aşiret ile cümle
aşiret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.49
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Düşman aşiretler arasındaki savaş görülmemiş bir açlığa yol açar.Πολύχρονος εμφύλιος πόλεμος προκαλεί λιμό βιβλικών διαστάσεων.
Düşman aşiretler arasındaki savaş görülmemiş bir açlığa yol açar.Годините на война между съперническите клановете причиниха глад с библейски размери.
Düşman aşiretler arasındaki savaş görülmemiş bir açlığa yol açar.שנים ארוכות של מלחמות בין .שבטיות גרמו לרעב בממדי ענק
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Az Al Jazeera szeme láttára törzsi konfliktusokat kezdtek szítani.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.De cara a Al Jazeera empezaron a crear el tribalismo.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Di fronte ad Al Jazeera, hanno cominciato a creare tribalismo.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Di hadapan Al Jazeera, mereka mulai membuat sukuisme.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Face à Al Jazeera, ils ont initié le tribalisme.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.În faţa Al Jazeera au început să creeze un sistem tribal.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.알자지라 앞에서는 종족주의를 만들어내기 시작했습니다.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Perante a Al Jazeera, começaram a criar tribalismo.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Pred Al-Džazírou začali vytvárať tribalizmus.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Před Al Jazeerou začli praktikovat tribalismus.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Skonfrontowana z Al-Dżazirą, zaczęła się odwoływać do instynktów plemiennych.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Tegenover Al Jazeera, begonnen ze tribalisme op te rakelen.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Trước Al Jazeera, họ bắt đầu tạo nên tinh thần dân tộc.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Vor den Augen von Al Jazeera begannen sie Tribalismus zu erzeugen.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Απέναντι στο Αλ-Τζαζίρα αντιπαρέταξαν φυλετισμό.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.На противагу Аль-Джазірі вони вдаються до трібалізму.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Пред Ал Джазира започнаха да създават племенност.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.Против Аль Джазиры они использовали племенную вражду.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.מול אל-ג'זירה, הם התחילו ליצור שבטיות.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.ومقابل الجزيرة بدؤوا يثيرون النعرات القبَلية.
El Cezire'nin önünde aşiretçilik yapmaya başladılar.部族主義を唱え始めたのです それに失敗すると
Neredeyse tüm aşiretin birbirine karşı dönmesini beklersiniz.Uno esperaría que casi todo el clan se volviera en su contra.
Neredeyse tüm aşiretin birbirine karşı dönmesini beklersiniz.אתה מצפה כמעט שכל בני השבט כולם יצאו אחד כנגד השני.
Neredeyse tüm aşiretin birbirine karşı dönmesini beklersiniz.سوف تتوقع أن تقوم العشيرة بمقاتلة بعضها بعض!
Neredeyse tüm aşiretin birbirine karşı dönmesini beklersiniz.すべての村には、それぞれにLRAの幹部や、古参者がいます。
Sadece küçük bir kabile, küçük bir aşiret olmak yerine. Bir şey evrensel sevgiye açılıyordur.In plaats van dat je deel uitmaakt van een kleine gemeenschap, opent er iets tot een universele liefde.
Sadece küçük bir kabile, küçük bir aşiret olmak yerine. Bir şey evrensel sevgiye açılıyordur.Plutôt que de devenir seulement une petite tribu, un petit clan, quelque chose s'ouvre à un amour universel.
Sadece küçük bir kabile, küçük bir aşiret olmak yerine.Samo odprti ste do tega. kar je v nasprotju s tem, da postajate majhno pleme, mali klan.
Sadece küçük bir kabile, küçük bir aşiret olmak yerine.Simplemente estás abierto a ello.
Sadece küçük bir kabile, küçük bir aşiret olmak yerine.במקום שתהפכו לשבט קטן, לחמולה קטנה,
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.Când un slăbănog omoară un alt slăbănog, clanul său îi datoreaza clanului celui mort 100 de cămile.
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.En suhec je ubil drugega suhca. Njegov klan dolguje klanu mrtvega sto kamel.
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.Jeden chudobný zabije druhého, lebo jeho klan dlžil druhému 100 konzerv.
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.Jeden somálec zabije druhého, protože jeho klan dlužil druhému 100 velbloudů.
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.Si un flaco mata a otro flaco, su clan le debe al clan del muerto cien camellos.
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır. Yüz deve. Develer.Ganska roligt, hoo-ah?
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır. Yüz deve. Develer.Lucu juga, ya?
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır. Yüz deve. Develer.Zabawne, co?
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.Αν ένας Σομαλός σκοτώσει έναν άλλο, η φυλή του χρωστά σ' αυτή του πεθαμένου 100 καμήλες.
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.Ако една хърба убие друга, неговия клан дължи на клана на убития 100 камили.
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.השבט שלו חייב לשבט של ההרוג .מאה גמלים
Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.حسنا،استمر.
Sunni ve Şii'ler veya aşiretler arasındaki savaşı haklı göstermek için kullanılıyor.وتستخدم لتبرير الحرب بين السنة والشيعة، وبين القبائل والعشائر.
Sunni ve Şii'ler veya aşiretler arasındaki savaşı haklı göstermek için kullanılıyor.これは繁栄を促すのではなく 混乱を助長させます
Şunu dinleyin... Şu cılız heriflerden biri diğerini öldürürse, aşireti, ölenin aşiretine yüz deve borçlanır.Tunnistan itseni
Usame bin Ladin'in yaşadığı söylenen yer. Burası aşiretlerden oluşan bir coğrafya.To jest teren plemienia.