(Video) (Ağlama sesleri)(Video) (Crying)
Ağlama ve kendine iyi bak, tamam mı prensesim?Don't cry and do well, my Princess.
"Amy, Amy, bekle. Ağlama. Ağlama.I said, "Amy, wait.
Ağlaması gereken kişi Hanna.Why? Hanna is the one to be crying.
Ağlama lütfen.Don't cry.
-Ağlama artık, ne yaptı sana?- What's he done?
Ve Tanrı ağlamaya başlar.And God cried.
İyi çocuk ! sakın ağlama !Good boy, don't cry.
Erkek çocuklarına ağlamamaları söylenir... "Erkek gibi" davranmaları gerekir, değil mi?Little boys are told not to cry...that they're supposed to, 'Man-Up,' right?
O konuşmasına devam ederek "Şey, ben İsa'yı görüyorum," dedi, ağlamaya başladı ve ayrıldı.And she goes, "Well, I see Jesus," and started crying and left.
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Hey, can you hear those crickets crying?
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)Men don't cry.
Pek çok sefer aile bebeğin ağlamasını yanlış algılar.Sometimes babies are fat because they're being overfed.
Aglama ve anlat banaDon't cry and tell me.
Tanrı adamı, Hazaeli utandırıncaya kadar dik dik yüzüne baktı. Ardından ağlamaya başladı.He settled his gaze steadfastly on him, until he was ashamed. Then the man of God wept.
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.My face is red with weeping. Deep darkness is on my eyelids.
Sağ kalanlar hastalıktan ölüp gömülecek, Dul karıları ağlamayacaktır.Those who remain of him shall be buried in death. His widows shall make no lamentation.
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Didn't I weep for him who was in trouble? Wasn't my soul grieved for the needy?
İnleye inleye bittim, Döşeğim su içinde bütün gece ağlamaktan, Yatağım sırılsıklam gözyaşlarımdan.I am weary with my groaning. Every night I flood my bed. I drench my couch with my tears.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.a time to weep, and a time to laugh; a time to mourn, and a time to dance;
Bunu Gata duyurmayın, Ağlamayın sakın! Beytofrada toz toprak içinde yuvarlanın.Don't tell it in Gath. Don't weep at all. At Beth Ophrah I have rolled myself in the dust.
Rab kadını görünce ona acıdı. Kadına, ‹‹Ağlama›› dedi.When the Lord saw her, he had compassion on her, and said to her, "Don't cry."
Herkes kız için ağlıyor, dövünüyordu. İsa, ‹‹Ağlamayın›› dedi, ‹‹Kız ölmedi, uyuyor.››All were weeping and mourning her, but he said, "Don't weep. She isn't dead, but sleeping."
Acı acı ağlamaya başladım. Çünkü tomarı açıp içine bakmaya layık kimse bulunamadı.And I wept much, because no one was found worthy to open the book, or to look in it.
Onlara gök ve yer ağlamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi.Neither did the heavens weep for them, nor the earth, nor were they granted respite.
Onlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi.Neither did the heavens weep for them, nor the earth, nor were they granted respite.
Gök de ağlamadı onlar için yer de. Yüzlerine bakılmadı bile!Neither did the heavens weep for them, nor the earth, nor were they granted respite.
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.Neither did the heavens weep for them, nor the earth, nor were they granted respite.
Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.Neither did the heavens weep for them, nor the earth, nor were they granted respite.
Onlara gök ve yer ağlamadı.Then neither the sky shed tears over them nor the earth.
Gök de ağlamadı onlar için yer de.Then neither the sky shed tears over them nor the earth.
Gök ve yer onların üzerine ağlamadı.Then neither the sky shed tears over them nor the earth.
AĞLAMAKConstellation name (optional)WEEP
HIÇKIRARAK AĞLAMAKConstellation name (optional)SOB
Ağlama anne kaderimiz çok acı değil.Don’t cry, dear mother, our fate is that bitter.
Bunun üzerine ağlamaya başlayarak şiirin devamını bildiğimi söyledim ve hepsini okudum.I then started to cry and said I knew how to continue the poem, and recited everything.
Çocuklarda anksiyete ağlama, öfke nöbetleri, donma veya yapışmayla ifade edilebilir.In children, the anxiety may be expressed by crying, tantrums, freezing, or clinging.
Filmin "Erkeklerin sertleşmesini, kızların ağlamasını" sağlayacağını iddia etti. [1]He asserted that it would "give guys a hard-on and make girls cry".[10]
Vagitanus veya Vaticanus, ilk ağlama için bebeğin ağzını açar.Vagitanus, or Vaticanus, opens the newborn's mouth for its first cry.
Carl aşağılanır ve ağlamaya başlar ve Negan geri çekilir.Carl becomes humiliated and starts crying, and Negan backs off.
Ağlamaktan kaçındık.We refrained from weeping.
Atın ağlamasına ve dişlerini sıkmasına izin ver, daha büyük bir kafaya sahip olduğunda!Let the horse lament and clench its teeth, when it has a larger head!
Etrafta toplanan kalabalık ağlamaya başlar.Roberto's family rush to see him, only to find that he has died during surgery.
Ağlama Duvarı Tüneli GüzergahıRoute of the Western Wall Tunnel
Küçük Ağlama Duvarı'nda dua eden bir erkek ve bir kadınA man and a woman praying at the Little Western Wall
Ağlamanın ortaya çıkışına bakalım.Let us view the advent of crying.
Ağlama, fiziksel bir neden veya zihinsel (duygusal) bir neden ile birleşen fiziksel bir etkidir.Crying is a physical effect coupled with either a physical cause or a mental (emotional) cause.
Arka planda Ağlama Duvarı ile Ağlama Duvarı MeydanıWestern Wall Plaza with the Western Wall in the background
(Süleymanın Meselleri 18:6) Umut varken oğlunu terbiye et ve canını onun ağlamasına ayırma.(Proverbs 18:6) Chasten thy son while there is hope, and let not thy soul spare for his crying.
Haberi duyunca ağlamak istedim.Als ich die Nachricht hörte, wollte ich weinen.
Çocuk gibi ağlamak için bir neden yok.Es gibt keinen Grund, wie ein Kind zu heulen.
Çocuk köpeği gördüğünde ağlamaya başladı.Das Kind fing beim Anblick des Hundes an zu weinen.
Bebek ağlamaya başladı.Das Baby begann zu weinen.
Aç bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.Das hungrige Baby tat nichts, außer zu schreien.
Tom ağlamadan vedalaşabilip vedalaşamayacağını merak ediyor.Tom macht sich Sorgen, ob er sich, ohne zu weinen, verabschieden können wird.
Hala hastayım ve hatta dün başım öyle bir ağrıdı ki ağlamaya başladım.Ich bin immer noch krank und gestern schmerzte mein Kopf so sehr, dass ich sogar zu weinen begann.
Hemen ağlamaya başladım.Ich fing sofort an zu weinen.
Artık yeter, ağlama!Es genügt! Nun höre doch auf zu weinen!
Ağlamayı bırak.Hör auf zu weinen!
Ağlamayı kes.Hör auf zu weinen!