acımasız ile cümle
acımasız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Ουαι η παραδεδειγματισμενη και μεμολυσμενη η πολις η καταθλιβουσα
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Горе городу нечистому и оскверненному, притеснителю!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Горко на бунтовния и скверен град, На насилническия град!
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!הוי מראה ונגאלה העיר היונה׃
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!ويل للمتمردة المنجسة المدينة الجائرة.
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!這 悖 逆 污 穢 欺 壓 的 城 、 有 禍 了
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!這 悖逆 污 穢欺壓 的 城 、 有 禍了
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Il signor Kimblee non ha pietà per le truppe che falliscono in missione.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimblee es despiadado con los hombres que no pueden hacer su trabajo.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimblee nie ma litości dla tych, którzy nie wypełnili misji.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimblee on armoton sotilaille, jotka eivät tee työtään.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimblee viser ingen nåde mod dem, der fejler.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Kimbly visar ingen nåd mot de som misslyckas.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.O Mr. Kimblee não é misericordioso com quem não faz o seu trabalho.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Ο Κίμπλι δεν δείχνει έλεος σε όσους αποτυγχάνουν.
Bay Kimblee, işini yapmayan askerlere karşı acımasızdır.Кимбли беспощаден к тем, кто не может работать.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Azt gondolom, hogy a mi ellenségünk a fizika volt, (Nevetés) ő pedig egy kegyetlen űrnő.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Cred ca inamicul nostru era fizica, (rasete) si este o amanta fara suflet.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Creo que nuestro enemigo era la física (Risas) y ella es una amante cruel.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Ich glaube, unser Feind war die Physik. (Lachen) Und sie ist wirklich unbarmherzig.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Ik denk dat de natuurwetten onze vijand waren, (gelach) en zij zijn erg wreed.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Il nostro nemico era la fisica stessa: (risate) ed è un'amante crudele.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Jeg tror vores fjende var fysikken, (Latter) og hun er en ond lærerinde.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Je pense que notre ennemi a été la physique, (Rires) et c'est une maîtresse cruelle.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.저희의 적은 "물리" 그 자체였습니다. (웃음) '물리법칙' 아주 무서운 분이죠.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Myślę, że naszym wrogiem była fizyka, (Śmiech) a jest ona okrutną kochanką.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Myslím, že naším nepřítelem byla fyzika, (Smích) a to je krutá paní.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Penso que o nosso inimigo era a física... (Risos) ... e ela é uma adversária muito cruel.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Saya rasa musuh kami adalah fisika, (Tawa) dan fisika adalah majikan yang kejam.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Νομίζω ότι ο εχθρός μας ήταν η Φυσική -- (Γέλια) και είναι μια άσπλαχνη αφέντρα.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Гадаю, нашим ворогом була фізика, (Сміх) а вона жорстока "пані".
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Думаю, нашим врагом была физика, (Смех) а она жестокосердная дама.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.Мисля, че нашия враг беше физиката, (Смях) а тя беше една жестока учителка.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.האויב שלנו היה הפיזיקה, (צחוק) וזו מאהבת אכזרית.
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.أعتقد أن عدونا كان الفيزياء (ضحك) وهي عشيقة شريرة
Bence bizim düşmanımız fizikti, (Gülüşmeler) ve o acımasız dostumuz.(笑) それもかなり意地悪なね タイミングや見栄えなどの理由から
Beni acımasızca yaylı. Altta ... kendinize ... "Çünkü잔인하게 나를 꼬셔. 하단에있는 당신 자신을 ... "때문에
Beni acımasızca yaylı. Altta ... kendinize ... "Çünküצצו באכזריות עלי. מכיוון בתחתית ... אתה, עצמך ... "
Beni acımasızca yaylı. Altta ... kendinize ... "Çünküانتشرت بصورة وحشية على لي. لأنه في القاع... لك نفسك... "
Beni acımasızca yaylı. Altta ... kendinize ... "Çünkü彼はstuttered。
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herAina löydän itseni yhä synkkä noin suuhun aina kun se on kostea, tihkuinen
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herBất cứ khi nào tôi thấy mình đang phát triển khắc nghiệt về miệng, bất cứ khi nào nó là một, ẩm ướt drizzly
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen her때마다 나 자신이 입에 대한 잔인한 성장 발견, 그것은 습기, drizzly 때마다
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herHa azon kapom magam, egyre komor a szája, amikor ez a nedves, szitáló
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herImmer, wenn ich mich immer über den Mund grimmig; wann immer es einem feuchten, regnerischen
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herKadarkoli se mi zdi sam vedno mračni o usta, kadar je vlažno, sipi
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herKdykoliv jsem se ocitl rostoucí ponurý kolem úst, když je vlhko, mrholení
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herKedykoľvek som sa ocitol rastúce ponurý okolo úst, keď je vlhko, mrholenie
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herKiedy znalazłem się coraz ponury o ustach; gdy jest wilgotne, drizzly
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herNär jag befinner mig växer bistra om munnen, när det är en fuktig, drizzly
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herNår jeg befinder mig stadig dystre om munden, når det er en fugtig, drizzly
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herOgni volta che mi trovo sempre più triste sulla bocca quando si tratta di un umido, piovigginoso
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herOri de câte ori mă aflu în creştere sumbre cu privire la gură, ori de câte ori este o drizzly umed,
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herSempre que me vejo crescendo sombrio sobre a boca; sempre que é um pano úmido e chuvoso
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herSetiap kali saya menemukan diri saya semakin suram tentang mulut, setiap kali itu adalah, basah gerimis
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herTelkens als ik merk dat ik steeds meer grimmige over de mond, wanneer het is een vochtige, druilerige
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herΚάθε φορά που πιάνω τον εαυτό μου αυξανόμενη ζοφερή για το στόμα? Όποτε είναι ένα υγρό, βροχερό
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herВсякий раз, когда я ловлю себя на растущую мрачным вокруг рта; всякий раз, когда он влажный, дождливый
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herВсякий раз, коли я ловлю себе на зростаючу похмурим навколо рота; всякий раз, коли він вологий, дощовий
Ben kendimi her ağız hakkında acımasız büyüyen bulmak, nemli, çiseleyen herКогато и да намеря себе си мрачен около устата, когато тя е влажна, drizzly