Kimsenin bu kadar acımasız olma hakkı yoktur.No one has the right to be so cruel.
Tom acımasız bir insandır.Tom is a cruel person.
Tom acımasız, değil mi?Tom is ruthless, isn't he?
O, acımasızdır.He is ruthless.
O acımasız bir adamdı.He was a cruel man.
Bu kızlar neden bu kadar acımasız?Why are these girls so cruel?
Çete, Tom adında acımasız bir suçlu tarafından yönetiliyor.The gang is lead by a ruthless criminal called Tom.
Dan polis tarafından acımasızca dövüldü.Dan was brutally beaten by the police.
Gulag olarak bilinen Rus cezaevi sistemi çok acımasız bir yerdi.The Russian prison system, known as the Gulag, was a very brutal place.
O sadece acımasız.That's just cruel.
Dan acımasız bir katildi.Dan was a ruthless killer.
Sadece zavallı karıma acımalısın.You just have to have mercy on my poor wife.
Hapishanede pedofillere acımasızca davranılır.Pedophiles are cruelly treated in prison.
Öğretmen işini kaybetti çünkü hata yapan öğrencileri acımasızca azarladı.The teacher lost his job because he cruelly berated students who made mistakes.
Mary bir saplı tava ile Tom'u acımasızca dövdü.Mary clobbered Tom with a skillet.
Neden dünya bana karşı çok acımasız?Why is the world so cruel to me?
Redwall evreninde, gelincikler acımasız türlerden biridir.In the Redwall universe, stoats are one of the villain species.
Tom'a yaptığın şey acımasızcaydı.What you did to Tom was cruel.
Tom'un babası acımasız bir adamdı.Tom's father was a cruel man.
Tom babasından acımasız bir dayak yedi.Tom received a brutal beating from his father.
Tom acımasız bir rakip.Tom is a fierce competitor.
Katlandıkları şey için sadece acıma hissedebilirim.I could only feel pity for what they were enduring.
O acımasız öğretmenin bugün bize zor bir test vereceğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that that mean teacher will give us a hard test today.
Kedi acımasız olmaya çalışmıyordu.The cat was not trying to be cruel.
Biraz acımaya çalış.Try to have some compassion.
Baba evlatlık oğluna acımasızca davrandı.The dad treated his adoptive son cruelly.
Savunmayı planlamak için görünüm acımasızdır.The outlook for planning the defense is grim.
O böceği acımasızca ezdi.He crushed the insect mercilessly.
Acımasız rekabet karşısında, bizim iş hayatta kalmakta başarısız oldu.In the face of ruthless competition, our business failed to survive.
Ordu acımasızca yenildi.The army were scathingly beaten.
Tom'un kendine acımak için zamanı yoktu.Tom didn't have time for self-pity.
Savaş acımasızdı.The fighting was ferocious.
Tom'un yüzü acıma doluydu.Tom's face was full of pity.
Benimle acımasızca alay ediyorlar.They tease me mercilessly.
Tom acımasızcasına dürüsttü.Tom was brutally honest.
Saatler acımasızca geçti.The hours ticked by.
Fadıl acımasız saldırıdan kurtuldu.Fadil survived the brutal assault.
Fadıl, zarif Leyla'yı acımasız bir dünyadan kurtarmak istedi.Fadil wanted to save the delicate Layla from a harsh world.
Hayvan deneyi acımasızdır.Animal experimentation is cruel.
O acımasız bir kaltak.She's a cold hearted bitch.
Sami'nin acımasızca öldürülmesindeki tek şüpheli Leyla'ydı.Layla was the only suspect in Sami's brutal murder.
Leyla ve Sami acımasız bir kavga ettiler.Layla and Sami had a brutal fight.
Sami, Leyla'ya acımasızca tecavüz etti.Sami viciously raped Layla.
Leyla sopalarla acımasızca dövüldü.Layla got brutally beaten with sticks.
Tom nasıl bu kadar acımasız olabilir?How could Tom be so cruel?
Leyla acımasız saldırıyı hatırlayamıyor.Layla can't remember the brutal assault.
Tom acımasızca dövüldü.Tom was brutally beaten.
Ölümden korkmak, ölmekten daha acımasızdır.It is more cruel to fear death than to die.
Tom'un acımasını istemiyorum.I don't want Tom's pity.
Birisi nasıl bu kadar acımasız olabilir?How could anyone be so cruel?
İnsanlar neden sakat oğlanlara karşı acımasızdır?Why are people cruel to the crippled boy?
Sami, Leyla'nın ölümünün acımasız bir cinayet eylemi olduğuna inanıyor.Sami believes Layla's death was a brutal act of murder.
Sami ve Leyla'nın çatışması acımasız bir sona yol açtı.Sami and Layla's conflict led to a brutal ending.
Sami acımasızca saldırıya uğradı.Sami was brutally attacked.
Sami ve Leyla, balta tutan bir adam tarafından acımasızca saldırıya uğradı.Sami and Layla have been brutally attacked by a man wielding an axe.
Zaman acımasız.Time is ruthless.
Tom acımasızca dövülerek öldürüldü.Tom was brutally beaten to death.
İnsanların bana acımasını istemiyorum.I don't want people to pity me.
Sizi çok iyi tanıyorum. Acımasız katillersiniz. Hiç de iyi insanlar değilsiniz.I know you very well. You're brutal killers, not nice people at all.
Tom'u acımasız bir kader bekliyordu.A terrible fate awaited Tom.