lengvuose, gerai įšylančiuose dirvožemiuose.
Bu arada kurtarma kuvvetleri aceleyle oluşturulmaktaydı.Apskrityse jo pastangomis buvo atkurta sukilėlių valdžia.
Ne yazık ki, Manuil, Haçlılar için çok acele çalıştı.Sužinojęs apie tai, Inocentas labai supyko ant kryžiuočių.
Aceleyle geri döndü.Grįžo apsirgęs.
Moğollar geri dönmek için acele etmezler.Mongolai tęsė nukariavimus.
Eve acele et.Paskubėk namo!
Eve acele et.Skubėk namo!
Yavaşça acele et!Rein Vaikmäe.
Acele etmenin onları hataya götürebileceği düşüncesindedirler.Võib vältida vastutust, sest kardab teha vigu.
Hayata tutunmak istiyorsanız acele etseniz iyi olur."Kui tahad elus midagi saavutada, alusta kohe."
Acele bir şey yapamam.Não me posso precipitar.
Acele bir şey yapamam.Nie mogę działać pochopnie.
Acele bir şey yapamam.No debo precipitarme.
Acele bir şey yapamam.Non devo avere fretta.
Acele bir şey yapamam. Şansımı beklemek zorundayım.Jag måste hålla mig lugn och vänta på min chans.
Acele bir şey yapamam. Şansımı beklemek zorundayım.Jeg må bevare roen og vente på en chance.
Acele bir şey yapamam. Şansımı beklemek zorundayım.Minun on odotettava tilaisuuttani.
Acele bir şey yapamam.Δεν πρέπει να βιαστώ.
Acele bir şey yapamam.Я не должен торопиться.
Acele edelim.Allons-y vite !
Acele edelim!Alors dépêchons-nous !
Acele edelim, arkadaşım, benin aileminde olduğu adı efsanevi olan kardeşik cemiyeti evine.Deprisa, mi amigo... a la casa de la fraternidad donde mi apellido se volvió leyenda.
Acele edelim, arkadaşım, benin aileminde olduğu adı efsanevi olan kardeşik cemiyeti evine.Laat ons haasten ons, mijn vriend, Naar het broederlijke huis waar mijn achternaam legende werd.
Acele edelim, arkadaşım, benin aileminde olduğu adı efsanevi olan kardeşik cemiyeti evine.Pojdiva, prijatelj, do bratovščine, kjer je ime moje družine postalo legenda.
Acele edelim, arkadaşım, benin aileminde olduğu adı efsanevi olan kardeşik cemiyeti evine.Pospìšme si, mùj pøíteli, do otcovo domu, kde se mé rodné jméno stalo legendou.
Acele edelim, arkadaşım, benin aileminde olduğu adı efsanevi olan kardeşik cemiyeti evine.Să ne grăbim, prietene, către casa frăţiei unde numele familiei mele a devenit legendă.
Acele edelim, arkadaşım, benin aileminde olduğu adı efsanevi olan kardeşik cemiyeti evine.Ας σπεύσουμε, φίλε μου, στην αδελφότητα όπου το όνομα της οικογένειας μου έγινε θρύλος.