Aşk her zaman çıplak.Love is always naked.
Aslında onu söylediğime inanamıyorum.I can't believe I actually said that.
Aslında Tom'un değişeceğini düşündüğüme inanamıyorum.I can't believe I actually thought Tom would change.
Asla seninle olamam.I can't ever be with you.
Oraya asla tekrar geri gidemem.I can't ever go back there again.
O aşikar.That's obvious.
Asla hayır demedim.I never said no.
O ona deli gibi âşık.He's crazy about her.
Kurbanın vücudu halı üzerinde yüzü aşağıya bakacak şekilde yatıyordu.The victim's body was lying face down on the rug.
Seni bir daha asla göremeyebileceğimi düşündüm.I thought I might never see you again.
Ofisteyken beni asla aramaman gerektiğini söylediğimi sandım.I thought I told you never to call me while I'm at the office.
Sana beni asla aramamanı söylediğimi sanıyordum.I thought I told you never to call me.
Tom'un aşırı tepki gösterdiğini düşündüm.I thought Tom was overreacting.
Tom'un sizi bir daha asla göremeyeceğini düşünmüştüm.I thought Tom would never see you again.
Senin aşk romanlarından hoşlandığını sanıyordum.I thought you liked romance novels.
Polisin bizi burada asla bulamayacağını söylediğini düşünmüştüm.I thought you said the police would never find us here.
Tom'un asla Mary'ye zarar vermeyeceğini söylediğini düşünmüştüm.I thought you said Tom would never hurt Mary.
Aun hâlâ karısına aşık mı?Is Aun still in love with his wife?
Ben hâlâ aşka inanıyorum.I still believe in love.
Eğer onunla gitmezsem, onun tehlikeli olup olmadığını asla bilmeyeceğimi düşündüm.I thought if I don’t go with him I’ll never know if he's dangerous or not.
Bir daha asla İngilizcede yazmayacağım.I will never write again in English.
O saygın bir iş adamı gibi görünüyor ama aslında Mafyanın bir üyesidir.He seems like a respectable businessman, but he's really part of the Mafia.
O bunu asla yapmayacak.She will never make it.
O onu asla yapmayacak.He will never make it.
Arkadaşlardan asla para ödünç almamayı öğrendim.I've learned never to borrow money from friends.
Arkadaş edinmek için herhangi bir yerde asla yeterince uzun kalmam.I never stay anywhere long enough to make friends.
Asla bir kız arkadaşım bile olmadı.I've never even had a girlfriend.
Bu kasabyı asla terk etmeyeceksin.You'll never leave this town.
"İşini bıraktığını duydum." "Aslında kovuldum.""I hear you quit your job." "Actually, I got fired."
"Bu çok olmaz, değil mi?" "Aslında, oldukça sık olur.""That doesn't happen much, does it?" "Actually, it happens quite often."
"Üzgün görünüyorsun." " Aslında oldukça mutluyum.""You look sad." "Actually, I'm quite happy."
Aslında onu sadece ben uydurdum.Actually, I just made that up.
Aslında pek emin değilim.Actually, I'm not quite sure.
Aslında, gelip gelemeyeceğimden emin değilim.Actually, I'm not sure whether I can come or not.
Aslında Tom'un kim olduğundan emin değilim.Actually, I'm not sure who Tom is.
Aslında, bu cuk diye oturuyor.Actually, it makes perfect sense.
Aslında, Mary şimdi benim eski kız arkadaşım.Actually, Mary is now my ex-girlfriend.
Aslında, Onun gerçek adı Tom'dur.Actually, Tom is his real name.
Aslında, Tom benim patronum.Actually, Tom is my boss.
Tom aslında onu mu söyledi?Did Tom actually say that?
Ben aslında Tom'la aynı fikirdeyim.I actually agree with Tom.
Ben aslında burada çalışmıyorum.I actually don't work here.
Aslında onu hiç bilmiyordum.I actually never knew that.
Aslında burada çalışıyorum.I actually work here.
Aslında kameramı ihmal etmedim. Sadece fotoğraf çekmek istemedim.I didn't actually forget my camera. I just didn't want to take pictures.
Aslında üniversiteye gitmedim.I didn't actually go to college.
Aslında onu kendim görmedim.I didn't actually see it myself.
Aslında üniversiteye gitmek istemedim.I didn't actually want to go to college.
Aslında ona inanmıyorum.I don't actually believe that.
Aslında hiç param yok.I don't actually have any money.
Ben aslında herhangi birine henüz ateş etmedim.I haven't actually shot anyone yet.
Aslında Tom'un bir Kanadalı olduğuna inanmadım.I never actually believed Tom was a Canadian.
Aslında Tom'la hiç karşılaşmadım.I never actually met Tom.
Aslında Tom'la hiç tanışmadım.I never actually met Tom.
Aslında bunu hiç görmedim.I never actually saw it.
Aslında Tom ve John'u hiç kavga ederken görmedim.I never actually saw Tom and John fighting.
Aslında gerçekten bir yelkenliye ihtiyacım olmadığını fark ediyorum.I realize I don't actually really need a sailboat.
Ben aslında Boston'da doğdum.I was actually born in Boston.
Aslında biraz ciddiydim.I was actually kind of serious.
Aslında çok iyi bir sürücüyüm.I'm actually a very good driver.