Ama her şey ortada... abim Oh Ha Ni'yi seviyor.Men detta är för säkert. Hyung tycker om Oh Ha Ni.
Ama her şey ortada... abim Oh Ha Ni'yi seviyor.Nhưng mà chắn chắn là... Hyung thích Oh Ha Ni.
Ama her şey ortada... abim Oh Ha Ni'yi seviyor.Tapi ini yang pasti. Hyung menyukai Oh Ha Ni.
Ama her şey ortada... abim Oh Ha Ni'yi seviyor.Αλλά είμαι σίγουρος. Του Χιάνγκ του αρέσει η Ο Χα Νι.
Ama her şey ortada... abim Oh Ha Ni'yi seviyor.Но это же очевидно. Хён любит О Ха Ни.
Ama her şey ortada... abim Oh Ha Ni'yi seviyor..אבל אני בטוח בזה .היונג אוהב את הא ני
Ama her şey ortada... abim Oh Ha Ni'yi seviyor.ولكن هذا امر مؤكد هيونج يحب أوه ها إن
Ama her şey ortada... abim Oh Ha Ni'yi seviyor.兄さんはオ・ハニが好きなんだ どうした?良くないことでもあるのか?
And Kadir Abi is waiting for Ömer Abi.Y Kadir Abi está esperando Ömer Abi.
And Kadir Abi is waiting for Ömer Abi.Και Kadir Abi περιμένει Ömer Abi.
And you can sit here, Abi.Και μπορείτε να καθίσετε εδώ, Abi.
Anlaşıldı, abi.Am inteles, Hyung.
Anlaşıldı, abi.Baiklah, hyung
Anlaşıldı, abi.Capito, Hyung.
Anlaşıldı, abi.Compris, hyung.
Anlaşıldı, abi.Habe verstanden, Hyung.
Anlaşıldı, abi.Zrozumiałem, hyung.
Anlaşıldı, abi.Έγινε, αδερφέ.
Anlaşıldı, abi.Понял брат
Arka bacakları mı? Hayır abi, ön bacakların üstündesin!Wcale nie, to przednie łapy.
Ayrıca, tasarım abidesi değil, tasarımın faydasına dair bir eser.Es ist auch kein Monument für Design, es ist ein Monument für den Nutzen von Design.
Ayrıca, tasarım abidesi değil, tasarımın faydasına dair bir eser.Ez valójában egy citromfacsaró, és amint ezt kimondom, soha többet nem képzelik másnak.
Ayrıca, tasarım abidesi değil, tasarımın faydasına dair bir eser.Nó cũng không phải là một chuẩn mực thiết kế, nó là một chuẩn mực cho sự tiện dụng của thiết kế.
Ayrıca, tasarım abidesi değil, tasarımın faydasına dair bir eser.Tampoco es un monumento al diseño, es un monumento a la utilidad del diseño.
Ayrıca, tasarım abidesi değil, tasarımın faydasına dair bir eser.Тя също така не е паметник на проектирането, тя е паметник на полезността на дизайна.
Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Prends toi en mains.
Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Σύνελθε.
Ayrýlýk vakti geldi Seyit abi. Hakkýný helal et.Опичай си добре ума.
- Bak Uzatma. Ya git ya kal. - Abin geldi.Πάνε στην άκρη!
- Bak Uzatma. Ya git ya kal. - Abin geldi.Нещо се е случило.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.A minha primeira introdução foi no aeroporto de Abidjan numa suada manhã da Costa do Marfim.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Az első bemutatkozásom az Abidjan repülőtéren volt egy fülledt elefántcsontparti reggelen.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Il primo contatto avvenne all'aeroporto di Abidjan, in Costa d'Avorio, un'afosa mattina.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.제 첫 아프리카 경험은 땀이 나는 어느 아침의 코트디부아르(상아해안)의 아비장 공항이였습니다.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.La première fois, c'était à l'aéroport d'Abidjan par une chaude matinée de Côte d'Ivoire.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Meinen Anfang machte ich in Abidjan am Flughafen an einem schwülen ivorischen Morgen.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Mijn eerste introductie vond plaats op de luchthaven van Abidjan, op een zweterige ochtend in Ivoorkust.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Min første introduktion var i lufthavnen i Abidjan på en svedig, Elfenbenskyst-morgen.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Mi primera introducción fue en el aeropuerto de Abiyán una calurosa mañana en la Costa de Marfil.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Moje prvé zoznámenie sa s Afrikou bolo na abidjanskom letisku jedného vlhkého rána na Pobreží Slonoviny.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Mój pierwszy pobyt rozpoczął się na lotnisku w Abidjan na Wybrzeżu Kości Słoniowej.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Prima mea iniţiere a fost la aeroportul Abidjan într-o dulce dimineaţă pe Coasta de Fildeş.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Пристигнах на летището в Абиджан през едно горещо утро на Брега на слоновата кост.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.Я впервые познакомилась с континентом в аэропорту Абиджана одним душным кот-д'ивуарским утром.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.ההיכרות הראשונית שלי היתה בשדה התעופה באבידג'אן, בבוקר מיוזע בחוף השנהב.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.أول قدومي كان في مطار ابيدجان في صباح جميل في ساحل العاج.
Başlangıcımı Abidjan Havalimanı'nda, ağır bir Fildişi Sahili sabahıyla yaptım.ウォールストリートを辞め 髪はマーガレット・ミード風にして
Batı kulüplerde Kinkel abidjan kokteyller İncil ses üzerine çıktı dışında savaş ağası silahlar hatta shanghai서부 클럽에서 kinkel 아비장 칵테일의 성경 사운드 위에 장미 외부 지도자의 총 그것도 상하이에서
Batı kulüplerde Kinkel abidjan kokteyller İncil ses üzerine çıktı dışında savaş ağası silahlar hatta shanghailas ideas y las armas debe ir de la mano ideas que él cometió tres principios
Batı kulüplerde Kinkel abidjan kokteyller İncil ses üzerine çıktı dışında savaş ağası silahlar hatta shanghaiבמועדונים המערב קינקל אבידג'אן קוקטיילים עלה מעל צליל של התנ"ך מצביא רובים מחוץ זה אפילו בשנחאי
Batı kulüplerde Kinkel abidjan kokteyller İncil ses üzerine çıktı dışında savaş ağası silahlar hatta shanghai外軍閥銃 上海でも、それ もし1の願い
- Baţlatma lan hýrçýn abine..You know, just like that kafaan crack
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştikAls ich etwa sechs Jahre alt war, ging ich mit meiner Mutter und meinem Bruder Schuhe kaufen.
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştikCând aveam vreo 6 ani m-am dus la un magazin de pantofi cu mama și fratele meu.
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştikCuando tenía unos seis años, fui a una zapatería con mi madre y mi hermano.
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştikEt après avoir acheté nos chaussures, le vendeur nous a dit qu'on pouvait avoir chacun un ballon.
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştikHoe werd een ziekte een identiteit?
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştikKhi tôi có lẽ được 6 tuổi, Tôi đi mua giày với mẹ và em trai.
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştikKiedy miałem może sześć lat, poszliśmy z mamą i bratem kupić buty.
Ben henüz altı yaşındayken annem ve abimle ayakkabıcıya gitmiştik제가 여섯살이던 무렵 저는 어머니와 남동생과 함께 신발 가게에 갔습니다.