Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.אנשים שהיו רעבים וכואבים סימנו את המצוקה שלהם, סימנו את הצורך שלהם בעזרה.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.الناس الذين كانوا جوعانين ومصابين كانوا يبثون محنتهم، كانوا يبثون حاجتهم للمساعدة.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.悲痛な叫びや 援助を求める声を発信しました ポルトープランスの路上では
Acıkça söylüyorum ki, Ulusum adına üzülüyorum.Franchement dit, j'ai honte pour mon pays.
Acıkça söylüyorum ki, Ulusum adına üzülüyorum.Honestamente, siento lástima por mi nación.
Acıkça söylüyorum ki, Ulusum adına üzülüyorum.Upřímně řečeno, lituji náš národ.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.A będąc łaknącym chciał jeść; a gdy mu oni jeść gotowali, przypadło na niego zachwycenie.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.A potom velice zlačněv, chtěl pojísti. Když pak oni strojili, připadlo na něj mysli vytržení.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.A veľmi zlačnel a chcel jesť. A kým oni hotovili, pripadlo na neho vytrženie,
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.E tendo fome, quis comer; mas enquanto lhe preparavam a comida, sobreveio-lhe um êxtase,
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Gli venne fame e voleva prendere cibo. Ma mentre glielo preparavano, fu rapito in estasi
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Han blev da sulten og vilde ha noget å ete. Mens de nu laget det til, kom det en henrykkelse over ham,
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Il eut faim, et il voulut manger. Pendant qu`on lui préparait à manger, il tomba en extase.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Ja hänen tuli nälkä, ja hän halusi ruokaa. Mutta sitä valmistettaessa hän joutui hurmoksiin.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.시장하여 먹고자 하매 사람이 준비할 때에 비몽사몽간에
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.L -a ajuns foamea, şi a vrut să mănînce. Pe cînd îi pregăteau mîncarea, a căzut într'o răpire sufletească.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Lalu ia lapar sekali dan ingin makan. Sementara makanan disediakan, ia mendapat suatu penglihatan
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Megéhezék azonban, és akara enni: míg azonban azok ételt készítének, szálla õ reá elragadtatás;
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.người đói và thèm ăn ; khi người_ta đương dọn cho ăn , thì người bị ngất trí đi .
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.người đói và thèm ăn; khi người ta đương dọn cho ăn, thì người bị ngất trí đi.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Och han blev hungrig och ville hava något att äta. Medan man nu tillredde maten, föll han i hänryckning.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Postane pa lačen in hoče kaj zaužiti; ko pa pripravljajo, se zamakne
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Sintió mucha hambre y deseaba comer; pero mientras preparaban la comida, le sobrevino un éxtasis
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Und als er hungrig ward, wollte er essen. Da sie ihm aber zubereiteten, ward er entzückt
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Και πεινασας ηθελε να φαγη ενω δε ητοιμαζον, επηλθεν επ' αυτον εκστασις,
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.И видя небето отворено и някакъв съд, като голяма плащаница, да слиза, спускан чрез четирите ъгъла към земята.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.И почувствовал он голод, и хотел есть. Между тем, как приготовляли, он пришел в исступление
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.Став же голодний і забажав їсти; як же готовили, найшло на него захопленнє,
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.והוא רעב ויתאו לטעם לחם ובהכינם לו נפלה תרדמה עליו׃
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.فجاع كثيرا واشتهى ان يأكل. وبينما هم يهيئون له وقعت عليه غيبة.
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.覺 得 餓 了 、 想 要 喫 . 那 家 的 人 正 豫 備 飯 的 時 候 、 彼 得 魂 遊 象 外
Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.覺得餓 了 、 想要 喫 . 那家 的 人 正 豫備飯 的 時候 、 彼得 魂遊 象 外
Acıklı Corse, kanlı bir acıklı Corse;Żałosne corse, krwawą żałosne corse;
Acıklı çıkmaz!Đáng thương hại tình trạng khó khăn!
Acıklı çıkmaz!Erbarmelijk hachelijke situatie!
Acıklı çıkmaz!Jalnic neplăcută!
Acıklı çıkmaz!Keadaan memilukan!
Acıklı çıkmaz!Mitleiderregenden Notlage!
Acıklı çıkmaz!Ömklig belägenhet!
Acıklı çıkmaz!Piteous 곤란!
Acıklı çıkmaz!Situação lastimável!
Acıklı çıkmaz!Situación lamentable!
Acıklı çıkmaz!Situation pitoyable!
Acıklı çıkmaz!Situazione pietosa!
Acıklı çıkmaz!Surkea ahdinko!
Acıklı çıkmaz!Szánalmas kínos!
Acıklı çıkmaz!Ubog zadregi!
Acıklı çıkmaz!Ynkeligt knibe!
Acıklı çıkmaz!Żałosne kłopoty!
Acıklı çıkmaz!Žalostný dilema!
Acıklı çıkmaz!Žalostný dilema!
Acıklı çıkmaz!Δραματική κατάσταση!
Acıklı çıkmaz!Жалобный затруднительное!
Acıklı çıkmaz!Плачевен затруднение!
Acıklı Corse, kanlı bir acıklı Corse;A corse comovente, um corse sangrenta piteous;
Acıklı Corse, kanlı bir acıklı Corse;A szánalmas Corse, véres szánalmas corse;
Acıklı Corse, kanlı bir acıklı Corse;A كورس بائس ، وهو كورس الدموية بائس ؛
Acıklı Corse, kanlı bir acıklı Corse;Corse đáng thương hại, một đẫm máu đáng thương hại Corse;
Acıklı Corse, kanlı bir acıklı Corse;Corse žalostný, krvavé žalostné corse;
Acıklı Corse, kanlı bir acıklı Corse;Corse žalostný, krvavé žalostné corse;