Andy gömleğini dolaba astı.Andy hung his shirt up in the closet.
Amerika'nın dış borcu 500 milyar doları aştı.America's foreign debt shot past $500 billion.
Birbirlerine âşık gibi görünüyorlar.They seem to be in love with each other.
O adam kız kardeşime âşık.That man is in love with my sister.
O başkanın sekreteri her zaman aşırı resmîdir.That president's secretary is always prim.
Aslında o öğrenci İngilizceden tam not aldı.That student actually got full marks in English.
O resmi duvara as.Hang that picture on the wall.
Bürodaki insanlar asla kabul etmeyecekler.The people in the office will never agree.
Amatör şarkıcı eller aşağı yetenek yarışmasında birincilik ödülünü almıştır.The amateur singer won first in the talent show hands down.
O sevimli bebek onların aşkının meyvesidir.That cute baby is the fruit of their love.
Şey... Aslında hastayım.Well... actually, I'm sick.
Sen asla gerçek bir elmas görmedin.You've never seen a genuine diamond.
Bana asla bu şekilde davranmazdın.You never used to treat me like this.
Sen hiç Aso Dağına tırmandın mı?Have you ever climbed Mt. Aso?
Asla şiddete başvurmamalısınız.You must never resort to violence.
Sen hatırlamıyorsun. Ben asla unutmam.You don't remember, I'll never forget.
Asla Paris'te bulunmadın?You've never been to Paris?
Birinden daha aşağıda olduğunu hissetmek için hiçbir neden yoktur.There is no reason for you to feel inferior to anyone.
Futbol kurallarına aşina mısınız?Are you familiar with the rules of soccer?
Benimle her zaman tartışıyorsun, beni asla dinlemiyorsun.You always bandy words with me: you never listen to me.
Baş ağrın aşırı çalışmaktan kaynaklanıyor.Your headache comes from overwork.
Ben senin nezaketini asla unutmayacağım.I will never forget your kindness.
Arabanız hız limitini aştı.Your car exceeded the speed limit.
Eğer senin aptallığın olmasaydı, asla başımız belaya girmezdi.If it had not been for your foolishness, we would never have been in that trouble.
Nezaketini asla unutmayacağız.We'll never forget your kindness.
Seni asla unutmayacağım.I'll never forget you.
Seninle aşk yapmak istiyorum.I want to make love with you.
Onunla evlenmen için seni asla zorlamayacağım.I will never force you to marry him.
Eğer aşağıdakini okuyabilirsen, Japonca da haberleşebiliriz.If you can read the following, we can communicate in Japanese, too.
Sen aşağıda orada ne yapıyordun?What were you doing down there?
Birkaç aspirin gönderir misin?Could you send up some aspirin?
Aspirin'in kan basıncına hiç etkisi yoktur.Aspirin has no effect on the blood pressure.
Aspirin, penesilin ve sülfa ilaçlara alerjim var.I am allergic to aspirin, penicillin, and sulfa drugs.
Yarın asla gelmeyecek.Tomorrow never comes.
Asistan parayı aldı.The assistant took the money.
Asya yaklaşık olarak Avrupa'nın dört katı büyüklüktedir.Asia is roughly four times the size of Europe.
Asya Avustralya'dan çok daha büyüktür.Asia is much larger than Australia.
Asya tarihi ile ilgileniyorum.I am interested in Asian history.
Birçok halklar Asya'da yaşar.Many peoples live in Asia.
Asya'da bir sürü insan vardır.There are many people in Asia.
Asya'da çok sayıda insan var.There are many people in Asia.
Asya'da birçok insan vardır.There are many people in Asia.
O aşırı para harcıyor.He's got money to burn.
Sistem mühendisleri ayrılmaya devam ederse, şirketin rekabet üstünlüğü aşınmış olacak.The company's competitive edge will be eroded if system engineers continue to leave.
ASEAN harfleri Association of Southeast Asian Nations anlamına gelir.The letters ASEAN stand for the Association of Southeast Asian Nations.
Asansörü beşinci kata götür.Take the elevator to the fifth floor.
Asansörle beşinci kata çıkın.Take the elevator to the fifth floor.
Beşinci kata kadar asansöre binin.Take the elevator to the fifth floor.
İki damla gözyaşı onun yanaklarından aşağıya düştü.Two tears fell down her cheeks.
Bana asla tekrar yalan söyleme.Never tell me a lie again.
O tür bir şeyi asla tekrar yapma.Don't ever do that kind of thing again.
İki âşık çay içerek yüz yüze oturdular.The two lovers sat face to face, drinking tea.
İki âşık yüz yüze oturdular,çay içtiler.The two lovers sat face to face, drinking tea.
İki asker kapıda nöbet tuttu.Two soldiers kept guard at the gate.
Aşk iki kişi arasındaki büyümeye başladı.Love began to grow between the two.
21. yüzyıl Asya'ya aittir.The 21st century belongs to Asia.
Gün aşırı alışverişe giderim.I go shopping every other day.
Bir asır yüz yıldır.A century is one hundred years.
Japonya'nın ihracatı 1998'de ithalatını 77.8 milyar dolar aştı.Japan's exports exceeded imports by $77.8 billion in 1998.
Genellikle 13 ila 19 yaşlarındaki çocuklar için olduğu gibi, o aşık oldu.As is often the case with 13 to 19 year olds, she fell in love.