Acıklı değil mi?Хіба ж це не жалюгідно?
Ona acıklı bir hayat hikâyesi uydurur.Traduje se o ní smutný příběh.
Eko’nun kardeşi Yemi bir gün çok acıkmıştır.Ivanův chléb již dávno dojedly a hrozí jim smrt hladem.
Bu protokol RFC 3261 (daha önce RFC 2543) dokümanlarında acıklanmıstır.A protokollt pontosan az RFC 3261 (korábban RFC 2543) szabvány írja le.
Ona acıklı bir hayat hikâyesi uydurur.Újra elmeséli szomorú életét.
Eko’nun kardeşi Yemi bir gün çok acıkmıştır.Jáde császár egy napon szegény, éhező öregemberré változott.
Annesi ve çocuklarının ne oldukları da acıklıdır.Äiti ja lapsi voivat hyvin.
Oldukça acıklı."Hyvin syvällinen."
Çok acıkmıştım eve geldiğimde.Kotiin tullessani minulla oli kova nälkä.
Ben acıktım.Minulle tuli nälkä.
Keskin ve acıklı bir sesi vardır.Έχει μια χαρακτηριστική βαθιά φωνή.
Oldukça acıklı."«Dette er forferdelig trist».
Annesi ve çocuklarının ne oldukları da acıklıdır.Đứa bé và cha mẹ bé thật tuyệt vời.
1996 yılının ortalarında Slash ayrıldıgını acıkladı.1996年、スラッシュが脱退。
Keskin ve acıklı bir sesi vardır.哀愁ある深い音色。
Diğer karakterlerden daha çabuk acıkır.他の種族よりやや移動速度が速い。
Annesi ve çocuklarının ne oldukları da acıklıdır.母親と子供は元気だ。
Bana gelen artık acıkmaz ve bana iman eden artık susamaz."推誠信士,不恤人之我欺;量能授器,不患權之我逼。
Anlatılanlar düşsel olduğu kadar gülünç ve acıklıdır.非常怕怪談和鬼魂之類恐怖的東西。
Diğer karakterlerden daha çabuk acıkır.比其他人更容易暈車。
Oldukça acıklı."꽤나 쓸쓸하지."
Acıklı ya da korkunç bir olayı konu alır.לנוכח אירוע מצער או מצב קשה.
1996 yılının ortalarında Slash ayrıldıgını acıkladı.בעונת 2008/2009 חלה ירידה ביכולתה של סלטיק.
Fuat Bey memleketin acıklı durumunu anlattı.Суханов описва плачевното положение на патриаршията.
Oluşum sebebi hala tam olarak acıklanabilmiş değildir.Mul on hea meel sellepärast, et me pole enam tülis.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.75분 후 --(웃음)-- 충분히 본 뒤에 허기가 져서 집에 가고 싶어졌습니다.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.75 perc után -- (Nevetés) -- eleget láttam, megéheztem, és haza akartam menni.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Ao fim de 75 minutos — (Risos) — tinha visto o suficiente, estava com fome e queria ir para casa.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Après 75 minutes -- (Rires) -- J'en avais assez vu, j'avais faim, et je voulais rentrer chez moi.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Después de 75 minutos... (Risas) Había visto lo suficiente, me dio hambre y quería irme a casa.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Dopo 75 minuti - (Risate) - Avevo visto abbastanza, avevo fame e volevo andare a casa.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.După 75 de minute - (Râsete) - văzusem destul și mi se făcuse foame și voiam să plec acasă.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Na 75 minuten -- (Gelach) -- had ik genoeg zien, begon ik honger te krijgen en wilde ik naar huis.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Nach 75 Minuten - (Lachen) - hatte ich genug gesehen und außerdem Hunger. Ich wollte nach Hause.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Po 75 minutách -- (Smích) -- Už jsem viděl dost, navíc jsem dostal hlad a chtěl jsem už jít domů.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Po 75 minutach (Śmiech) zobaczyłem już dość, zgłodniałem i chciałem iść do domu.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Po 75-tich minútach (Smiech) som videl už dosť a začal som byť hladný a chcel som ísť domov.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Sau 75 phút -- (Cười) -- Tôi đã thấy đủ, và tôi thấy đói và tôi muốn về nhà.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Setelah 75 menit -- (Tawa) -- Saya sudah puas, dan saya lapar dan ingin pulang.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Μετά από 75 λεπτά — (Γέλια) — Είχα δει αρκετά, και πείνασα, και ήθελα να πάω σπίτι.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.После 75 минут — (Смех) — Я увидел достаточно, и я проголодался, И уже захотел уйти домой.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.Через 75 хвилин... (Сміх)... я надивився вдосталь, зголоднів і вирішив піти додому.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.אחרי 75 דקות-- [צחוק] ראיתי מספיק, נעשיתי רעב, ורציתי ללכת הביתה.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.بعد 75 دقيقة، -- (ضحك) -- كنت قد شاهدت بما فيه الكفاية، و شعرت بالجوع، وأردت الذهاب إلى المنزل.
75 dakika sonra - (Gülüşler) - göreceğim kadarını görmüştüm ve karnım acıkmıştı ve eve gitmek istedim.私は満足しましたし お腹も空いて 家に帰りたくなりました そこで外に出てカモを回収し
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Az éhezők és a sérültek a fájdalmukat jelezték, azt, hogy segítségre van szükségük.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Gente che soffriva la fame, ferita segnalava le situazioni di pericolo, segnalava il bisogno di aiuto.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Głodni i ranni ludzie, informowali o swoim cierpieniu, o tym, że potrzebują pomocy.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Hungrige und verletzte Menschen signalisierten ihre Not, signalisierten ihre Hilfebedürftigkeit.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.배고프거나 다친 사람들은 자신들의 고통을 알리고 도움이 필요하다며 메세지를 보냈습니다.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.La gente hambrienta y herida manifestaba su angustia y la necesidad de ayuda.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Les gens qui avaient faim et souffraient manifestaient leur détresse, manifestaient leur besoin d'aide.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Människor som var hungriga och skadade visade sin nöd, visade sitt behov av hjälp.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Mensen die honger en pijn hadden, lieten dat met berichten weten, vroegen zo om hulp.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Những người đang đói và đang đau đớn ra hiệu sự đau đơn của họ, ra hiệu họ cần giúp đỡ
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Oamenii care erau răniţi şi înfometaţi îşi anunţau problema, îşi anunţau nevoia de ajutor.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Άτομα που πεινούσαν και πονούσαν έστελναν για την απελπισία τους, έστελναν για την ανάγκη τους για βοήθεια.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Голодні та травмовані люди повідомляли про своє нещастя, просили про допомогу.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Раненые и голодные люди сигнализировали о своей беде, просили о помощи.
Acıkan ve canı acıyan insanlar sıkıntılarını belirtiyorlar, yardıma olan ihtiyaçlarını duyuruyorlardı.Хора, които бяха гладни и пострадали споделяха своето страдание, споделяха нуждата си от помощ.