Ana içeriğe geç
Sözlük

acık ile cümle

acık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onlara acıklı bir azap varAnd theirs shall be a torment afflictive.
Onlar için acıklı bir azap vardır.Allah shall scoff back at them. and theirs shall be a torment afflictive.
Zalimler için acıklı bir azap öngörülmüştür."Verily, there is a painful torment for the Zalimun (polytheists and wrong-doers, etc.)."
Yok eğer önceden döndüğünüz gibi yüz çevirirseniz, Allah sizi acıklı bir azapla cezalandırır."But if you turn away, as you turned away before, He will punish you with a painful punishment.”
Onlar birbirlerinden ayrılmış olsalardı, inkâra sapanları acıklı bir azapla cezalandırırdık.Had they dispersed, We would have punished those who disbelieved among them with a painful penalty.
Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.But if you turn away, as you turned away before, He will punish you with a painful punishment.”
Onlara acıklı bir azap var.For them is a painful punishment.
Eğer yan çizerlerse Allah onlara dünyada da âhirette de acıklı bir azapla azap edecektir.But if they turn away, Allah will sternly punish them in this world and in the Hereafter.
Sanki hiç duymamıştır onları. Artık acıklı bir azapla muştula böylesini.Announce to him, then, the tidings of a grievous chastisement.
ALLAH'ın kendi lütfundan onlara verdiğini gizlerler. İnkarcılara acıklı bir azap hazırladıkWe have kept in readiness a humiliating chastisement for such deniers (of Allah's bounty).
Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.He maketh whom He will to enter His mercy, and for evil-doers hath prepared a painful doom.
İşte bunlar gerçek inkarcılardır. İnkarcılar için acıklı bir azap hazırlıyoruzSuch are disbelievers in truth; and for disbelievers We prepare a shameful doom.
Bu sözlerine son vermezlerse, inkarcılarına acıklı bir azap dokunacak.If they desist not from so saying a painful doom will fall on those of them who disbelieve.
Bir rüzgâr ki, içinde acıklı bir azap var.It is a wind bearing and painful torment.
Kim de yüz çevirirse, Allah onu acıklı bir azapla cezalandırır.God will make whoever turns away suffer a painful torment.
Harekete geçmezseniz sizi acıklı bir azapla cezalandırarak yerinize başka bir toplumu geçirir.If you do not go forth, He will punish you sternly and replace you by other people.
Ve bizden size acıklı bir azap kesinlikle dokunacaktır."And a grievous punishment indeed will be inflicted on you by us."
Acıkça söylüyorum ki, Ulusum adına üzülüyorum.Frankly speaking, I feel sorry for my nation.
Acıklı fotoğraf: tek bir aileye kesilen faturaSad snapshot: the toll taken on one family
Bana gelen artık acıkmaz ve bana iman eden artık susamaz."Whoever comes to me will never be hungry, and whoever believes in me will never be thirsty."
Önümüzde en acıklı türden bir imtihan var.We have before us an ordeal of the most grievous kind.
Kurt gibi acıkan adam yemeği sildi süpürdü.Der ausgehungerte Mann verschlang das Essen.
Acıktınız mı?Haben Sie Hunger?
Yemeğin kokusu beni acıktırdı.Der Essensgeruch machte mich hungrig.
O acıkmış ve susamış.Sie ist hungrig und durstig.
Minaj, Wayne ile çıktığı tur için şöyle dedi: "Beni acıktırdı.Nicki Minaj sagte, als sie auf Tour mit Lil Wayne war: „Es machte mich hungrig.
Ona acıklı bir hayat hikâyesi uydurur.Dieser erzählt ihm nun seine tragische Lebensgeschichte.
Hem acıklı hem komik olaylar aynı oyunda iç içe bulunur.Tragik und Komik stehen gleichberechtigt nebeneinander.
Oldukça acıklı."Das ist ein bisschen traurig."
Acıktığımdan ve beş kuruşum olmadığından dilenmeye karar verdim.Comme j'avais faim et n'avais plus un cent, j'ai décidé de mendier.
Karnım acıktı çünkü kahvaltı yapmadım.J'ai faim, car je n'ai pas pris mon petit déjeuner.
Bana gelen artık acıkmaz ve bana iman eden artık susamaz."Qui vient à moi n’aura jamais faim ; qui croit en moi n’aura jamais soif ».
Bana gelen artık acıkmaz ve bana iman eden artık susamaz."Dondequiera que voy no hay escasez de creyentes, pues pertenezco a todos, y todos me pertenecen".
Diğer karakterlerden daha çabuk acıkır.Sus golpes son más rápidos que los de los otros personajes.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.Fino a che mi parli va bene, ma non appena ti fermi mi viene fame.
Tom acıkmaya başladı.Tom iniziò ad aver fame.
Feci acıktım.Я страшно голодный.
Ona acıklı bir hayat hikâyesi uydurur.Рассказывает жалостливую историю о своей жизни.
Örek insanlara zarar vermez, ancak onun gezindiği görülür ya da acıklı seslerle inlediği işitilir.Окружавшие его люди не могли вспомнить, чтобы он грубил или был рассержен.
Hem acıklı hem komik olaylar aynı oyunda iç içe bulunur.Актёры морально и физически устали играть одно и то же.
Diğer karakterlerden daha çabuk acıkır.Он стреляет быстрее всех других персонажей.
Oldukça acıklı."И это печально".
Minaj, Wayne ile çıktığı tur için şöyle dedi: "Beni acıktırdı.Minaj disse sobre sua temporada em turnê com Lil' Wayne: "Isso me deixou com vontade.
Oldukça acıklı."Muito triste”.
Oys Ternopili yolu halen acıktı.Jaspion começa a passar sede.
Acıkan Peter, evdeki tüm kuru yemekleri içerisine su katmadan yer.Morrendo de fome, Peter imediatamente come todas as refeições desidratadas, sem adicionar água.
Oluşum sebebi hala tam olarak acıklanabilmiş değildir.Pena que eu ainda não estou totalmente recuperada.
Oldukça acıklı."Behoorlijk frustrerend."
Bu acıklı bir kazaydı.Het was een tragisch ongeluk.
Bana gelen artık acıkmaz ve bana iman eden artık susamaz."Podnieś rękę i włóż do mego boku, i nie bądź niedowiarkiem, lecz wierzącym!»
Ayrıca ailenin kısa ve acıklı hayat hikâyesi de birçok esere konu oluyor.W dodatku do mojej własnej małej historii nieszczęścia słyszałem wiele innych.
Örek insanlara zarar vermez, ancak onun gezindiği görülür ya da acıklı seslerle inlediği işitilir.Nie znosił ludzi, którzy lekceważyli religię lub się z niej naśmiewali.
Annesi ve çocuklarının ne oldukları da acıklıdır.I ona, i siostra chłopców są zawiedzione.
Ona acıklı bir hayat hikâyesi uydurur.Hans levnad var en allt igenom sorglig historia.
Acıkan bir insan için cennet; her zaman yeterli yiyecek olan yerdir.Wadling beskrev detta hem som trångt och ständigt fyllt med människor.
Oluşum sebebi hala tam olarak acıklanabilmiş değildir.Причина цього явища досі повністю не з'ясована.
Anlatılanlar düşsel olduğu kadar gülünç ve acıklıdır.Тож марновірність наша і смішна, І жалюгідна, як прогноз погоди.
Keskin ve acıklı bir sesi vardır.Має глибокий та хрипкий звук.
Diğer karakterlerden daha çabuk acıkır.Більш чутлива до зіпсованої їжі, ніж інші персонажі.
Ben acıkmıştım.Я був голодний.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod