Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir... "Erkek gibi" davranmaları gerekir, değil mi?Chłopcom mówi się, żeby nie beczeli ... że powinni "Być twardzielami", prawda?
Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir... "Erkek gibi" davranmaları gerekir, değil mi?Kleine jongens wordt verteld om niet te huilen ...dat ze een 'kerel' moeten zijn toch?
Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir... "Erkek gibi" davranmaları gerekir, değil mi?"Kleinen Jungs bringt man bei, nicht zu weinen... sie sollten ihren "Mann stehen", nicht wahr ?"
Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir... "Erkek gibi" davranmaları gerekir, değil mi?On leur dit de ne pas pleurer.... qu'ils sont censé montrer une attitude virile, n'est-ce pas ?
Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir... "Erkek gibi" davranmaları gerekir, değil mi?Στα Μικρά αγόρια λένε να μην κλαίνε ... που υποτίθεται ότι, πρέπει να είναι "άντρες", σωστά;
Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir... "Erkek gibi" davranmaları gerekir, değil mi?אומרים לבנים 'לא לבכות'.. שיקבלו את זה 'כמו גברים', נכון?
Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir... "Erkek gibi" davranmaları gerekir, değil mi?父親は、自分の息子が小さい頃から、どんなことであれ、
Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir...На момченцата им се казва да не плачат.
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)Aber Männer weinen doch auch nicht.
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)A férfiak nem sírnak.
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)Barbatii nu plang.
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)Mężczyźni nie płaczą.
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)Muži nepláčou.
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)Ừ phải.
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)Мужчины не плачут.
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG:Οι άντρες δεν κλαίνε.
Erkekler ağlamaz.Un garçon ne pleure pas.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.그녀도 울기 시작했습니다.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.Lidi to rozplakalo, a když přišla ona a přečetla si tu zprávu, začala také brečet.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.Sie las den Text und begann auch zu weinen.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı. Şimdi herkes ağlıyor.Ahora todos estábamos llorando.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.Ze kwam en las de tekst en ze begon ook te huilen.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.Εκείνη ήρθε, διάβασε το μήνυμα, και άρχισε να κλαίει και αυτή.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.והתחילה לבכות.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.وأخذت في البكاء.
Eşim gelip yazıyı okudu ve ağlamaya başladı.みんな泣いてしまったのです(笑)
Evden ayrılırken ağlamadım çünkü Amerika'nın az bulunan müthiş şeylerle dolu bir yer olduğunu umuyordum.울지 않습니다. 왜냐하면 전 그곳이
Evden ayrılırken ağlamadım çünkü Amerika'nın az bulunan müthiş şeylerle dolu bir yer olduğunu umuyordum.ומגיעים לאמריקה, כי אני מצפה שזה יהיה מקום מלא בדברים
Evden ayrılırken ağlamadım çünkü Amerika'nın az bulunan müthiş şeylerle dolu bir yer olduğunu umuyordum.وأتينا لأمريكا، لأني أتوقعها أن تكون مكانا مليئا بالنفائس
Evden ayrılırken ağlamadım çünkü Amerika'nın az bulunan müthiş şeylerle dolu bir yer olduğunu umuyordum.だって そこには珍しい物や素敵な物 バナナやチョコレートが満ちあふれているんですもの
Evet [Bebek ağlama sesleri]Si' (Bambino che piange)
Evet [Bebek ağlama sesleri]Si [bebé llorando]
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Gyere, nincs használható sírás úgy!" Mondta Alice magában inkább éles; "I
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben! 자, 그렇게 눈물에 사용할 수 없다 '앨리스 오히려 급격하게, 자신에게 말했다, "나는
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Poď, nie je použitie v plač, ako že" povedala Alice pre seba, skôr ostro, "ja
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Pojď, není použití v pláč, jako že" řekla Alice pro sebe, spíše ostře, "já
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'BenPridite, ne obstaja uporabo v jok, kot da "je dejal Alice sama pri sebi, ne ostro; sem
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Έλα, δεν υπάρχει καμία χρήση σε κλάματα όπως αυτό", δήλωσε ο Alice για τον εαυτό της, μάλλον απότομα?
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"Ела, че не се използва в плаче така!
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"בוא, אין להשתמש בוכה ככה" אמרה אליס לעצמה, די בחדות: "אני
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Ben"تعال ، وليس هناك استخدام في البكاء من هذا القبيل" وقال اليس لنفسه ، وليس حادا ؛ 'لي
'Gel, böyle ağlama hiçbir faydası var' Alice oldukça keskin bir şekilde, kendi kendine dedi ki, 'Benこの分を切っておくように助言する!"
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Hvis han døde med et smil, kan vi ikke stå her og sørge over ham.
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Jos hän kuoli hymyillen- -me emme saa itkeä hänen vuokseen.
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Om han dog med ett leende kan vi inte stå här och sörja honom.
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Se ele morreu com um sorriso, não nos podemos deixar abalar com a notícia.
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Se è morto con il sorriso, non possiamo abbandonarci a piangere per lui.
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Si murió sonriendo, no podemos llorar por su muerte.
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Skoro umarł z uśmiechem, nie możemy sobie pozwolić na opłakiwanie go.
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Αν πέθανε με χαμόγελο, εμείς δεν θα κλαψουρίσουμε γι' αυτόν.
Gülümseyerek öldüyse, arkasından ağlamamamız gerekir.Раз он умер с улыбкой, значит, мы не должны оплакивать его.
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.Dia mulai menangis dan aku mulai memanggil saudara-saudaranya
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.Er begann zu weinen und ich rief nach seinen Brüdern.
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.Ha iniziato a piangere e così ho cominciato a chiamare i suoi fratelli.
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.Hamid jämrar sig och jag börjar ropa efter hans bröder.
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.Hij begon te huilen en ik begon te roepen naar zijn broers
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.Il se mis à pleuré et j'ai appeler ses frères.
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.Začel je jokati, jaz pa sem začel klicati njegove brate.
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.Zaczął krzyczeć, a ja zacząłem wołać jego braci.
Hamid ağlamaya başladı, ben de onun abilerini arıyordum.بدأ في الصراخ وبدأت في نداء إخوته