aşırı ile cümle

aşırı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1978 yılında aşırı dozda uyku ilacıyla intihar etti.In 1978 pleegde hij zelfmoord met een overdosis slaappillen.
C. Kişi, korkusunun aşırı veya anlamsız olduğunu bilir.C. De persoon ziet in dat de angst overdreven of onredelijk is.
Erkekler birbirlerine karşı aşırı saldırgandır.Mannetjes zijn bovendien zeer agressief naar elkaar.
1965 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aşırı sağcı Jean-Louis Tixier-Vignancourt'u desteklemiştir.In 1965 werd hij voorzitter van Jean-Louis Tixier-Vignancours presidentscampagne.
1963 yılında ilk deniz aşırı büro Los Angeles County, California, ABD'de kuruldu.In 1963 werd het eerste buitenlandse kantoor opgericht in Los Angeles in de Verenigde Staten.
İspanyol aşırı sağcılarca kullanılıyor.Sluis wordt door de Spanjaarden met forten verschanst.
Saraydaki aşırı lükse de önemli bir darbe indirdi.Toen zij het kasteel verlieten raakte het in ernstig verval.
Hayvanlar bu süreç içinde aşırı derecede beslenmemelidir.Beide dieren eten gedurende deze periode niet.
Karşı cinsten birisine sarıldıkları zaman veya aşırı stres altına girdikleri zaman hayvana dönüşmektedirler.Voorbeelden hiervan zijn als iemand vaak een bepaald stopwoord gebruikt, of als iemand een slechte adem heeft.
En zayıf noktaları ise, Kant ve Hegel sistemlerine olan aşırı güvenleridir.Zo spreekt men van de wijsgerige systemen van Kant en Hegel.
Wayne'i tüm kabalıkları haricinde onu aşırı derecede seviyordur.Ze houdt erg van Howard ondanks zijn tekortkomingen.
Festivalde iki kişi aşırı doz uyuşturucu kullanımı nedeniyle hayatını kaybetmiştir.Tijdens het evenement overleden op verschillende locaties drie personen als gevolg van het gebruik van drugs.
Fakat bu rakamlar büyük olasılıkla aşırı abartılmış rakamlardır.Het is echter mogelijk dat deze aantallen overdreven zijn.
Merkür'ün yüzeyi aşırı derecede kraterlidir ve görünüm olarak Ay'a benzer.Het oppervlak van Mercurius is met inslagkraters bezaaid en lijkt veel op dat van de maan.
Bu dönemde Japonya içinde aşırı milliyetçi ve militarist bir politika izlendi.Japan had een nationalistisch en militaristisch regime.
Ken dövüş turnuvalarına aşırı meraklıdır.Kenia kwalificeert zich voor het hoofdtoernooi.
Willow'un vampir halindeki davranışları çok huysuz ve aşırı derecede kaprislidir.Ieder plan van Ladd is extreem gewelddadig en bloederig.
Annesinin hayatına yön veren aşırı ilgisi ile yetişmiştir.Zij is erg ongelukkig met de manier van leven die haar moeder haar opdringt.
Aşırı kuşkucu bir adam olmuştur.Wel was hij een bijzonder vroom man.
Sesli bir bireyci olarak aşırı bir vejetaryenlik türü olan "Ultra Dönüşümlü Vejetaryen"dir.Ze is een goth, ook doet ze aan de extreme vorm van vegetarisme "Ultra recyclo vegetariër".
Bu baskın genel olarak çok aşırı bulunarak eleştirilmiştir.De kritiek is over het algemeen vernietigend.
Fakat sonra, kendini aşırı derecede överek kötü adam oldu.Hij maakte daarna zijn eigen kwaadaardige zord.
Aşırı sıcaklar kalp krizi geçirmesine yol açabilir.Het wezen is zo beangstigend dat het een hartaanval kan veroorzaken.
Seçim sonucunda aşırı sağ desteğin arttığı görüldü.Zo bleek de materiële hulp hoger gewaardeerd.
Fakat 24 Kasım`da aşırı antidepresan alımına bağlı olarak öldü.In de nacht van 24 op 25 november 1974 nam hij een overdosis van zijn antidepressivum Tryptizol.
17 Haziran 2015 tarihinde, Lloyd ehliyeti olmadan aşırı hız ve dikkatsiz sürüş yüzünden tutuklandı.In mei en juni 2008 werd driemaal, kort achter elkaar, zijn rijbewijs ingetrokken wegens overdreven snelheid.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Deze ingrijpende gebeurtenis zorgde ervoor dat de emoties buitengewoon hoog opliepen.
Hitler'in stratejik planı aşırı derecede hırslıydı.Hitlers economische politiek was zeer succesvol geweest.
Aşırı derecede uyuşturucu ve alkol kullanmakta idi.Overmatig gebruik van alcohol of drugs.
28 yaşında aşırı dozda eroin yüzünden ölmüştür.Hij stierf op 28-jarige leeftijd aan een overdosis.
Bazen bu inançsız putperestlerin aşırı barbarlıklarına sebep olarak inançsızlıklarını görür.Waar haalt hij de onbegrensde brutaliteit vandaan...
Aşırı (UltimateMode): Oyunun en güçlü karakter derecesidir.Magic: The Gathering is zijn meest succesvolle spel.
Otopsi sonucu aşırı kilolardan veya aşırı dozda uyuşturucudan öldüğü biliniyor.Hij blijkt te zijn gestorven door een overdosis drugs of medicijnen.
Aşırı milliyetçi ve militarist yönetimin yerine daha ılımlı bir yönetim geldi.Een en ander werd onder een bijzonder gewelddadige nationaalsocialistische regie uitgevoerd.
Sonrasında yaşananlar sonuçları ilerki yıllarda hissedilmeye devam edecek aşırı bir gururun örneğidir.Wat er daarna gebeurde is een voorbeeld van overmoed, waarvan het effect nog jaren merkbaar was.
O zamanlar aşırı inançlı ve koyu dindar hatta fanatik dindar bir kişi olarak bilinmekteydi.Hij stond bekend als sociaal en diep gelovig.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Kwijlen of een erg ziek uiterlijk duiden op ander medische aandoeningen.
Donohue sendromu (diğer adıyla Leprechaunizm) aşırı derecede nadir ve şiddetli bir genetik bozukluktur.Het syndroom van Donohue of leprechaunisme is een zeer zeldzame en ernstige genetische aandoening.
İştahını tamamen yitirmiş, aşırı kilo kaybetmişti.De dynastie was ernstig verzwakt en had veel kracht verloren.
Aşırı yük gövde esnemesini artırır.Een te dikke lijmlaag verhoogt de kans op kruip.
Eleştiri veya onaylanmamaya karşı aşırı duyarlılık.Veroordeel of bekritiseer niet.
Ağustos 2008'de stüdyo aşırı yükü hafifletmek için bir alıcı araştırmaya başladı.In augustus 2008 startte een proef om uit de resturine kunstmest te produceren.
Zum kullanıldığında piksel aşırı örnekleme seviyesi en yüksek seviyededir.Na één uur is de serumconcentratiepiek maximaal.
Caligula onlara bir daha ne aşırı sevgi ne de saygı gösterdi.Venka werd nooit meer met minachting behandeld.
1905 F. Reigel ülserlerin nedeninin aşırı mide asiti olduğunu ileri sürdü.1905 F. Reigel zasugerował, że wrzody są spowodowane przez nadmiar kwasu.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Zniesienie skrajności ubóstwa i bogactwa.
1978 yılında aşırı dozda uyku ilacıyla intihar etti.W 1978 popełniła samobójstwo, zażywając środki nasenne.
Erkekler birbirlerine karşı aşırı saldırgandır.Samce bywają agresywne wobec siebie.
İnsan ve hayvanlar aşırı derecede üslüplaştırılmıştır.Dreszcze występują u człowieka oraz u zwierząt stałocieplnych.
25 Haziran 2001'de aşırı dozda uyuşturucudan 35 yaşında ölmüştür.Zmarł nieoczekiwanie 25 czerwca 2001 r. w wieku 35 lat, przedawkowując heroinę.
Aşırı şekilde hasar görmüş olan orijinali uzun zaman önce kaybolmuştur.Współczuję ludziom, którzy zmarli odrobinę za wcześnie.
1979 yılında Sid Vicious aşırı doz eroinden hayatını kaybetti.W lutym 1979 Vicious zmarł w wyniku przedawkowania heroiny.
Mayıstan temmuza kadar ABD ve Kanada'da ve yılın sonlarına doğru deniz aşırı ülkelere gidiyor olacağım.''Przejedziemy przez USA i Kanadę od maja do lipca, a później wyjeżdżam za granicę.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Wysokie spożycie napojów słodzonych cukrem jest związane z podwyższonym ryzykiem zachorowania.
Bu modemi kullanmak aşırı derecede maliyetlidir.Megabyte başına yaklaşık 5 $ ile 7 $ arasında maliyeti vardır.Wykorzystanie pasma kosztuje pomiędzy $5 i $7 za megabajt.
Aynı zamanda aşırı derecede duygusaldır.Jest również komicznie sentymentalna.
Aşırı merhametinden dolayı gerektiği yerlerde dahî sert tedbirler almaktan çekindi.Gdzie trzeba było okazać litość, potrafił postępować brutalnie.
Şarkı Amerikan yaşam tarzının aşırılıklarını, Amerikan rüyasının görünmeyen karanlık yüzünü anlatmaktadır.Artystka krytykuje amerykański styl życia i sen o wielkości Ameryki.
Işığa karşı aşırı duyarlıdırlar.Są jednak wrażliwi na światło.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Ślinienie się lub typowy wygląd ciężko chorego pacjenta mogą wskazywać na inną chorobę.

İlgili Sayfalar