II. Dünya Savaşı'nda birçok asker öldürüldü.Many soldiers were killed in World War II.
Taro ve Hanako arasında aşk başladı.Love grew between Taro and Hanako.
Başkan, askeri güçleri çağırdı.The President called out the troops.
Herkes aşk oyununu oynar.Everybody plays the game of love.
Hiçbir şey onun aşkının yerini doldurmadı.Nothing replaced his love.
Onun aşkı soğudu.His love grew cold.
Yaşadığı aşk acısının sonucunda intihar etti.His suicide came as a result of his disappointment in love.
Onun büyük babası yüksek rütbeli bir askerdi.His grandfather was a soldier of high degree.
O, ceketini askıya astı.He hung his jacket on a hook.
O, askere bir ok attı.He shot an arrow at the soldier.
Ressamlık onun hayatının büyük aşkıydı.Painting was the great love of his life.
O bana bir aşk mektubu yazdı.He wrote me a love letter.
Aşk ilişkisi hakkında bana güvendi.He confided in me about his love affair.
O, ceketini bir askıya astı.He hung his coat on a hook.
O, oğlunun kitap aşkı hakkında memnun.He is glad about his son's love of books.
O, askerlere bir emir bağırdı.He yelled out an order to the soldiers.
Onun cesur bir asker olduğuna inanılır.It is believed that he was a brave soldier.
Onların durumunda, bu ilk görüşte aşktı.In their case, it was love at first sight.
Onlar aşk hakkında konuştular.They talked about love.
Askeri bütçeyi artırmayı amaçladılar.They intended to increase the military budget.
O otuzu aşkın olamaz; o hâlâ yirmili yaşlarda olmalı.She can't be over thirty; she must still be in her twenties.
Ona bir aşk mektubu yazıyordum.I was writing her a love letter.
O, kahrolası aşk sözlerine ihtiyaç duyuyordu.She needed fuckin' words of love.
Aşk ve nefret arasında bir şey hissetti.She felt something between love and hatred.
Onun öğrenme aşkı vardır.She has a love of learning.
Eski aşk mektuplarını şevkatle gösterdi.She cherished his old love letters.
O kendini aşkın ellerine bırakıyor.She's giving herself up to love.
O aşkta hayal kırıklığına uğradı.She was disappointed in love.
O kendini aşk ateşinin kollarına bıraktı.She gave herself to flames of love.
Karı koca arasındaki ilişki aşka dayalı olmalıdır.The relationship between husband and wife should be based on love.
Yaralı asker güçlükle yürüyebiliyordu.The wounded soldier could hardly walk.
Yaralı askerler savaş alanında bırakıldı.The wounded soldiers were left in the field.
Bütün askerler yan yana durdu.All the soldiers stood side by side.
Askerlerin görevi köprüyü yok etmekti.The soldiers' mission was to destroy the bridge.
Askerler şarkıyla canlandırıldı.The soldiers were animated by the song.
Askerler tehlikeye alışıktırlar.Soldiers are used to danger.
Askerlere asla teslim olmamaları söylendi.The soldiers were told never to surrender.
Askerler ülkeleri için ölmeye hazırdı.The soldiers were ready to die for their country.
Askerler pozisyonlarından geri çekildiler.The soldiers retreated from their positions.
Askerler savaşa hazır.The soldiers are ready for battle.
Askerler şafaktan önce tepenin eteklerine geldi.The soldiers got to the foot of the hill before dawn.
Bir asker sık sık tehlikeyle yüzleşmek zorundadır.A soldier often has to confront danger.
Asker silahını adama doğrulttu.The soldier aimed his gun at the man.
Bütün askerler cesurdu.All the soldiers were gallant.
Asker acı ile inledi.The soldier groaned with pain.
Asker sipere sığındı.The soldier took shelter in the foxhole.
Asker kendi hayatı pahasına arkadaşını kurtardı.The soldier saved his friend at the cost of his own life.
Askerlere bir saldırı yapması emredildi.The soldiers were ordered to make an attack.
Askerler şehre doğru ilerledi.The soldiers advanced toward the town.
Askerler onların emirlerini uygulamak zorundadır.Soldiers must carry out their orders.
Askerler ölümden kıl payı kurtuldular.The soldiers narrowly escaped death.
Askerler alarmdaydılar.The soldiers were on the alert.
Askerler savaşma cesaretini yitirdi.The soldiers lost the courage to fight.
Askerler bir barış anıtı diktiler.The soldiers have erected a peace monument.
Askerler köprüyü koruyorlardı.The soldiers were guarding the bridge.
Şapkanı askıya as.Hang your hat on the hook.
Fırtınadan dolayı yolda çalışma askıya alındı.Work on the road was suspended because of the storm.
Askermiş gibi davranalım.Let's pretend that we're soldiers.
Demiryolu hizmeti sis yüzünden askıya alındı.Railroad service was suspended because of the fog.
Sorun askıda bırakıldı.The question is left in abeyance.