Geçen gece televizyon açıkken uyumuşum.Last night I fell asleep with television on.
İlk trene binmek için büyük bir acelem vardı.I was in a great hurry to take the first train.
Bazen bir konserve açacağı olarak makas kullanırım.I sometimes use scissors as a can opener.
Fikrimi değiştirmediğimi açıklığa kavuşturmak istiyorum.I want to make it clear that I have not changed my mind.
Ben hiç aç değilim.I'm not hungry at all.
Kalabalıkta kendime yol açtım.I made my way through the crowd.
Onun yalan söylediği sonucuna varmada çok aceleci davrandım.I was too hasty in concluding that he was lying.
Osaka'ya açık bir biletim var.I have an open ticket to Osaka.
TV'de açlıktan ölen birçok insan gördüm.I saw many people starving to death on TV.
Kayıp zamanı telafi etmek için acele ettim.I hurried to make up for the lost time.
Öğle yemeği yemediğim için açım.I am hungry because I did not eat lunch.
Kahvaltıdan beri bir şey yemedim ve ben çok açım.I haven't eaten since breakfast and I'm very hungry.
Dükkânın açılmasını bekliyorum.I am waiting for the store to open.
Çalmaktansa açlıktan ölürüm.I would rather starve to death than steal.
Hırsızlık yapacağıma açlıktan ölürüm.I would rather starve to death than steal.
Çalmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.I would rather starve to death than steal.
Kutuyu açtım ve içine baktım.I opened the box and looked inside.
Ona kuralı açıkladım.I explained the rule to him.
Kapıyı açtı, açmamasını söylememe rağmen.He opened the door, though I told him not to.
Onun kapıyı açmasını istedim ama o öyle yapmadı.I asked him to open the door, but he would not do so.
Ona kapıyı açtırdım.I made him open the door.
Ben onu ona açıkladım.I explained it to him.
Onun açıklaması ile ikna edildim.I was convinced by his explanation.
Oyunun kurallarını onlara açıkladım.I explained the rules of the game to them.
Ben zarfı açtım ve bir mektup çıkardım.I opened the envelope and pulled out a letter.
Zarfı yırtarak açtım.I ripped the envelope open.
Kitabı indirdim ve ışığı açtım.I put the book down and turned on the light.
Ben açık renkleri severim.I like light colors.
Kapıyı açmam rica edildi.I was asked to open the gate.
Tüm gücümle kapıyı açmaya çalıştım.I tried to open the door with all my force.
Tüm gücümle kapıyı açmayı denedim.I tried to open the door with all my force.
Benim kişisel bakış açıma göre onun fikri doğrudur.From my personal point of view, his opinion is right.
Henüz çok aç değiliz.We aren't very hungry yet.
Hikayeyi resimlerle açıkladık.We have illustrated the story with pictures.
Acele ettik, böylece son otobüsü kaçırmadık.We hurried, so we didn't miss the last bus.
Bizim acelemiz var.We're in a hurry.
Yoğun ısı nedeniyle açık havada oynayamadık.We couldn't play outdoors because of the intense heat.
Açık havada iyi zaman geçirdik.We had a good time in the open air.
Bizim açık havada bir partimiz vardı.We had a party in the open.
Acil bir telgraf onu Tokyo'ya aceleyle geri getirdi.An urgent telegram brought her hurrying back to Tokyo.
Gerçeği mümkün olduğunca açık şekilde açıkla.Explain the fact as clearly as possible.
O kadar az zamanım vardı ki öğle yemeğini aceleyle yemek zorunda kaldım.I had so little time that I had to eat lunch in a hurry.
Geç kalma ihtimaline karşın acele et.Make haste in case you are late.
Yeteri kadar zamanım vardı, bu yüzden acele etmeme gerek yoktu.I had enough time, so I didn't need to hurry.
Acele etmeyin, yoksa hata yapabilirsiniz.Take your time, or you may make some mistake.
Zamanı boşa harcamamak için acele edelim.Let's hurry so as not to waste time.
Sonra onur konuğu onları açar ve şükranlarını ifade eder.Then the guest of honor opens them and expresses his or her appreciation.
Otomatik kapı açıldı ve Tom içeri girdi.The automatic doors opened and Tom got in.
Affedersiniz, ama pencereyi açabilir miyim?Excuse me, but may I open the window?
Açıkçası, geçen yıl evlendik.To tell the truth, we got married last year.
Açıkçası, daha önceki kadar iyi değilim.To tell truth, I'm not so well as before.
Sana açık söylemek gerekirse, Amerika'yı sevmiyorum.To tell you the truth, I don't care for America.
Açıkçası, ev ödevimi yapmadım.To tell the truth, I didn't do my homework.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.
Arabanın camını açabilir misin ?Could you open the car window?
Kartlarınızı açmalısınız.You should lay your cards out on the table.
Yazılı olarak yapmanız gereken tek şey onu açık ve ilginç tutmaktır.All you have to do in writing is to keep it clear and interesting.
Onu açık çekin.Pull it open.
Mahkûm cezaevi duvarının altında bir delik açtı.The prisoner dug a hole under the prison wall.
Kapı açık bırakıldı.The gate was left open.