O asla şaraba dokunmadı.He never touched wine.
Savaş sırasında Doğuda yakalandığı sıtmayı asla gerçekten atlatamadı.He has never really got over malaria he caught in the East during the war.
O, tamamen aşağılanmış hissetti.He felt utterly humiliated.
O, asla yaşlanıyor gibi görünmüyor.He never seems to grow older.
O, oğlunun kitap aşkı hakkında memnun.He is glad about his son's love of books.
O, o kadar dürüst bir çocuktur ki asla yalan söylemez.He is such an honest boy that he never tells a lie.
Orta Asya'daki seyahatlerinden döndü.He's back from his travels in Central Asia.
O aşağıya kahvaltıya indi.He came down to breakfast.
O, tavandan bir lamba astı.He hung a lamp from the ceiling.
O astronomi ya da yıldızların bilimini okur.He studies astronomy, or the science of stars.
O, astronomi ile ilgili gibi görünüyor.It seems that he is interested in astronomy.
O, astronomide bir uzmandır.He is an expert in astronomy.
Tokyonun yollarına aşinaydı.He was familiar with the roads of Tokyo.
Bana baştan aşağı baktı.He stared at me from head to foot.
Evde aslan, dışarıda fare.He is a lion at home and a mouse outside.
Şehri asla tekrar ziyaret etmeyecek.He will never visit the town again.
O onu asla tekrar söylemedi.He never said it again.
Tekrar asla geç kalmayacağına söz verdi.He has promised never to be late again.
Karanlıktan sonra o asla dışarı çıkmaz.He never goes out after dark.
Japon kültürüne aşinadır.He is familiar with Japanese culture.
O asla geri dönmemek üzere Japonya'dan ayrıldı.He left Japan never to come back.
O, Japonya tarihine iyice aşina oldu.He got well acquainted with the history of Japan.
O gün aşırı onu hastanede görmeye gitti.He went to see her in hospital every other day.
O ateşli bir müzik aşığıdır.He is an ardent music lover.
O onların ricasına kulak asmadı.He turned a deaf ear to their request.
O, ona âşık oldu.He fell in love with her.
O, onun tarafından aşağılandı.He was humiliated by her.
O, ona âşıktır.He is in love with her.
O, ona aşık ama duygularını gizlemeye çalışıyor.He is in love with her, but he tries to conceal his feelings.
Çok üzgündü ve kendini astı.He was heartbroken and hanged himself.
Fakirdir, ama asla şikâyet etmez.He is poor, but he never complains.
O, babası tarafından asla azarlanmadı.He has never been scolded by his father.
O, aşağılanmasına kızdı.He got angry at being insulted.
O, askerlere bir emir bağırdı.He yelled out an order to the soldiers.
Sakin gözüküyordu, ama aslında çok gergindi.He looked calm, but actually he was very nervous.
O, doğum gününde annesini aramayı asla unutmaz.He never fails to call his mother on her birthday.
O, çok meşgul olduğum gerçeğini asla dikkate almaz.He never takes into account the fact that I am very busy.
O aslında nazik bir insandır.He is basically a nice man.
O her hafta ona yazmaktan asla geri kalmaz.He never fails to write to her every week.
O her gün gazete okumayı asla kaçırmaz.He never misses reading the papers every day.
Onun cesur bir asker olduğuna inanılır.It is believed that he was a brave soldier.
O yanında bir çalar saati almadan asla yolculuk yapmaz.He never travels without taking an alarm clock with him.
Onların birbirlerine âşık olduğunu biliyorum.I know they're in love with each other.
Onların durumunda, bu ilk görüşte aşktı.In their case, it was love at first sight.
Onlar asla birbirlerini tekrar görmeyeceklerdi.They were never to see each other again.
Birbirlerine âşık olacaklar.They will fall in love with each other.
Onlar bir aslanı canlı yakaladı.They caught a lion alive.
Onlar aşk hakkında konuştular.They talked about love.
Aslında onların hepsi iyi insanlar.They are all good men at heart.
Askeri bütçeyi artırmayı amaçladılar.They intended to increase the military budget.
Onlar asla aynı fikirde olmayacaklar.They will never agree.
Kraliçe'nin ziyareti için bayrağı astılar.They hung out the flag for the Queen's visit.
Onlar içten âşıklar.They are deeply in love.
Onlar astronomi ile çok ilgili.They are very interested in astronomy.
Bir daha asla buluşmayacaklardı.They would never meet again.
Onlar asla tekrar buluşmayacaklardı.They were never to meet again.
Onlar onun aşağı geldiğini duydular.They heard him come downstairs.
Onlar nehrin aşağısına doğru sürüklendiler.They drifted down the river.
Aslında onu sevmiyorum, sadece ilginç buluyorum.It's not that I seriously like him. I just find him very attractive.
Sato ile asla evlenmez.There's no way she'll ever marry Sato.