Ana içeriğe geç
Sözlük

ac ile cümle

ac kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Açık konuşmak gerekirse, neden gitmek istediğini anlamak zor.Frankly speaking, it's difficult to understand why you want to go.
Açıkça konuşmak gerekirse, senin düşünce biçimin demode.Frankly speaking, your way of thinking is out of date.
Açık konuşmak gerekirse, bu roman çok ilginç değil.Frankly speaking, this novel isn't very interesting.
Açıkçası, saç kesimini sevmiyorum.Frankly speaking, I don't like your haircut.
Açıkçası, ben sizi sevmiyorum.Frankly speaking, I don't like you.
Açıkçası, onunla çalışmak istemiyorum.Frankly speaking, I don't want to work with him.
Açık konuşmak gerekirse, onun yeni romanı çok ilginç değil.Frankly speaking, his new novel is not very interesting.
Açıkça konuşmak gerekirse, bu sana yakışmıyor.Frankly speaking, it doesn't suit you.
Açıkça konuşmak gerekirse, o çok fazla umurumda değil.Frankly speaking, I don't care for her very much.
Seyahat acentalarının gelirleri arttı.Travel agencies' profits soared.
Bir seyahat acentasına soralım.Let's ask a travel agent.
Buzdolabının kapağını açtığımda, bir elma düştü.When I opened the door of the refrigerator, an apple fell out.
Buzdolabını açınca etin çürümüş olduğunu fark ettim.Opening the refrigerator, I noticed the meat had spoiled.
Tren duruncaya kadar kapıyı açmayın.Don't open the door till the train stops.
Aşkın tadı acıdır.The taste of love is bitter.
Aşkın tadının acı olduğu söylenir.It is said that the taste of love is bitter.
İşçilerin çoğu açlıktan öldüler.Many of the workers died of hunger.
Sendika ve yönetim arasındaki anlaşmazlık bir greve yol açabilir.The disagreement between the union and management could lead to a strike.
Kağıdını bitirmede neden acele ediyorsun?Why don't you take your time in finishing your paper?
Konuşmacı, teoriyi örneklerle açıkladı.The speaker illustrated the theory with examples.
Açık kaynak; teknolojik yeniliği kullanan motordur.Open source is the engine that drives technological innovation.
Onlardan hangisinin onu istediği açık değil.It isn't clear which of them wanted that.
Bak! O dükkan az önce açıldı! Neden bir göz atmıyoruz?Look! That shop's just opened! Why not take a look?
Sesi açın.Turn the volume up.
Maçtan önce Yoyogi stadyumunda bir açılış töreni yapıldı.Before the match, an opening ceremony was held in the Yoyogi stadium.
O, bir acemi için iyi yaptı.He did well for a beginner.
Bu hafif bir hatanın ciddi yaralanmalara yol açabileceği çok tehlikeli bir spor.It's a very dangerous sport, where a slight mistake can lead to serious injury.
Gazeteyi açtı ve ölü çocuğu örttü.He opened a newspaper and covered the dead child.
Ooo! Yukiko! O acıtıyor! Bana yumruklarınla vurmaktan vazgeç!Ow! Yukiko! That hurts! Quit hitting me with your fists!
Bulutlu günlerde, uzaktaki sesleri açık havadakilerden daha iyi duyarsın.On cloudy days, you can hear distant sounds better than in clear weather.
Sebeplerin ne olduğunu tam olarak açıkla.Explain exactly what the reasons are.
Acele et.Get a move on!
Hindistan'ın bölgesel lezzet açısından zengin bir mutfağı vardır.India has a cuisine rich in regional flavour.
Ne yaparsan yap tuvaletteki kapağı açık bırakma!Whatever you do don't leave the lid up on the toilet!
Açıkça öğretmen hem İngilizce hem de Fransızca anlayabiliyor.Obviously the teacher can understand both English and French.
Söz açılmışken, bugün 8 haziran- karımın doğum günüBy the way, today is the 8th of June — my wife's birthday.
Göz açıp kapayıncaya kadar, tenis topu büyüklüğünde meyveli börek kaybolmuştu.In the blink of an eye, the tennis-ball-sized dumpling had disappeared.
Ben, koltukta yaslandım ve kitabı açtım.I sat back in the armchair and opened the book.
Çocuk düşürme içler acısı bir deneyim.Miscarriage is a heart-breaking experience.
Lütfen "as may be" nin dilbilgisini açıklar mısın?Please explain the grammar of 'as may be'.
Bir yüz çıbanım var.Bir burun deliğinin arkasında acılı bir yumru var.I have a facial boil. There's a painful lump at the back of one nostril.
O açık konuşan biri.She's a plain speaker.
Biz üç kız kardeş bir kahve dükkanı açtı.We three sisters opened a coffee shop.
Açık havada daha fazla zaman harcayan çocukların miyop riski daha düşüktür.Children who spend more time outdoors have a lower risk of myopia.
Şeytan Tanrı'ya dava açtı.Devil sued God.
İyi ilaç acıdır.Good medicine is bitter.
Açıkçası, onun konuşmaları her zaman sıkıcı.Frankly speaking, his speeches are always dull.
Kutuyu açtığımda kutu boştu.The box was empty when I opened it.
O kapıyı açık bıraktı.He left the door open.
O, kapıyı açık bıraktı.He left the door open.
Kapı açıktır.The door is open.
Kapı açık.The door is open.
Açım, bu yüzden yiyecek bir şeyler alacağım.I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
Müziğin sesini aç!Turn up the music!
Veri açığının üstesinden gelmek için, basit bir yöntem geliştirdim.In order to overcome the data gap, I developed a simple methodology.
En yakın halka açık telefonun nerede olduğunu bana söyleyebilir misiniz lütfen?Can you please tell me where the nearest public telephone is?
Onlar açtı.They were hungry.
Bu mağaza saat 9'dan 6'ya kadar açıktır.This shop is open from 9 to 6 o'clock.
O kimsesiz çocuğa acıdı ve ona biraz para verdi.She felt sympathy for the orphan and gave him some money.
Onun acelesi vardı.She was in a hurry.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod