Ben hiçbir kıza âşık olmadım.I have never fallen in love with any girl.
Canlı bir balinayı asla görmedim.I've never seen a live whale.
Hayatımda asla hiçbir şey çizmedim.I have never drawn anything in my life.
Ben astrolojiyi seviyorum.I like astrology.
Üç aşağı beş yukarı, yetmiş kiloyum.I weigh 70 kilos, give or take a few kilos.
Ben kimseyi asla öldürmedim veya yaralamadım.I have never killed nor injured anybody.
Kasabanın bu kısmına aşinayım.I am familiar with this part of town.
Uzun bir süredir aşırı zorluklar altında mücadele ediyorum.I have struggled under extreme difficulties for a long time.
Onu asla tekrar yapmayacağım.I will never do it again.
Pazarları asla evde değilim.I'm never at home on Sundays.
Pazar günleri asla evde değilim.I am never at home on Sundays.
Ondan çok hoşlanmıyorum, ben aslında ondan nefret ediyorum,I don't like him much, in fact I hate him.
Onun İngilizce konuştuğunu asla duymadım.I have never heard him speak English.
Onun gerçekten işe başladığın asla görmedim.I've never seen him really get down to work.
Onunla ilk karşılaştığım günü asla unutmayacağım.I will never forget the day when I first met him.
Onun müziğine aşinayım.I am familiar with his music.
Onun sözünün aslını araştıracağım.I'm going to ascertain the truth of his statement.
Onun soru sorma tarzına aşinayım.I'm familiar with the way he asks questions.
Onu ismen tanıyorum ama aslında onunla hiç konuşmadım.I know him by name but I have never actually spoken to him.
Onların sıcak ellerini asla unutmayacağım.I will never forget their warm hands.
O beni herkesin içinde aşağıladığı için onu affedemiyorum.I cannot forgive him because he insulted me in public.
Onun şarkı söylediğini asla duymadım.I have never heard her sing.
Onun onun babasına yardım ettiğini asla görmedim.I have never seen her help her father.
Onun, resmi duvara asmasına yardım ettim.I helped her hang the picture on the wall.
Onu annesini düşünmeden asla görmem.I never see her without thinking of her mother.
Bir uçakta asla uçmadım.I've never flown in an airplane.
Talihsizliklerin asla tek başına gelmediklerini unutmuyorum.I bear in mind that misfortunes never come singly.
Mt.Fuji'ye asla tırmanmadım.I've never climbed Mt. Fuji.
Babamın iyi bir aşçı olmasından gurur duyuyorum.I'm proud of my father being a good cook.
Babamın şirketinde asla rahat hissetmedim.I never felt at ease in my father's company.
Duvara bir resim astım.I hung a picture on the wall.
İnsanları askıda bırakmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to leave people hanging.
Annemin bir şarkı söylediğini asla duymadım.I've never heard my mother sing a song.
Gece tırnaklarımı asla kesmem.I never cut my nails at night.
Randevular için asla geç kalmamayı bir kural haline getiriyorum.I make it a rule never to be late for appointments.
Aşırı derecede soğukkanlıydım.I was cool as a cucumber.
Ben kendim asla bir UFO görmedim.I myself have never seen a UFO.
Asansöre bindik.We rode in an elevator.
Mekanın ismine aşinayız.We are familiar with the name of the place.
Geçit töreninin caddeden aşağıya doğru ilerlediğini gördük.We saw the parade move down the street.
Geçmişten asla kurtulamayız.We can never get rid of the past.
Sınavlar eğitimin asıl amacına müdahale eder.Examinations interfere with the real purpose of education.
Sanırım pantolon askısına ihtiyacım var.I think I need braces.
Bir kaza oldu. Bir adam yaralandı. Aşırı kanaması var.There's been an accident. A man is hurt. He's bleeding badly.
Aslında deniz bu yüzyılın başlangıcından beri on santimetre yükseldi bile.In fact, the sea has already risen 10 centimeters since the beginning of this century.
Aşağıdakiler, 1993 yılının başlıca olaylarıdır.The followings are the chief events of 1993.
Aşağıdaki cümleleri düzeltin.Correct the following sentences.
Aşağıdaki cümleleri İngilizceye çevirin.Put the following sentences into English.
Aşağıdaki cümleleri Japoncaya çevir.Translate the following sentences into Japanese.
Aşırı güvenden sakınmalısın.You should beware of overconfidence.
Aslında onun hakkında hiç bir şey bilmiyorum.As a matter of fact, I know nothing about him.
Aslında o, mesele ile ilgili çok az şey biliyor.As a matter of fact, he knows very little of the matter.
Aslında o benimle aynı fikirde değil.As a matter of fact, he doesn't agree with me.
Aslında trafik kazasına şahit olmadım.Actually, I did not witness the traffic accident.
Aslında, henüz hiç mektup almadım.Actually, I haven't gotten any letters yet.
Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays.
Aslında, o planlar hakkında bir şey bilmiyordum.Actually, I didn't know anything about those plans.
Aslında hiç New York'ta bulunmadı.In fact, he has never been to New York.
Aslında, senden bir iyilik istiyorum.Actually, I have a favor to ask of you.
Gerçek söylentinin asılsız olmasıdır.The fact is that the rumor is groundless.