Ana içeriğe geç
Sözlük

ağlama ile cümle

ağlama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Mặt trời luôn chiếu rọi và con chúng tôi sẽ không bao giờ khóc lóc.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Mindig süt ránk a nap és a gyerekeink sosem sírnak.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Soarele strălucind mereu, şi copiii noştri n-ar plânge niciodată.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Vždy bude svietiť slnko a naše deti nikdy nebudú plakať.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Wszędzie promienie słońca, a dzieci nigdy nie płaczą.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Že nám bude stále svítit slunce a naše děti nikdy nebudou brečet.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Ο ήλιος θα ήταν πάντα λαμπερός, και τα παιδιά δε θα έκλαιγαν ποτέ.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Слънцето винаги щеше да грее, и нашите деца никога нямаше да плачат.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Что солнышко будет всегда светить, наши детки никогда не будут плакать.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.Що сонечко завжди сяятиме, наші дітки ніколи не плакатимуть.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.השמש תמיד תאיר עלינו, וילדינו לעולם לא יבכו.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.الشمس مشرقةٌ دوماً .. والاطفال لا يبكون على الاطلاق ..
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.常に髪型も完璧で いつも元気で
Bütün gün orada pamuk topladık, işçiler şarkı söylerken, hiç şikayet etmeden, ağlamadan.우린 하루종일 무명밭에 앉아서, 불평도 않고, 울지도 않고, 무명을 땄어요, 그동안 그들은 이런 노래구절을 불렀죠.
Bütün gün orada pamuk topladık, işçiler şarkı söylerken, hiç şikayet etmeden, ağlamadan.ישבנו שם כל היום וקטפנו כותנה, מבלי להתלונן, מבלי לבכות, בזמן שהם שרו שירים כמו:
Bütün gün orada pamuk topladık, işçiler şarkı söylerken, hiç şikayet etmeden, ağlamadan.وقد بقينا طيلة اليوم نقطف القطن بدون أي تذمر بدون بكاء .. بينما كانوا يغنون هكذا ..
Bütün gün orada pamuk topladık, işçiler şarkı söylerken, hiç şikayet etmeden, ağlamadan.泣きもしなかった 彼らはこんな歌も歌った "Oh, Mary, don't you weep, don't you moan"や "Wade in the water" -
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.A nagymamája kertjében volt, mikor meglátott valamit, amitől kitörtek belőle a könnyek.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Bà ở trong sân sau nhà bà ngoại và bà đã thấy 1 thứ làm bà sụp đổ trong nước mắt
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Była u babci w ogrodzie i zobaczyła coś, co sprawiło, że wybuchnęła płaczem.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Byla zrovna na zahrádce své babičky, když uviděla něco, co ji přimělo k slzám.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Dia sedang berada di halaman belakang rumah neneknya, dan dia melihat sesuatu yang membuatnya menangis.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Elle était dans le jardin de sa grand-mère, et elle a vu quelque chose qui l'a faite fondre en larmes.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Estaba en el patio trasero de su abuela, y vio algo que la hizo romper en llanto.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.그녀의 할머니의 뒷 마당에 있었을 때 그녀를 눈물로 무너지게 만들었던 무언가를 보았습니다.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Se afla în grădina bunicii ei şi a văzut ceva ce a redus-o la lacrimi.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Sie war im Hinterhof ihrer Großmutter, und sah etwas, das sie in Tränen ausbrechen ließ.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Si trovava nel giardino di sua nonna, e ha visto qualcosa che l'ha fatta scoppiare in lacrime.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Stala je na dvorišču svoje babice in videla nekaj, kar jo je spravilo v jok.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Ze was in de tuin van haar grootmoeder en ze zag iets dat haar in tranen deed uitbarsten.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Βρισκόταν στην πίσω αυλή της γιαγιάς της και είδε κάτι που την έκανε να βάλει τα κλάματα.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Била в двора на баба си и видяла нещо, което я съкрушило до сълзи.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.Она была во дворе дома её бабушки и увидела что-то, что заставило её разрыдаться.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.היא הייתה בחצר של סבתה, והיא ראתה משהו שגרם לה לפרוץ בדמעות.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.كانت في الفناء الخلفي بمنزل جدتها، عندما رأت شيئا جعلها تشرع بالبكاء.
Büyükannesinin arka bahçesindeydi, birşey gördü ve ağlamaya başladı.泣き崩れるほどの光景を見ました それは
Bu yüzden bu ülkeye geldim... onunla... -Xiao Mei! -Ah, yeter ağlama!Para eso vine a este país... con ella. - ¡Xiao Mei!
Bu yüzden daha sonra, pişman olup ağlama.A ce moment-là, ne viens pas pleurer.
Bu yüzden daha sonra, pişman olup ağlama.Később ne sírj és zokogj nekem.
Bu yüzden daha sonra, pişman olup ağlama.Γι' αυτό, αργότερα, μην κλαίς και το μετανιώνεις.
Bu yüzden daha sonra, pişman olup ağlama.لذا لا تندمي وتبكي في النهاية
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›비유컨대 아이들이 장터에 앉아 서로 불러 가로되 우리가 너희를 향하여 피리를 불어도 너희가 춤추지 않고 우리가 애곡을 하여도 너희가 울지 아니하였다 함과 같도다
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›דמים הם לילדים הישבים בשוק וקראים זה אל זה ואמרים חללנו לכם בחלילים ולא רקדתם קוננו לכם קינה ולא בכיתם׃
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›يشبهون اولادا جالسين في السوق ينادون بعضهم بعضا ويقولون زمرنا لكم فلم ترقصوا. نحنا لكم فلم تبكوا.
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›好 像 孩 童 坐 在 街 市 上 、 彼 此 呼 叫 說 、 我 們 向 你 們 吹 笛 、 你 們 不 跳 舞 、 我 們 向 你 們 舉 哀 、 你 們 不 啼 哭
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›好像 孩童 坐在 街市 上 、 彼此 呼叫說 、 我們向 你 們 吹笛 、 你 們 不 跳舞 、 我 們向 你 們舉哀 、 你 們 不 啼哭
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Ehi, puoi sentire i grilli che piangono?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Hej, počuješ ten plač cvrčkov?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Hej słyszysz ten płacz świerszczy?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Hey apa kamu bisa dengar jangkriknya menangis?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Hey, kan du høre fårekyllingernes gråd?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Hey, kannst du das Heulen von den Grillen hören?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Kan du höra gräshopporna gråta?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?야 어디서 귀뚜라미 우는것같지 않아?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Luister, hoor je die krekels huilen?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Này, cậu thấy tiếng dế khóc không?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Oh ! Tu entends les grillons pleurer ?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Ε ακούς τα τζιτζίκια να φωνάζουν;
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Чуваш ли как свирят щурците?
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Эй, слышишь, сверчки плачут?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ağlama ile cümle - Sayfa 31 - ağlama kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App