Napolyon'un Kıta Ablukası sistemi Orta Avrupa'nın ekonomisini çöküntüye uğrattı.他的大陆封锁几乎摧毁了中欧的经济。
Abluka taktiği uygulayarak, destek gönderilerin orduları engelliyordu.在對晉軍的交戰當中,陶璜為吳軍作出貢獻甚多,因功獲封丹楊侯。
12 Mayis 1949'da Stalin ablukayı kaldırdı.1949年5月12日,柏林封鎖解除。
Bu muharebe, Osmanlı filosunun ablukayı delememesi sebebiyle Yunan zaferi olarak belirtilmektedir.这场战斗被视为希腊人的胜利,因为奥斯曼舰队仍然遭到封锁。
Bu gemiler ablukaya uymadıkları takdirde batırılacaklardı.最嚴重的情況下,男人們會跟著沉沒。
Buna rağmen, ablukada kısmî başarı sağlanmıştı.”但中共似乎已经成功的作到了。
2008'den bu yana ablukayı deniz yoluyla delmek amacıyla çeşitli kampanyalar düzenlemektedir.2008年起,北戴河区连续多年实施街区景观改造工程。
Polisler 8 Şubat 1944'te onu ablukaya alır.1943년 6월 8일 전함 무쓰가 폭침되었다.
Çünkü Fransızların ablukası kötü planlanmıştı.ההתנהלות הצרפתית הייתה מתוכננת היטב.
Amerikalı Donanması Küba'yı ablukaya aldı.מיד אחר כך הטיל הצי האמריקני מצור ימי על קובה.
Gemiler tekrar savaşmadı ve abluka yerinde kaldı.הלוחמים לא הצליחו לשוב לצוללת ונפלו בשבי.
Bu abluka Gazze’de büyük ekonomik ve insani problemlere sebep oldu .Създалата се ситуация води до сериозна икономическа и хуманитарна криза в Грузия.
Port Artur limanına Japon ablukası sıkılaşınca deniz topçu batarya komutanlığına getirilir.Когато японските сили обсаждат Порт Артур, командва морската батарея.
1962 - Amerika Birleşik Devletleri, Küba ablukasına son verdi.1962 г.: OAS временно прекратява членството на Куба.
3 Temmuz'da ordu şehri ablukaya almıştır.13. srpnja grad je bio prepun zarobljenika.
Yahudi mahallesi on iki gün boyunca ablukaya alındı.Svi su bili podvrgnuti surovom mučenju u razdoblju od 12 dana.
Bu savaşta, Kıta Ablukası'na devam edildi.V tomto zovretí som bol držaný až do pristátia.
Napolyon'un Kıta Ablukası sistemi Orta Avrupa'nın ekonomisini çöküntüye uğrattı.Napoleono kontinentinė sistema beveik sugriovė centrinės Europos ekonomiką.
1949 - Sovyetler Birliği'nin 11 ay süren Berlin ablukası kalktı.1949 – NSV Liit lõpetas 11 kuud kestnud Berliini blokaadi.
Bu durum, İngiliz ablukasının Alman ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletti.Palju olulisemaks osutus ootamatu mõju Saksamaa toiduainetööstusele.
Abluka dışında, tek tük deniz muharebesi oldu.Pärast restaureerimist on vesilennukite angaarist saanud ainulaadne meremuuseum maailmas.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı.As pessoas diziam: "Vamos fechar!
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı.Ada seruan untuk memulai blokade Lalat pun tak bisa lewat
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı.(Atencio) Ci furono annunci per cominciare i blocchi, non volava una mosca.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı.Były wezwania do blokad Nawet mucha by się nie poruszyła.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı.Mondták, hogy emeljünk olyan barikádokat amiken még egy légy sem jut át.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı.Začali výzvy na blokády, ani mucha sa nemohla pohnúť.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı.Όταν γίνονταν τα μπλόκα δεν περνούσε ούτε μύγα.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı."Имаше апели за блокиране на пътя и муха не можеше да прехвръкне.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı..היו קריאות להתחיל את החסימות .אפילו זבוב לא יכל לעבור
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı. Bir kuş bile uçurtulmadı.最初は交通手段を停止 させたのそれから
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı.Es gab Aufrufe für diese Blockade.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı.Folket uppmanade att blockera.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı.There were calls to start blockades. Not even a fly would move.
