abartılı ile cümle

abartılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu elmas yüzük benim için çok abartılı.This diamond ring is too extravagant for me.
Oyundaki komik sahneler abartılıydı.The comic scenes in the play were overdone.
Böyle abartılı bir hikayeye inanmamı bekleme!Don't expect me to believe such a tall story.
Abartılı görünüyorsun.You look puffy.
Bizim için onun sevgisi abartılı görünüyor.His affection for us seems exaggerated.
Satıcı onun ürününü satmak için bazı abartılı iddialar ortaya attı.The salesman made some exaggerated claims in order to sell his product.
O, abartılı bir inleme çıkardı ve elini kapı tokmağına koydu.He let out an exaggerated groan and put his hand on the doorknob.
Biraz abartılı oldu bu.That's a bit of an exaggeration.
Bana sorarsanız bu tamamen abartılı.If you ask me, it's completely overblown.
Tom abartılı konuşuyor.Tom's exaggerating.
Hikayenin abartılı olduğuna inansan iyi olur.You'd better believe that the story is exhagerated.
Leyla abartılı yaşam tarzından keyif alıyordu.Layla enjoyed her extravagant lifestyle.
Bu çok abartılı olur Tom.It would be overkill, Tom.
Mary abartılı bir elbise giymişti.Mary wore an extravagant dress.
Karikatür tarihsel olarak bireylerin abartılı özelliklerini sergilemek anlamına gelmektedir.The caricature is historically meant to showcase exaggerated features of individuals.
Ancak Beevor bu açıklamanın abartılı olduğunu ileri sürmektedir.However, Ellwood argues that the explanation is more complex than that.
Ancak 100 bin rakamı fazlasıyla abartılıdır.300 bin rakamının abartılı olduğunu düşünmüyorum.
Kent tablolarının büyük kısmı abartılı perspektifleri sebebiyle tartışmaya sebep olmuştur.Many of his urban paintings were quite controversial due to their exaggerated, plunging perspective.
Ancak bu sayıyı abartılı bulanlar da vardır.A quantity of one dirham-weight (ca.
Yetiştiriciler yeni lale çeşitlerine abartılı isimler vermiştir.Growers named their new varieties with exalted titles.
Bu yaklaşım abartılı olabilir.This view is probably exaggerated.
Danimarka: Dışişleri Bakanı Lene Espersen İsrail'in abartılı güç kullanmasını kınadı.Danish Foreign Minister Lene Espersen required EU sanctions against Gaddafi.
Oldukça abartılı olan bu acı korkusu, anksiyeteye yol açabilir.A reckless disregard for the likelihood of causing emotional distress is sufficient.
Bu sayıyı "muhtemelen abartılı" olarak kabul eden tarihçiler de mevcuttur.This figure is regarded by at least one serious historian of the matter as "probably exaggerated."
Günümüz tarihçileri çoğunlukla bu rakamları abartılı bulmaktadır.Modern historians generally dismiss these numbers as exaggerations.
Bu biraz abartılı, ben daha çok sokak insanı gibi bir şeyimThat's a bit lofty; I'm really more of something like a street walker.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Inflated results started coming in and the mob was starting to get out of control.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Now it's a little extreme, I admit.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Fitting in is way overrated.
Sağdan ikinci adama bakalım, hayrete düşmüş gözüküyor, ifadesi abartılı.Look at the man who is second from the right. He looks astonished, I mean he's really absurd.
Yüzde 58'i evet cevabını vermiş. Bence bu biraz abartılı bir oran, çünkü erkeklere sadeceWell, 58 percent said yes, which I think is overinflated though because so many men if you just say,
Şimdi bu sadece birazcık abartılı.Now, that is only a little bit hyperbolic.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.They were too phantasmal and extravagant to enter into any one's fate.
Yani, 'zıplamak' demek biraz abartılı oldu.Well, jump in is a bit of an exaggeration.
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.You overcompensate.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.And in my game, that means you overgesticulate.
Hakkında söylenenleri duymuş ...abartılı olduğunu düşünmüşShe says you are conceited ...but perhaps lack substance
Sonrasında o abartılır ve zihinde; korku gelir.Then it gets exaggerated and in the mind; fear comes.
"Oldukça abartılı Eski Bicky, efendim," Ben chappie yardım dedi."Old Bicky rather exaggerated, sir," I said, helping the chappie out.
Biz bu eğrideyiz ve grafikler gittikçe abartılı bir biçimde daha iyi oluyor.We're on this curve, and the graphics are getting so ridiculously better.
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.Their importance blends into the sensationalized drama of prime time TV.
Bir, çünkü Mashall Planının faydaları abartılı olarak ifade edilmiştir.One, because the benefits of the Marshall Plan have been overstated.
Bu ciddi(hatta abartılı) bir basitleştirme.It's a huge [over]simplification.
Ve unutmayalım, basitleştirebilmek uğruna abartılı bir basitleştirme yapıyorum.And I'm doing a huge oversimplification.
"Bu kaygıların abartılı olduğunu düşünüyorum."These concerns are exaggerated.
Gül, "Bu 'soykırım' veya 'atom bombası' gibi abartılı iddialar temelden yoksundur."These exaggerated claims like 'genocide' or 'atomic bomb' have no base.
Yunanistan Sağlık Bakanlığı ise tasvirin abartılı olduğu görüşünde.Greece's Ministry of Health thinks the depiction is overblown.
Ancak ilişkinin abartılı söylemlerden uzak tutulması gerekir."But the relationship needs to be free of exaggerated rhetoric."
Krstiç, Arnavut toplumunun tepkisinin ihtilafa kışkırtmak amacıyla abartılı olduğunu ileri sürüyor.The reaction of the Albanian community, he says, is exaggerated to provoke conflict.
Mısır abartılı likörünün CAS numarası 66071-94-1 ve EC Numarası 266-113-4' tür. [1]Corn steep liquor has CAS number 66071-94-1 and EC Number 266-113-4.[1]
Beahm'ın yayındaki kişiliği genellikle acımasız, hızlı zekalı ve abartılı.Beahm's on-stream persona is usually ruthless, quick-witted, and bombastic.[according to whom?]
Abartılı özellikleri olmayan koyu kahverengi bir fondöten vardır.She wore a dark-brown foundation with no exaggerated features.
Son rakamlar modern tarihçiler tarafından abartılı olarak eleştiriliyor.[4]The latter numbers are being criticized by modern historians as exaggerated.[30]
Hell Creek kazıları, tüm tren vagonlarını doldurmaya yetecek kadar abartılı miktarda fosil üretti.The Hell Creek digs produced extravagant quantities of fossils, enough to fill up whole train cars.
Bu rakamlar abartılı olsa da gerçek koşullar göz önüne alındığında inandırıcıydı.Although these figures may have been exaggerated, they were credible given the actual circumstances.
Ancak bugün bu rakam fazlasıyla abartılı bulunmaktadır.Diese Zahlen gelten heute aber als übertrieben.
Oldukça abartılı olan bu acı korkusu, anksiyeteye yol açabilir.Was so viel Wut auslöst, muss einen Nerv getroffen haben.
Bu da abartılı aksiyon sahnelerini kabul edilebilir kılmaktadır.Elle permet aussi la représentation de scènes extrêmement étendues.
Günümüz tarihçileri çoğunlukla bu rakamları abartılı bulmaktadır.Les historiens modernes s'accordent sur le fait que ces chiffres sont bien souvent exagérés.
Guernica'daki sayının biraz abartılı olduğu öne sürülmeye başladı.La rencontre avec Garcia sera un peu embarrassante.

İlgili Sayfalar