Anneler çocuklarını doyurmak için kendileri açlıktan öldü.Mothers starved themselves to feed their children.
Sözcü, anlaşmanın içeriğini basına açıkladı.The spokesman explained the contents of the treaty to the press.
Ticaret ortakları, ticaret politikasını açıklığa kavuşturmak için Japonya'ya dayanıyor.Trading partners are leaning on Japan to clarify its trade policy.
Bir at kadar açım.I'm as hungry as a horse.
Ben beyzbol, tenis ve futbol gibi açık hava sporlarını severim.I like outdoor sports, such as baseball, tennis and soccer.
Kalbini aç ve bana her şeyi anlat.Open your heart and tell me everything.
Kızkardeşim her zaman acelesi olup işleri sıklıkla geride bırakıyor.My sister is always in such a hurry that she often leaves things behind.
Her yıl milyonlarca insan açlıktan ölüyor.Millions of people starve to death every year.
Her gün halka açık yüzme havuzuna giderim.I go to the city pool every day.
Acil bir durumda zili çal.Ring the bell in an emergency.
Acil bir durumda, beni bu numaradan ara.In case of an emergency, phone me at this number.
Tuhaf gelebilir, hiç acı hissetmedim.Strange to say, I didn't feel any pain.
Işık açık.The light is on.
Işıkları açık bıraktın.You left your lights on.
Işığı açar mısın?Will you turn on the light?
Açıkça, söylenti doğru değildir.Clearly, the rumor is not true.
Açık ki, en önemli nokta budur.Clearly, this is the most important point.
Açıkçası yanılıyorsun.Clearly you are mistaken.
Birisi açıkça yalan söylüyor.Someone is obviously telling a lie.
Açıkçası, o suçlanacak.Obviously, he is to blame.
Açıkçası , o, o tür bir insan değil.Obviously, he's not that kind of person.
Açıkçası, o bir hata yaptı.Evidently, he's made a mistake.
Açıkçası o hatalı.Obviously he is wrong.
Söylediğimi anlamadığı açıktı.It was apparent that he did not understand what I had said.
Sonuçlardan açıkça memnundu.She was clearly satisfied with the results.
Havanın yarın açıp açmayacağını merak ediyorum.I wonder if it will clear up tomorrow.
Yarın hava açarsa iyi olur.When it clears up tomorrow it is good.
Yarın hava güzel olursa arkadaşlarımla denize açılacağım.If it is fine tomorrow, I will go sailing with my friends.
Bunu sade bir dille açıkla.Explain it in plain language.
Bu çok açık.It's abundantly clear.
Açık konuşmak gerekirse, onun görüşü benimkinden biraz farklı.Strictly speaking, his view differs a little from mine.
Perşembeyi senin için açık tutacağımI'll keep Thursday open for you.
Senin sessizce acı çekmene gerek yok.You needn't suffer in silence.
Gözlerim acıyor.My eyes smart.
Uyandığımız zaman, açık denizde akıntıya kapılıp sürükleniyorduk.When we awoke, we were adrift on the open sea.
Gözümü açtığımda kendimi yerde yatarken buldum.I awoke to find myself lying on the floor.
Kör bir insanla alay etmek acımasızcadır.It is cruel to mock a blind man.
Gözlerini aç.Open your eyes.
Gözlerimi açık tutamıyorum.I can't keep my eyes open.
Gözlerini açık tut.Keep your eyes open.
Gözlerini aç lütfen.Open your eyes, please.
Kapı şimdi açıktır.The gate is open now.
Gece stüdyomdaki ışığı açmam.I don't switch on the light in my studio at night.
Açık hava konseri fırtına nedeniyle iptal edildi.The outdoor concert was canceled due to the storm.
Beyzbol sezonu açıldı.The baseball season has opened.
Ne zamana kadar eczanen açık kalır?Until what time does your pharmacy stay open?
İhracat pazarlarında rekabet gücünün güçlendirilmesi acil bir ihtiyaçtır.The strengthening of competitiveness on export markets is an urgent need.
Onu sade bir dille açıklayın.Explain it in plain words.
Plan öncelik ve aciliyeti düşürmektedir.Being less urgent, this plan is lower in priority.
Lütfen açık ve doğru bir şekilde posta adresi yazın.Please address your mail clearly and correctly.
Dün gece kapıyı açık bırakan sen miydin?Was it you that left the door open last night?
Akşam yemeği için acele et.Hurry in for supper.
Akşam yaklaşırken gezginler acele etti.The travelers made haste as evening drew near.
Bir hesap açın.Open an account.
Ben bir tasarruf hesabı açmak istiyorum.I'd like to open a savings account.
Tom'un bir giyim mağazası açma çabaları boşa gitti.Tom's efforts to open a clothing store went up in smoke.
Konu onların aç olmasıdır.The point is that they are hungry.
Aç gözlülükle karnını doyuramazsın.Your eyes are bigger than your stomach.
Ertesi gün bacaklarım acıyordu.I had sore legs the next day.
Açıkça söylemek gerekirse, seninle aynı fikirde değilim.Frankly speaking, I don't agree with you.