Baram'da abluka devam ediyor.In Baram gaat de blokkade verder.
Baram'da abluka devam ediyor.La protesta del bloqueo continua en Baram.
Baram'da abluka devam ediyor.Le blocus continue à Baram.
Baram'da abluka devam ediyor.Protestní blokáda pokračuje v Baramu.
Baram'da abluka devam ediyor.Протесты на Бараме продолжаются.
Geçen yıldan beri yerel halk inşaatı engellemek alanı ablukada tutuyorlar.Depuis l'année dernière, les habitants ont mis en place un blocus pour empêcher la construction du barrage.
Geçen yıldan beri yerel halk inşaatı engellemek alanı ablukada tutuyorlar.Loni místní obyvatelé zahájili blokádu, aby zabránili stavbě přehrady.
Geçen yıldan beri yerel halk inşaatı engellemek alanı ablukada tutuyorlar.Sinds vorig jaar hebben de inwoners een blokkade opgezet om de constructie van de stuwdam te verhinderen.
Geçen yıldan beri yerel halk inşaatı engellemek alanı ablukada tutuyorlar.С прошлого года местные жители держат блокаду, чтобы предотвратить строительство плотины.
İmzaladığı Tilsit antlaşması ile Rusya'yı da Kıta Ablukası sistemine dahil etmişti. . . . .Ik schrijf het op. Sluit aan bij het Continentaal Systeem.
İmzaladığı Tilsit antlaşması ile Rusya'yı da Kıta Ablukası sistemine dahil etmişti. . . . .그는 틸지트 조약을 통해 그것들을 얻어, 대륙 봉쇄령 또한 참가하게 만들었습니다. 참가하게 만들었습니다.
İmzaladığı Tilsit antlaşması ile Rusya'yı da Kıta Ablukası sistemine dahil etmişti. . . . .Но те се намират приблизително тук. Наполеон още въднъж разгромя Прусия. И така Прусия е отстранена.
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,De Israëli's willen geen economische blokkade voor zichzelf, maar ze leggen ze op aan Gaza en ze zeggen:
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,Die Israeli würden nicht wollen, dass man ihnen ein Embargo auferlegt, aber sie zwingen es Gaza auf und sagen,
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,Gli Israeliani non vorrebbero un blocco economico contro di loro, ma loro lo impongono a Gaza, e dicono,
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,Israelienii nu si-ar dori sa le fie impusa o blocada economica, dar impun una in Gaza si spun :
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,Izraelci nechtějí aby byli postiženi ekonomickou blokádou, ale klidně blokují Gazu, a říkají
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,이스라엘 사람들은 자신들에게 경제적 봉쇄가 부과되는 것을 원하지 않을 테지만 가자에 부과하면서 말합니다.
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,Израелците не биха искали да им наложат икономическа блокада, но налагат такава върху Газа и казват:
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,הישראלים לא היו רוצים שיטילו עליהם מצור כלכלי, אבל הם כופים מצור על עזה ואומרים:
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,وإن الإسرائيليين لا يريدون أن يكون الحصار الاقتصادي مفروض عليهم، ولكنهم محاصرين غزة ، ويقولون
İsrailliler onların üzerine ekonomik abluka dayatmak istemezlerdi, ama Gazzeye bunu uyguladılar ve dediler ki,イスラエル人の方もガザに対し 経済封鎖などしたくないが 「パレスチナ人が自分で招いたことだ」 と言います
İşte bu gücünü korumak için de Kıta Ablukası adı verilen sistemi yarattı. .A zavede kontinentální systém. Kontinentální systém neboli blokáda.
İşte bu gücünü korumak için de Kıta Ablukası adı verilen sistemi yarattı. .Het Continentale Systeem dus. Continentaal Systeem.
İşte bu gücünü korumak için de Kıta Ablukası adı verilen sistemi yarattı. .그는 그가 대륙 봉쇄령이라고 부르는 것을 시작했습니다. 그는 그가 대륙 봉쇄령이라고 부르는 것을 시작했습니다.
İşte bu gücünü korumak için de Kıta Ablukası adı verilen sistemi yarattı. .Він вводить Континентальну блокаду. Континентальна блокаду.