Ana içeriğe geç
Sözlük

aş ile cümle

aş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tom ve Mary birbirlerine sırılsıklam âşık oldular.Tom and Mary fell head over heels in love with each other.
Tom ve Mary kanolarında nehrin aşağısına doğru sürüklendiler.Tom and Mary drifted down the river in their canoe.
Tom ve Mary okullarını astılar ve hayvanat bahçesine gittiler.Tom and Mary cut classes and went to the zoo.
Tom ve Mary birbirlerine asla yalan söylemediler.Tom and Mary claim that they never lie to each other.
Tom ve Mary derinden âşıklar.Tom and Mary are deeply in love.
Tom ve Mary birbirlerine derinden âşıklar.Tom and Mary are deeply in love with each other.
Bu çılgınca gelebilir fakat sanırım ben hâlâ Mary'ye âşığım.It might sound crazy, but I think I'm still in love with Mary.
Mary ile asla aşk ilişkim olmadı.I was never involved with Mary.
Sadece, Tom'un Mary'ye âşık olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if Tom could possibly be in love with Mary.
Tom Mary ile tanışmadan önce, asla mutlu görünmedi.Before Tom met Mary, he never seemed to be happy.
Bir düzücüyle asla düzüşme.Never fuck with a fucker!
Benim aspirine, penisiline ve sulfamidlere alerjim var.I'm allergic to aspirin, penicillin, and sulfamides.
İster inanın ister inanmayın, ben aslında resim çizebilirim.Believe it or not, I can actually draw.
Tom asgari ücret için çalışmaktadır.Tom's been working for minimum wage.
Tom asansöre bindi ve üçüncü katın düğmesine bastı.Tom stepped into the elevator and pushed the button for the third floor.
Tom asla müstehcen şakalar yapmaz.Tom never tells off-color jokes.
Tom'un asla Mary'yi tekrar görmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of ever seeing Mary again.
Tom Boston'un o kısmında asla bulunmadı.Tom had never been in that part of Boston before.
Tom asla sözünden dönmez.Tom would never break a promise.
Amcamın işi aşçılık öğretmekti.My uncle's job was teaching cooking.
Akşamları çocuklarıyla asla dışarı çıkmazlar.They never go out in the evenings with their children.
İslam yedinci asırda Arap Yarımadasında doğdu.Islam emerged in the Arabian Peninsula in the seventh century.
Aslında, bunun için sana teşekkür etmeliyim.In fact, I should thank you for this.
Aşağı yukarı benimle aynı boyda.She is about as tall as me.
Yüzmede iyi olmadığımdan dolayı, boyumu aşan yerlerde yüzmekten kaçınırım.As I'm not good at swimming, I avoid swimming out of my depth.
Ben yüzmeyi iyi bilmediğim için, boyumu aşan yerde yüzmekten sakınırım.As I'm not good at swimming, I avoid swimming out of my depth.
Bu gece ben aşçı olacağım.I will be the cook tonight.
Yüzmeyi çok iyi bilmediğim için, boyumu aşan suda yüzmekten sakınırım.Since I'm not so good at swimming, I avoid swimming in water that's over my head.
Onun yüzünde asla herhangi bir duygu göremezsin.You can never see any emotions on his face.
Aslında onu çok seviyorum.As a matter of fact, I love him very much.
Askerlerimizin boşuna öldüğünü nasıl söyleyebilirsin?How can you say that our soldiers died in vain?
Gerçekten benimle konuşmak istiyorsan, şimdi ya da asla.If you really want to speak to me, it's now or never.
Lola'yı hiç bilmeyen sen, nasıl aşktan konuşmaya cüret ediyorsun?How dare you speak of love, you who never knew Lola?
Aşk Önemli olan tek şey değildir.Love isn't the only thing that matters.
Asla öyle bir şey görmedim.I've never seen anything like it.
Aşk ve çiçekler yalnızca tek bir bahar sürer.Love and flowers only last a single spring.
Asla ona inanma, o bir yalancı.Never believe him, he's a liar.
Asla ona inanmayın, o bir yalancı.Never believe him, he's a liar.
Aşk sınır tanımaz.Love knows no limits.
Hayatı pamuk ipliğine asılı.His life is hanging by a thread.
Karım iyi bir aşçı.My wife is a good cook.
Allah aşkına ne yaptığını sanıyorsun?What in the world do you think you're doing?
Fransa'da sol kanat siyaset için asla oy vermedim ve artık başlamayacağım.I have never voted for the left-wing politics in France and I'm not going to start now.
Tom Mary'nin aşkını ya da dostluğunu kabul etmeye hazır değildi.Tom wasn't ready to accept Mary's love or friendship.
Tom Mary'nin aşkını kabul ya da onu red edip etmeyeceğini bilmiyordu.Tom didn't know whether to accept Mary's love or refuse it.
Tom Mary'nin aşkını ve sevgisini nasıl kabul edeceğini bilmiyordu.Tom didn't know how to accept Mary's love and affection.
Tom Mary'yi sevmeyi ya da birinin aşkını kabul etmeyi bilmemekle suçladı.Tom accused Mary of not knowing how to love or how to accept someone's love.
O, genç görünüyor fakat aslında o senden daha yaşlıdır.She looks young, but actually she's older than you are.
Ben bir zamanlar astrofizikçi olmak istiyordum.I wanted to be an astrophysicist once.
Dünyayı araştırabilirsin ama asla Mary'den daha güzel bir kadın daha bulamazsın.You could search the world over and never find another woman more beautiful than Mary.
Dünyayı araştırabilirsin ve asla Tom'dan daha dürüst bir adam daha bulamazsın.You could search the world over and never find another man more honest than Tom.
Tom'un evi caddenin tam aşağısında.Tom's house is just down the street.
Tom'un evi buradan caddenin tam aşağısında.Tom's house is just down the street from here.
Tom onun ne söylediğini sandığını asla söylemezdi.Tom would never say what you think he said.
Tom onun olmasına asla izin vermezdi.Tom would never let that happen.
Tom onun yaptığını iddia ettiğin şeyi asla yapmazdı.Tom would never do what you claim he did.
Tom kaç kişinin daha asansöre sığabileceğini merak etti.Tom wondered how many more people could fit into the elevator.
Tom Mary'nin evine asla adım atmamış olmayı diledi.Tom wished he'd never stepped foot into Mary's house.
Tom Mary ile asla tanışmamış olmayı diledi.Tom wished he'd never met Mary.
Tom gerçekten ne olduğunu asla sana söylemeyecek.Tom will never tell you what really happened.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod