Ana içeriğe geç
Sözlük

ac ile cümle

ac kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un sürücüsü limuzinin kapısını Mary için açtı.Tom's chauffeur opened the limousine's door for Mary.
Tom durumu Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain the situation to Mary.
Tom Mary'nin acı çektiğini hissetti.Tom sensed that Mary was in pain.
Tom Mary için kapıyı açtı.Tom opened the door for Mary.
Tom Mary'nin işi tek başına yapmasını istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it plain that he wanted Mary to do the work by herself.
Tom Mary'den hoşlanmadığını açıkladı.Tom made it clear that he didn't like Mary.
Tom Mary'yi çok sevmediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't like Mary very much.
Tom suyu açık bıraktı ve Mary sinirlendi.Tom left the water running and Mary got angry.
Tom konuşmaya devam etti ve Mary'nin ağzını açmasına izin vermedi.Tom kept talking and didn't let Mary get a word in edgewise.
Tom'un Mary ile arası açıktır.Tom is on bad terms with Mary.
Tom Mary için kapıyı açık tuttu.Tom held the door open for Mary.
Tom, Mary için kapıyı açık tuttu.Tom held the door open for Mary.
Tom'un Mary ile arası açıldı.Tom had a falling-out with Mary.
Tom, Mary'e bunun nasıl çalıştığının ayrıntılı açıklamasını verdi.Tom gave Mary a detailed explanation of how it worked.
Tom Mary'ye kuralları açıkladı.Tom explained the rules to Mary.
Tom oyunun kurallarını Mary'ye açıkladı.Tom explained the rules of the game to Mary.
Tom planını Mary'ye açıkladı.Tom explained his plan to Mary.
Tom Mary'yi gece geç saatte rahatsız etmek istemedi, ama acil bir durumdu.Tom didn't want to disturb Mary so late at night, but it was an emergency.
Mary'ye her şeyi açıklamak için Tom'un zamanı yoktu.Tom didn't have time to explain everything to Mary.
Tom Mary'nin çok acı içinde olduğunu görebiliyordu.Tom could see that Mary was in a lot of pain.
Tom Mary'nin onu terkettiği zaman duyduğu acıyı hâlâ hatırlayabiliyor.Tom can still remember the pain caused when Mary left him.
Tom Mary'den pencereyi açmasını rica etti.Tom asked Mary to open the window.
Tom Mary'den pencereyi açmasını rica etti, ama o açmadı.Tom asked Mary to open the window, but she wouldn't.
Tom ve Mary'nin uzun bir süredir araları açıktır.Tom and Mary have been at odds with each other for a long time.
Tom ve Mary acıkmış gibi görünmüyor.Tom and Mary don't seem to be hungry.
Tom Mary'yi açık açık yalan söylemekle suçladı.Tom accused Mary of lying through her teeth.
Mary'nin bize yaptığı akşam yemeğine minnettar olmuş gibi mi yapsam acaba?I wonder if I should just pretend to appreciate the dinner that Mary made for us.
Tom'un Mary'yi yanağından aceleyle öptüğünü gördüm.I saw Tom give Mary a peck on the cheek.
Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me.
Bir acımasız kıyım 1995 yılında Srebrenika'da işlendi.A merciless slaugter had been committed in Srebrenica in 1995.
Acele etmene gerek yoktu. Zaten buraya çok erken vardın.You didn't need to hurry. You got here too early anyway.
Acele etmene gerek yoktu. Çok erken geldin.You needn't have hurried. You've arrived too early.
Profesyonel bir hırsız bir araba kapısını bir levye ile zaman kaybetmeden açabilir.A professional thief can jimmy a car door in no time.
Kapıyı açık bırak.Leave the door open.
Ben bir kutu açabilir miyim?May I open a can?
Lütfen, en yakın seyahat acentası nerede?Please, where's the closest travel agency?
Hava güzel olduğu zaman, Tom her zaman pencerelerini açık bıraktı.When the weather was nice, Tom always left his windows open.
Mary'nin çalma fırsatı olmadan Tom kapıyı açtı.Tom opened the door before Mary had a chance to knock.
Ona kuralları açıkladım.I explained the rules to her.
Benimle konuşmak istemediği açık.It's clear that he doesn't want to talk to me.
Ben biraz açım.I'm a little bit hungry.
Biraz açım.I'm a bit hungry.
Şimdi yiyelim. Açlıktan ölüyorum.Let's eat now. I'm starving.
Aç çocuklar masadaki her şeyi yedi.The hungry boys ate everything on the table.
Onu diskodan hiçbir açıklama olmadan dışarı attılar.They kicked him out of the disco without any explanation.
Otellerin çoğu tüm yıl boyunca açıktır.Most of the hotels are open all year round.
Bu çay çok acı.This tea is too bitter.
Bu durumu bana açıklayamadı.She wasn't able to explain this situation to me.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Ondan neden hoşlanmadığını açıklayabilir misin?Can you explain why you dislike him?
TV'yi açık bırakma.Don't leave the TV on.
Aç yavru köpek sokakta havlıyor.Hungry puppy barks on the street.
Ben onunla alışverişe gitmeyeceğimi ona açıkça söyledim.I have told him clearly that I'm not going shopping with him.
Dağcı, bir kurt gibi açtı.The mountaineer was hungry as a wolf.
Dağcı bir kurt kadar açtı.The mountaineer was as hungry as a wolf.
Bunu nasıl açıklarsın?How do you explain this?
Ben kapıyı açamıyorum. Anahtarın var mı?I can't open the door. Do you have the key?
Dil dünyalar açar.Language opens worlds.
Onu bana açıkla.Explain it to me.
Rüzgar durduktan sonra, tekneyle açık denize yelken açalım.After the wind has stopped, let's sail the boat off to the open sea.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod