Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.네가 올 때에 내가 드로아 가보의 집에 둔 겉옷을 가지고 오고 또 책은 특별히 가죽 종이에 쓴 것을 가져오라
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Når du kommer, da ha med dig den kappe som jeg lot bli i Troas hos Karpus, og bøkene, især skinnbøkene!
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Opończę, którąm zostawił w Troadzie u Karpusa, gdy przyjdziesz, przynieś z sobą i księgi, zwłaszcza membrany.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Plašč, ki sem ga pustil v Troadi pri Karpu, prinesi s seboj, kadar prideš, in knjige, zlasti pergamente.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Plášť, ktorý som nechal v Troade u Karpa, vezmi, keď pojdeš sem, aj knihy, najmä pergament.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Quando vieres traze a capa que deixei em Trôade, em casa de Carpo, e os livros, especialmente os pergaminhos.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Trae, cuando vengas, el manto que dejé en Troas en casa de Carpo, y los rollos, especialmente los pergaminos
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Truhličku, kteréž jsem nechal v Troadě u Karpa, když půjdeš, přines s sebou, i knihy, zvláště pergamén.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Tuo tullessasi päällysvaippa, jonka jätin Trooaaseen Karpuksen luo, ja kirjat, ennen kaikkea pergamentit.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Τον φελονην, τον οποιον αφηκα εν Τρωαδι παρα τω Καρπω, ερχομενος φερε, και τα βιβλια, μαλιστα τας μεμβρανας.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Когда пойдешь, принеси фелонь, который я оставил в Троаде у Карпа, и книги, особенно кожаные.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.Плащ, що зоставив я в Троядї в Карпа, ідучи, принеси, і книги, особливо ж кожані.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.спод да бъде с твоя дух. Благодат да бъде с вас. [Амин].
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.את המטפחת שהנחתי בטרואס אצל קרפוס הביאהו אתך בבואך ואף את הספרים ובפרט את המגלות של קלף׃
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.الرداء الذي تركته في ترواس عند كاربس احضره متى جئت والكتب ايضا ولا سيما الرقوق.
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.我 在 特 羅 亞 留 於 加 布 的 那 件 外 衣 、 你 來 的 時 候 可 以 帶 來 . 那 些 書 也 要 帶 來 . 更 是 要 緊 的 是 那 些 皮 卷
Troasta Karpın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.我 在 特羅亞 留 於 加布 的 那件 外衣 、 你 來 的 時候 可以 帶來 . 那些 書也 要 帶來 . 更是 要 緊 的 是 那些 皮卷
Uyumlu giyinme abartılıyor.A beilleszkedés túl van értékelve.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Anpassung wird total überbewertet.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Integrar-se é sobrevalorizado.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Joukkoon kuuluminen on yliarvostettua.
Uyumlu giyinme abartılıyor.맞춤은 너무 과장되어 있습니다.
Uyumlu giyinme abartılıyor.La integración está sobrevalorada.
Uyumlu giyinme abartılıyor.On surestime trop l'adaptation au milieu extérieur.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Penyesuaian terlalu berlebihan.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Să te potriveşti unui grup e mult prea supra apreciat.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Si dà troppa importanza all' "andare bene".
Uyumlu giyinme abartılıyor.Snaha o zapadnutí mezi ostatní se přeceňuje.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Snaha zapadnúť medzi ostatných sa preceňuje.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Sự hòa hợp được đánh giá cao.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Το να εντάσσεται κάποιος στο σύνολο παραείναι υπερτιμημένο.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Желание "быть как все" сильно переоценивают.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Пасването в обкръжаващата среда е доста надценено.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Роль стандартів є надто перебільшеною.
Uyumlu giyinme abartılıyor.השתלבות מוערכת יותר מדי.
Uyumlu giyinme abartılıyor.وجوب الاندماج دوماً .. مبالغ فيه !
Uyumlu giyinme abartılıyor.私は 自分であろうとしながら
Varoluz abaju... ...abaj...Celem życia zest... Zis...
Varoluz abaju... ...abaj...Scopul existenþei ze... Ze...
Varoluz abaju... ...abaj...Ta raison d'être est... deux mètres...
Varoluz abaju... ...abaj...Ο σκοπός της ύπαρξής ζείνε.. Ζεινε...
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.Ceci était donc, littéralement, le plan du bâtiment.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.Dat was dus letterlijk het ontwerp van het gebouw.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.Entonces, ese fue literalmente el diseño del edificio.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.Este é literalmente o desenho do edifício.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.În acest fel a fost proiectată clădirea literalmente.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.아까 말씀드렸든 저 도표가 바로 도서관 건물의 디자인 입니다.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.Quindi quello è stato effettivamente il progetto dell'edificio.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.To był dosłownie projekt budynku.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.Вот это самый что ни на есть настоящий проект здания.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.И така, това буквално беше проектът на сградата.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.Ось це і є увесь дизайн бібліотеки.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.אז זה מילולית היה העיצוב של הבניין.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.بحيث كان حرفيا هو تصميم المكتبة
Ve biraz abartıya kaçmış olabiliriz, ama israf sorunu dünya çapında.Aunque nosotros hayamos inventado el exceso, el problema de los residuos es de todo el mundo.
Ve biraz abartıya kaçmış olabiliriz, ama israf sorunu dünya çapında.Có thể chúng tôi đã phát minh ra dư thừa, nhưng lãng phí là một vấn đề mang tính toàn cầu.
Ve biraz abartıya kaçmış olabiliriz, ama israf sorunu dünya çapında.E possiamo avere inventato eccessi, ma il problema dei rifiuti è universale.
Ve biraz abartıya kaçmış olabiliriz, ama israf sorunu dünya çapında.És lehet, hogy mi találtuk föl a mértéktelenséget, de a pazarlás problémája világszintű probléma.
Ve biraz abartıya kaçmış olabiliriz, ama israf sorunu dünya çapında.I być może wymyśliliśmy ten nadmiar, ale jednak problem śmieci jest globalny.
Ve biraz abartıya kaçmış olabiliriz, ama israf sorunu dünya çapında.우리가 과잉을 발명 했는지는 모르지만 낭비는 세계적인 문제입니다.