Tom bir kano içerisinde nehrin aşağısına gitti.Tom went down the river in a canoe.
Şöminemin üstünde asılı duran tabloyu bana veren kişi Tom'du.Tom was the one who gave me the painting that's hanging above my fireplace.
Tom Mary'ye çılgıncasına âşıktı.Tom was madly in love with Mary.
Tom aşağılanmıştı.Tom was humiliated.
Tom ceketini çıkardı ve astı.Tom took off his jacket and hung it up.
Tom aşırı dozda uyku hapları aldı.Tom took an overdose of sleeping pills.
Tom soğuk algınlığı ile aşağı inebileceğini düşündü.Tom thought he might be coming down with a cold.
Tom uzun süre konuştu fakat aslında çok şey söylemedi.Tom talked for a long time, but didn't really say much.
Tom çantasını omuzuna astı.Tom slung his bag over his shoulder.
Tom köpek maması yemeği asla denemediğini söylüyor.Tom says that he's never tried eating dog food.
Tom oraya asla tekrar gitmeyeceğini söylüyor.Tom says he will never go there again.
Tom balina eti yemeği asla denemediğini söylüyor.Tom says he has never tried eating whale meat.
Tom Mary'yi asla tekrar görmek istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to ever see Mary again.
Tom bir miktar aspirin bulmayı umarak ecza dolabını açtı.Tom opened the medicine cabinet hoping to find some aspirin.
Tom asla onun hakkında konuşmak istemedi.Tom never wanted to talk about it.
Tom yaptığı şeyi yapabileceğini asla düşünmedi.Tom never thought he'd be able to do what he just did.
Tom halkın huzurunda asla şarkı söylemez.Tom never sings in public.
Tom asla söyleyecek çok şeyi var gibi görünmüyor.Tom never seems to have much to say.
Tom asla bana onun hakkında tek kelime söylemedi.Tom never said a word to me about it.
Tom sabahleyin asla erken kalkmaz.Tom never gets up early in the morning.
Tom Mary'den asla yalansız dolansız bir cevap beklemez.Tom never expects a straight answer from Mary.
Tom Mary'ye âşık olduğu gerçeğini saklama girişiminde bulunmadı.Tom made no attempt to hide the fact that he was in love with Mary.
Tom, Mary'nin John'a âşık olduğunu biliyor.Tom knows Mary's in love with John.
Tom Mary'nin böyle bir şeyi asla yapmayacağını bilir.Tom knows Mary would never do such a thing.
Tom Mary'nin onu aşağıya bırakmayacağını biliyordu.Tom knew Mary wouldn't let him down.
Tom gerçekten Mary'ye âşık.Tom is really in love with Mary.
Tom hol dolabına ceketini astı.Tom hung his jacket in the hall closet.
Tom ceketini gömme dolaba astı.Tom hung his coat in the closet.
Tom duvara bir takvim astı.Tom hung a calendar on the wall.
Tom asla bir nehre rafting yapmaya gitmedi.Tom has never gone rafting down a river.
Tom fikrini değiştirmedi ve muhtemelen asla değiştirmeyecek.Tom hasn't changed his mind and probably never will.
Tom asla bir İslam ülkesini ziyaret etmedi.Tom has never visited an Islamic country.
Tom Mary'yi asla o kadar kızgın görmedi.Tom has never seen Mary so angry.
Tom asla Mary'yi gülerken görmedi.Tom has never seen Mary smile.
Tom asla öyle bir şey söylemedi.Tom has never said such a thing.
Tom asla Boston'da yaşamadı.Tom has never lived in Boston.
Tom asla Mary'yi öpmedi.Tom has never kissed Mary.
Tom asla dondurulmuş elma almadı.Tom has never bought frozen apples.
Tom biri ya da bir şey tarafından asla korkutulmadı.Tom has never been intimidated by anyone or anything.
Tom Mary'nin ki gibi bir evde asla bulunmadı.Tom has never been in a house like Mary's.
Tom Mary'nin sahip olduğu araba gibi bir arabada asla bulunmadı.Tom has never been in a car like the one Mary owns.
Tom asla okula devamsızlık yapmadı.Tom has never been absent from school.
Tom bir aşağılık kompleksine sahip.Tom has an inferiority complex.
Tom gerçekten asla Boston'da bulunmadı.Tom has actually never been to Boston.
Tom kimsenin tavsiyesi asla dinlemeyen bir üne sahiptir.Tom has a reputation of never listening to anybody's advice.
Tom'un başka birinin bir şey söylemesine asla izin vermeyen bir ünü vardır.Tom has a reputation of never letting anyone else say anything.
Tom işleri asla zamanında yaptırmayan bir üne sahip.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom işleri asla zamanında yaptırmamakla ünlüdür.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom bir kolera aşısı yaptırmak zorunda kaldı.Tom had to get a cholera shot.
Tom'un Mary'ye ait duvarında asılı birkaç fotoğrafı vardı.Tom had several photos of Mary hanging on his wall.
Tom, daha önce Mary'yi saçı aşağıda hiç görmemişti.Tom had never before seen Mary with her hair down.
Tom asansöre bindi.Tom got on the elevator.
Tom asansörden indi.Tom got off the elevator.
Tom bir sal üzerinde nehirden aşağı süzülüyordu.Tom floated down the river on a raft.
Tom tanıştığı her kadına âşık olur.Tom falls in love with every woman he meets.
Tom Mary'nin duvarında asılı resimlere bakmaktan hoşlandı.Tom enjoyed looking at the paintings hanging on Mary's wall.
Tom asla Boston'u terk etmek istemiyor.Tom doesn't want to ever leave Boston.
Tom onu tekrar asla yapmak istemiyor.Tom doesn't want to ever do that again.
Tom aşçılık hakkında bir şey bilmiyor.Tom doesn't know a thing about cooking.
Tom aslında Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapar.Tom does basically the same thing as Mary does.