abartı ile cümle
abartı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.Η σημασία τους μπλέκεται με τον επιτηδευμένο δραματισμό της βραδινής ζώνης της τηλεόρασης.
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.Важността им избледнява до сензационна драма в прайм тайма.
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.Важность этих событий растворяется в сенсационной драме, транслирующейся по телевидению.
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.Їхня важливість розчиняється у сльозогінній драмі прайм-таймового ТБ.
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.החשיבות שלהן מתערבבת לתוך דרמה סנסציונית של טלייזייה בפריים טיים.
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.أهميتها تمزج مع الدرامة المثيرة على التلفاز
Önemleri abartılı prime time televizyon dramlarına karışıyor.大げさなドラマにも見られる 今のゲームの素晴らしさは リアルなグラフィック
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Bili so preveč phantasmal in ekstravagantno za vstop v usodo vseh svojih.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Boli príliš extravagantné a prízračnej vstúpiť do jednej osud.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Byli příliš extravagantní a přízračnou vstoupit do jedné osud.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Byli zbyt Urojonych i ekstrawaganckie, aby wejść w jeden los.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.De var alt for phantasmal og ekstravagante at indgå nogen skæbne.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.De var för Phantasmal och extravagant att gå in i någon öde.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Ei au fost prea fantezist şi extravagante pentru a intra în oricare dintre soarta lui.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Eles eram muito fantasmagórica e extravagante para entrar em qualquer destino de cada um.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Eran demasiado fantasmales y extravagantes para entrar en el destino de nadie.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Erano troppo fantomatica e stravagante di stipulare il destino di nessuno.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.He olivat liian unenomainen ja kohtuuton tehdä jokin kohtalon.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Họ đã quá giống như ma quỉ và phung phí để nhập vào số phận của bất kỳ một trong.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Ils étaient trop fantasmatique et extravagante à entrer dans le destin de personne.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.그들은 하나의 운명에 입력하는 너무 허깨비의하고 사치스럽게했다.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Mereka terlalu khayali dan boros untuk masuk ke dalam nasib setiap seseorang.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Ők túl fantomszerű és extravagáns be bármely ember sorsa.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Sie waren zu geisterhaften und extravagant in jemandes Schicksal geben.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Ze waren al te schimmige en extravagant tot het aangaan van het lot iemand's.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Ήταν πάρα πολύ φαντασματικός και υπερβολικό να τεθεί σε οποιαδήποτε μοίρα κάποιου.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Вони були надто примарні і екстравагантні увійти в долю будь-якого свого.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Они были слишком призрачные и экстравагантные войти в судьбе любого своего.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.Те са твърде фантастичната и екстравагантни да влиза в съдбата на всеки един.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.הם היו הזויים מדי בזבזני להיכנס גורלו של כל אחד.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.كانوا phantasmal باهظة جدا ، والدخول في مصير أي واحد.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.と単語がはるかに運ぶ - 非常に遠く - 情報の破壊を時間によって弾丸が行くように
Peki ya günlük hayatındaki imajını korusak? Abartıya kaçmadan.Et si nous mettions l'accent sur son image roturière, pour qu'elle n'ait pas l'air trop distante ?
Peki ya günlük hayatındaki imajını korusak? Abartıya kaçmadan.Mi lenne, ha kiemelnénk, hogy ő is egy átlagember, így nem tűnne túl távolinak.
Sağdan ikinci adama bakalım, hayrete düşmüş gözüküyor, ifadesi abartılı.Co myslíš? - Přesně tak. Podívej se na toho muže, který stojí jako druhý zprava.
Sağdan ikinci adama bakalım, hayrete düşmüş gözüküyor, ifadesi abartılı.Spójrz na mężczyznę drugiego z prawej strony. Wygląda na zaskoczonego, mam na myśli, że jest absurdalny.
Salı: Uyumlu giyinme abartılıyor.Dinsdag: erbij horen wordt zo overschat.
Salı: Uyumlu giyinme abartılıyor.Wtorek: nie warto wtapiać się w otoczenie.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Agora, é um pouco radical, reconheço.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Ale to już skrajność, przyznaję.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Áno, je to trochu extrémne, pripúšťam.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.C'est un petit peu excessif, je l'admets.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Debo admitir que es un poco extremo.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Det är lite extremt, det håller jag med om.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Ich gebe zu, dass das ein bisschen weit geht.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Ik geef toe dat het nogal extreem is.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Je pa malo skrajno, priznam.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Je to trochu extrémní, přiznávám.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.이 정도는 좀 극단적이라고 저도 인정합니다.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Lo ammetto: è un cosa un po' esagerata.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Namun saya akui ini sedikit berlebihan.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Nos ez már egy kicsit túlzás, bevallom.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Recunosc că e puțin extrem.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Tôi thừa nhận là nó có hơi cực đoan một chút
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Είναι λίγο ακραίο, το παραδέχομαι.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Я розумію, що це трохи занадто.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.עכשיו זה קצת קיצוני, אני מודה.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.اعترف ان هذا مبالغ فيه و متطرف
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.でも考えてみてください
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.宜家我承認係有啲極端,
İlgili Sayfalar