Hiç abartısız söylüyorum bunu.ואני מתכוון לכך פשוטו כמשמעו.
Hiç abartısız söylüyorum bunu.و أنا أعني هذا بطريقة حرفية.
Hikayesi mantıksızlığı, abartısı, heyecan vericiliği ve büyük planıyla insanları kışkırtır.A sua história incita as pessoas com absurdos, exageros, emoções e um grande plano.
Hikayesi mantıksızlığı, abartısı, heyecan vericiliği ve büyük planıyla insanları kışkırtır.Su historia incita a las personas con su ridiculez, exageración, sensación y plan grandioso.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Az egyik eredménye a gondolkodásnak az volt, hogy az azonosság hihetetlenül túlértékelt.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Eén van de denksporen waar ik bij betrokken was, was dat gelijkheid zo ongelooflijk overschat is.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Einer meiner Gedankenstränge, die mich beschäftigten war, dass Gleichheit so unglaublich überbewertet wird.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.En av tanketrådarna som jag var involverad i var att likriktning är otroligt överskattat.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Jednym z zagadnień, którymi się zajmowałem, było to, że identyczność jest zdecydowanie przereklamowana.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.저도 그렇게 생각해 왔던 것 중 하나는 동일성이 믿어지지 않을 만큼 너무 과대평가 된 것입니다.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Một trong những suy nghĩ của tôi là sự giống nhau được đánh giá quá cao đến mức kinh ngạc.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Salah satu buah pikiran yang muncul adalah bahwa keseragaman merupakan sesuatu yang terlalu dibesar-besarkan.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Uma das linhas de pensamento em que estava envolvido era que a uniformidade é incrivelmente sobrevalorizada.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Uno dei pensieri a cui ho rivolto particolare attenzione è che l'omogeneità è estremamente sopravvalutata.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Yksi asioista, joita mietin, kuului: yhdenmukaisuus on uskomattoman yliarvostettua.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Една от нишките ми на мислене беше, че еднообразието е тъй невероятно надценявано.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.Меня мучила идея одинаковости, которую настолько переоценивают.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.והכי חשוב כנראה, כל דבר שעשינו
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.كانت أحد أنماط التفكير التي كنت مشاركا فيها كانت أنّ التشابه كان أمرا مبالغا فيه.
İçinde bulunduğum düşüncelerden birisi her şeyin aynı olmasını istemenin aşırı derecede abartılmış olmasıydı.標準化に対する過大評価です 全てが同じというアプローチは
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.A že komunity rovnako zmýšľajúcich ľudí sa preceňujú.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Dále jsem jí řekla, že městská komunita přátel je přeceňována.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Deuxièmement, j'ai dit à Emma que la tribu urbaine était surfaite.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.For det andet fortalte jeg Emma at alle vores små kliker er overvurderede.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.För det andra sa jag till Emma att "stadsstammen" är överskattad.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.În al doilea rând, i-am spus Emmei că tribul urban este supraevaluat.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Inoltre, le dissi che la tribù urbana è sovrastimata.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.둘째, 저는 엠마에게 몰려다니는 것이 과대 평가되어 있다고 말했죠.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Kot drugo, sem Emmi povedala, da je urbano pleme precenjeno.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Másodjára, elmondtam Emmának, hogy a városi banda túl van értékelve.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Po drugie, powiedziałam, że więzi koleżeńskie są przeceniane.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Segundo, le dije a Emma que las tribus urbanas están sobrevaloradas.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Ten tweede vertelde ik Emma dat de vriendengroep overschat wordt.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Thứ hai, tôi đã nói với Emma rằng dân thành thị thường bị đánh giá thái quá.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Zweitens, sagte ich: die urbane Sippschaft ist überbewertet.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Δεύτερον, είπα στην Έμμα ότι η αστική φυλή είναι υπερτιμημένη.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Во-вторых, я сказала Эмме, что значение молодёжной тусовки завышено.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Второ, казах на Ема, че "градската компания" е надценена.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.По-друге, я сказала Еммі, що міське плем'я переоцінюють.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.שנית, אמרתי לאמה שהשבט האורבני מוערך יתר על המידה.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.ثانياً، قلت لإيما أن يكون للشخص معارف كثيرة فإنه أمر مبتذل.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.親友は親切にも空港まで 送ってくれたりしますが
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı.En tidig form av "decimalfraktioner" kom från kulramen.
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı.Một hình thức đầu của phân số thập phân đã ra đời từ abacus
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı. Örneğin:Bentuk awal dari pecahan desimal muncul dari sempoa contoh:
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı. Örneğin:Een vroege vorm van decimale breuken kwam van het telraam.
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı. Örneğin:Egy korai formája a tizedestörteknek az abacustól származik.
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı. Örneğin:Eine frühe Form der Dezimalbrüche stammt vom Abakus.
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı. Örneğin:Raná forma desetinných zlomků přišla z toho počitadla. například:
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı. Örneğin:Ranná forma desatiných zlomkov prišla z tohto počítadla. napríklad:
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı. Örneğin:Una forma temprana de fracciones decimales vino del ábaco; por ejemplo:
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı. Örneğin:Ранна форма на десетичните дроби се появила от сметалото.
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı.Uma forma primitiva de fracções decimais veio do ábaco.
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı.Una primitiva forma di frazione decimale venuta dall'abaco
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı.Une forme précoce de fraction décimale vint du boulier.
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı.Wczesna forma ułamków dziesiętnych przyszła właśnie z liczydeł
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı.תצורה מוקדמת של שברים דצימליים הגיעה מאבאסקוס
İlk ondalık kesirler abaküs sayesinde ortaya çıktı.算盤に由来する。 例えば、
İnsanların hafızaları, gördüklerini sandıkları şeyleri abartır.A memória das pessoas aumenta aquilo que pensam que viram.
İnsanların hafızaları, gördüklerini sandıkları şeyleri abartır.Az emberek fel szokták fújni az emlékeiket.