Acıksam sana söylemezdim, Çünkü bütün dünya ve içindekiler benimdir.אם ארעב לא אמר לך כי לי תבל ומלאה׃
Acıksam sana söylemezdim, Çünkü bütün dünya ve içindekiler benimdir.ان جعت فلا اقول لك لان لي المسكونة وملأها.
Acıksam sana söylemezdim, Çünkü bütün dünya ve içindekiler benimdir.我 若 是 飢 餓 、 我 不 用 告 訴 你 . 因 為 世 界 、 和 其 中 所 充 滿 的 、 都 是 我 的
Acıksam sana söylemezdim, Çünkü bütün dünya ve içindekiler benimdir.我 若是 飢餓 、 我 不 用 告訴 你 . 因為 世界 、 和 其中 所 充滿 的 、 都 是 我 的
Acıktım! Çabuk gidelim!Jestem głodna Pośpieszmy się!
Acıktın değil mi?¿Tienes hambre, verdad?
Acıktın değil mi?Vous avez faim, n'est ce pas?
Acıktın değil mi?Πείνασες, ε;
Acıktın değil mi?お財布をあさって-
Agabey, karnım acıktı.Bracie, jestem głodny.
Agabey, karnım acıktı.Fratellone, ho fame.
Agabey, karnım acıktı.Hermano, tengo hambre.
Agabey, karnım acıktı.Irmão, tenho fome.
Agabey, karnım acıktı.Jag är hungrig, brorsan.
Agabey, karnım acıktı.Jeg er sulten, brormand.
Agabey, karnım acıktı.Minulla on nälkä.
Agabey, karnım acıktı.Αδερφέ, πεινάω.
Agabey, karnım acıktı.Брат, я хочу есть.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Aber ich bin nicht verwendet werden, um sie!" Flehte die arme Alice in einem erbärmlichen Ton.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Ale já nejsem zvyklý na to!" Hájil se špatnou Alice v žalostný tón.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Ale ja nie som zvyknutý na to!" Obhajoval sa zlú Alice v žalostný tón.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Ale nie jestem do tego przyzwyczajony!" Przyznał biednych Alice w żałosny ton.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Dar eu nu sunt folosite de el!" Pledat sărace Alice pe un ton jalnic.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."De nem vagyok használható hozzá! Könyörgött szegény Alice egy szánalmas hangon.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı.'Maar ik ben niet aan gewend!' Pleitte arme Alice in een erbarmelijke toon.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı.'Ma io non sono abituato!' Implorato la povera Alice con tono pietoso.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Mais je ne suis pas habitué à faire!" A plaidé la pauvre Alice d'un ton piteux.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Mas eu não estou acostumado com isso!" Implorou a pobre Alice em um tom de tristeza.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Men jag är inte van vid det!" Bad stackars Alice i en ynklig ton.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Men jeg er ikke vant til det!" Bad stakkels Alice i en ynkelig tone.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Mutta en ole tottunut siihen!" Vetosi köyhien Alice on säälittävä sävy.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Nhưng tôi không quen với nó!" Cầu xin người nghèo Alice trong một giai điệu đáng thương hại.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Pero yo no estoy acostumbrado a eso!" Declaró la pobre Alicia en tono lastimero.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı.'하지만 그것에 사용하지 않을거야! "가난한 앨리스는 piteous 목소리로 인정.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Tapi aku tidak terbiasa!" Mengaku miskin Alice dengan nada memilukan.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Toda nisem se uporabljajo za njeno! Skliceval slabo Alice v Ubog ton.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Αλλά δεν είμαι χρησιμοποιούνται σε αυτό!" Pleaded κακή Αλίκη σε μια δραματική τόνο.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Але я не звик до цього! Благав бідна Аліса в жалібним тоном.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Но аз не съм свикнал да го!", Се призна за бедните "Алиса в страната на плачевен тон.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."Но я не привык к этому! Умолял бедная Алиса в жалобным тоном.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."אבל אני לא רגיל לזה!" התחננה אליס המסכנה בקול מעורר רחמים.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı."لكنني لم يعتادوا على ذلك!" اعترف أليس الفقراء في لهجة بائس.
'Ama ben buna alışık değilim!' Kötü Alice acıklı bir ses tonuyla yalvardı.そして彼女は"私は生き物はそう簡単に腹ではないとしたい!"、彼女自身考える
Ama, ‹‹Düşmanın acıkmışsa doyur, Susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın.››네 원수가 주리거든 먹이고 목마르거든 마시우라 그리함으로 네가 숯불을 그 머리에 쌓아 놓으리라
Ama, ‹‹Düşmanın acıkmışsa doyur, Susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın.››לכן אם רעב שנאך האכילהו לחם ואם צמא השקהו מים כי גחלים אתה חתה על ראשו׃
Ama, ‹‹Düşmanın acıkmışsa doyur, Susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın.››فان جاع عدوك فاطعمه. وان عطش فاسقه. لانك ان فعلت هذا تجمع جمر نار على راسه.
Ama, ‹‹Düşmanın acıkmışsa doyur, Susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın.››所 以 『 你 的 仇 敵 若 餓 了 、 就 給 他 喫 . 若 渴 了 、 就 給 他 喝 . 因 為 你 這 樣 行 、 就 是 把 炭 火 堆 在 他 的 頭 上 。
Ama, ‹‹Düşmanın acıkmışsa doyur, Susamışsa su ver. Bunu yapmakla onu utanca boğarsın.››所以 『 你 的 仇敵 若 餓 了 、 就 給他喫.若渴 了 、 就 給 他 喝 . 因為 你 這樣行 、 就是 把 炭火堆 在 他 的 頭上 。
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Aber das Problem ist, man wird hungrig, das ist nur schwer zu ignorieren.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Dar problema este ca ti se face foame, si astfel este dificil sa mentii dieta respectiva.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.하지만 문제는 배고픔을 이겨내기 힘들다는 겁니다.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Maar het probleem is dat je honger krijgt, dus het is moeilijk slank te blijven.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Ma il problema è che avrete fame, quindi è difficile essere costanti.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Mais le problème, c'est que vous avez faim, donc c'est difficile de s'y tenir.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Men problemet er, man bliver sulten, så det er svært at holde det ud.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Nhưng vấn đề là, bạn đói, và rất khó phớt lờ nó.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Pero el problema es que nos da hambre, y es difícil resistirse.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Problemem jest to, że stajesz się głodny, a to ciężko zignorować.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Αλλά το πρόβλημα είναι, θα πεινάσετε, άρα είναι δύσκολο να κρατηθείτε στο ίδιο βάρος.
Ancak sorun şudur, acıkırsınız, devam ettirmek güç olur.Но проблема в том, что вы останетесь голодным, а с этим трудно бороться.