Ben onu daha açık renk içinde severim.I'd like it in a brighter color.
Konuyu size daha sonra açıklayacağım.I'll explain the matter to you later on.
Eğer acele edersen yakında ona yetişirsin.If you hurry, you will soon overtake her.
Acil bir şey varsa, benimle bağlantıya geçebilirsiniz.If there's anything urgent, you can get in touch with me.
Acele edersen ona yetişeceksin.If you hurry, you will catch up with him.
O zaten açıklığa kavuşturulmuştur.It's already cleared up.
Onu daha ayrıntılı olarak açıklayabilir misiniz?Would you explain it in more detail?
Ben tekrar gelmeyeceğimi açıklığa kavuşturacağım.I will make it clear that I won't come again.
Bankalar yakında kapanacağı için acele etsen iyi olur.You had better hurry because the banks will close soon.
Onu bir kez daha açıkla, Jerry.Explain it once more, Jerry.
Tekrar açıklayabilir misiniz?Would you explain it again?
Mary aceleyle mutfağa girdi.Mary burst into the kitchen.
Mayuko kuralları ayrıntılı olarak açıkladıMayuko explained the rules in detail.
Beyzbol sezonu çok geçmeden açılır.The baseball season opens before long.
Yakında hava açık olacak.It will clear up soon.
Max Julie'ye veda partisine niçin gidemediğini açıkladı.Max explained to Julie why he could not go to her farewell party.
Mektubunu yanlışlıkla açtığım için özür dilerim.Excuse me for opening your letter by mistake.
Hiç kimse problemi çözebildiğini henüz açıklamadı.It is said that nobody has solved the problem yet.
Eğer hâlâ açsan, bir hamburger daha ye.If you're still hungry, have another hamburger.
Medya her şeyi orantısız olarak açığa vurdu.The media blew the whole thing out of proportion.
Acil durumda derhal bu düğmeye basınız.Please push this button at once in case of emergency.
Acil bir durumda birikimlerine baş vurabilirsin.In an emergency you can fall back on your savings.
Acil bir durumda tasarruflarınıza baş vurabilirsiniz.In an emergency you can fall back on your savings.
Mikrofon açık.The microphone is live.
Mike'ın yanlış otobüse bindiği açık.It is clear that Mike took the wrong bus.
Acele et, Martin. Zaten geç kaldık!Hurry up, Martin. We're already late!
Yangın çıktığında pazar henüz açılmıştı.Scarcely had the market opened when the fire broke out.
Kaputu açın.Open the hood.
Gerçekten aç olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyor musun?Do you know what it is like to be really hungry?
Bob TV programını izlemek için acele ile eve gitti.Bob hurried home in order to watch the TV program.
Onun çoğu kişiye acayip gelen biri oluğunu duymuştum.I'd heard she was too far out for most people.
Bir otelde yatmadan önce, acil çıkışın nerede olduğundan emin olun.Make certain where the emergency exit is before you go to bed at a hotel.
Cumbayı açmak için sadece butona basmalısınız.You have only to push the button to open the bay window.
Paula acil bir işe çağrıldı.Paula was called away on urgent business.
Farlarınızı açar mısınız?Could you turn on your headlights?
Beth çok sıkı çalışmak zorunda kaldı, ve şimdi o aç ve bitkin.Beth had to work very hard, and now she is hungry and exhausted.
Lütfen bluzunuzun düğmesini açın.Please unbutton your blouse.
Brian kapıyı açık bıraktı.Brian left the door open.
Dosya dolabı çekmeceleri açıktır.The file cabinet drawers are open.
Bill televizyonu açtı.Bill turned on the television.
Her gerçeğin açıklanması uzun zaman aldı.The explanation of each fact took a long time.
O, korkunç şekilde acıyor.It hurts terribly.
Bir parça ekmek onun açlığını tatmin edecek kadar yeterli değildi.A piece of bread was not enough to satisfy his hunger.
Video mağazası saat 3'e kadar açık.The video shop is open until 3 o'clock.
Vitamin açısından zengin bazı sebzeler yemelisin.You should eat some vegetables rich in vitamins.
Bikinili güzel kız sahilde bir göz açıcı idi.The pretty girl in the bikini was an eye-opener on the beach.
Peter ve Carol'un tatillerini geçirecekleri yerde araları açıktı.Peter and Carol were at odds with each other over where to spend their vacation.
Güller ilkbaharda çiçek açar.The roses bloom in spring.
Güller şimdi tam çiçek açmıştır.The roses are now in full bloom.
Güller açıyor.The roses are in bloom.
Güller çiçek açmışlar.The roses are in bloom.
Lütfen çantanı aç.Please open your bag.
Lütfen çantanızı açın.Please open your bag.
Açıkçası, bu karara tamamen katılmıyorum.Just for the record, I totally disagree with this decision.
Açıkçası o hatalıdır.Frankly speaking, he is wrong.
Pilot inişin neden ertelendiğini bize açıkladı.The pilot explained to us why the landing was delayed.
Pilot manzarayı detaylı olarak açıkladı.The pilot described the scene in detail.
Acele etme, yoksa bazı hatalar yapabilirsin.Take your time, or you may make some mistakes.
Tokmağı çevir ve kapıyı aç.Turn the knob and open the door.
Bir fare kemirerek duvarda bir delik açtı.A rat chewed a hole in the wall.