Beni ağlamaya bırak.)"Me puse a llorar.).
Sonra teft çalıp eğlenirler ağlar.Suena extraña, está llorando.
Amerikanın ağlaması lazım.Alguien tiene que llorar.
Bir sürü bölümünü de ağlayarak yazdım.Además se han realizado multitud de lecturas dramatizadas de sus piezas.
Vokallerde yer yer ağlamalar ve çığlıklar da görülür.En el otro campo sueltan plomos y gritos.
Rory, lensi kullanarak ağlayan genç Amy'yi görür.Un soldado consuela a la niña Amy, llorosa.
Bazı yunuslar yanlışlıkla ağlara takılabilmektedir.Dejaba caer de rato en rato unas lágrimas.
Örneğin; Ethernet ağlarının MTU değeri 1500 byte'dır.La mayoría de las redes de área local ethernet usan una MTU de 1500 bytes.
Bu seçim kampanyalarından sonra kendisine ‘Ağlayan Dul’ yakıştırılması yapıldı.En esta Entrega se Reveló que en las campañas diurnas puede caminar aun llorando llamada Witch Errante.
Rahibe Angelica bu açıdan harap olmuştur; hemen vesikayı imzalar ve ağlayarak yere yığılır.Sor Angélica, desolada, firma el documento y se desmaya, entre lágrimas.
Radyo ağları üzerinden Mısır halkına devrimi haberi vermekle görevlendirildi.A Sadat se le asignó la tarea de informar al pueblo egipcio del triunfo de la revolución por radio.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Unos que ríen, otros que lloran.
“Kimseyi ağlatma!”'¡No se lo cuentes a nadie!'
Ağlayamıyorum (1988) 05.1905: Irrlicht (1905).
(Uzun süredir Yiyor)' 'Ağlayı(p)-batır.«Queipo (y Queipo de Llano)», al t.
Japon ağları NHK için TV yorumcusu.Breve historia de la tecnología de la TV en Japón por NHK.
Gel İçimde Ağla, 1985.Las Ánimas I 1985.
Bu ağlayış sendromu tanımlar.A esto se le conoce como diagnóstico sindrómico.
Amblemi gülen ve ağlayan iki yüzdür.Los dos acaban abrazándose y llorando.
Başka bir köyden gelen bir yolcu mezarlığın yanından geçerken mezarın birinden çocuk ağlaması duyar.Un paseante oye el llanto de un niño dentro de un viejo castillo.
Bu Brunehild’e çok ağır gelir ve ağlamaya başlar.Entonces Kumarila Bhatta se perturbó mucho y comenzó a llorar.
Sen ağlama, ben ağlaram ...Es para llorar, perdónenme...
Şimdi artık hiç ağlayamamaktadır ve her zaman her şey gülmektedir.Empiezan a reír, ya que todo vuelve a estar bien.
Büyük ölçekli ağlarda DNSSEC dağıtımı da oldukça zorlayıcıdır.El despliegue de DNSSEC en redes de gran escala también es un reto.
Kendisinden nefret ettiğini suratına vura vura, bağırarak ağlaya ağlaya söyler.Él le ofrece escapar con ella, a lo que ella acepta llorando.
Daha sonra üzüntüsünden ağlar.Ésta se sume en la tristeza.
Asami ağlayarak gider.Juárez lloró.
Ayrılırken ağlayan Hunter, ekran karanlığa döndüğü sırada gülmeye başlar.Aramov se ríe mientras la pantalla se oscurece.
Rory ve River, elinde zayıflamış bir Ağlayan Melek olan Bay Grayle tarafından esir alınır.River es llevada a su oficina, donde se ve que Grayle mantiene un Ángel lloroso debilitado encadenado.
Böylece ağlama duvarına gidiş kolaylaştırıldı.Este facilitaba el acceso a la Muralla del mar.
Sürekli Ron'un geri geleceğini umar ve her gün ağlar.Él reprende a Ryan para pasar todos los días de mal humor.
İlgili efsanelerde menhirler doğarlar, büyürler, dans ederler ve ağlarlar.Son nuestros compañeros evolutivos, seres especiales, lloran y ríen.
"Yüzbinleri ağlatan gol"."Las montañas que lloran".
Şovlarını iTunes üzerinden satan diğer ağlar da uymuyordu.En efecto, sus escritos no iban dirigidos a otras mujeres.
Fakat Prens onun ağlamayı bırakmasını ister; Prenses'e bir yeni teklifi vardır.(A) La princesa está triste… ¿Qué tendrá la princesa?
Messalina söylenenlere göre hıçkırarak ağlamıştı.Señor policía, Liliana está llorando.
1980'lerin başında geliştirilen NetBIOS, çok küçük ağları hedef almıştı (yaklaşık bir düzine bilgisayar).Fue desarrollado en el temprano 1980 para una red de unos doce ordenadores.
Çiftlikler denizde yer alır ve yosunlar deniz yüzeyinden sarkıtılan ağlarda yetiştirilir.Él succiona las aguas fecundas que las nubes recogen del mar.
2) “Gülen Kızla Ağlayan Çocuk”, Radyo oyunu, 1955.Con el famoso musical Cantante bajo la lluvia, del 1952.
Bilgisayar ağlarında, veri paketlerinin gönderilme sırasına göre iletilmemesine düzensiz teslim denir.El emisor no puede detectar posibles fallos durante el envío de paquetes.
Örgü ağları özel amaçlı ağ türlerinden biri olarak görülebilir.Así, la estructura de árbol se puede considerar como un caso especial de la estructura de red.
Ağlatırsam, alacağım para yüzümü güldürür; güldürürsem, para alacak zaman geldi mi ben ağlarım.Sin dinero lloramos nuestras ruinas, qué lloráramos si tuvieran dinero?
Her şeylerine güler ve ağlar.Todos ríen y ríen en el charco.
O, onu teselli etmeye çalıştı fakat o ağlamaya devam etti.Cercò di consolarla ma lei continuò a piangere.
Ağlamaktan daha çok aksiyon almalısın.Invece di piangere dovresti agire.
Ağlamak istemiyorum.Non voglio piangere.
Ağlama, Tom.Non piangere Tom.
Haberi duyduğumda ağlayasım geldi.Quando ho sentito la notizia mi è venuto da piangere.
Şüphe yok ki İbrahim, çok ağlayıp dua eden, insanlara fazlasıyla merhamet eden bir zattı.''Le preghiere di Ibrahim ebbero successo e uno dei sette corano cadde dal cielo a Larabanga.
Şu anda ülkenin en büyük ağlarından biridir ve Rusça ve Kazakça dillerinde günlük yayın yapmaktadır.Attualmente è una delle più grandi reti del paese e trasmette quotidianamente in Russo e Kazako.
Bir sabah kalktım ve deli gibi ağlamaya başladım.All'improvviso una mattina mi sono svegliata e ho iniziato a sentirmi male.
Auschwitz'i ziyaret ettiğinde ağlamamasına şaşırdı; aksine kendini kızgın ve öfkeli buldu.Il regista si sorprese di non aver pianto visitando Auschwitz, sentendosi invece pieno di sdegno ed oltraggio.
Ağlamam"ı Kliplendirdi!".Se sapeste quanto piango!».
Ne zaman ağlamaya başlıyorlar?Quando comincia a esserlo?
Sen ağlama, ben ağlaram ...Falla piangere e io ti farò piangere.
Amerikanın ağlaması lazım.La gente vuole piangere.
Kauçuk Keçuva dilinde, "ağlayan ağaç" anlamına gelir.In lingua azera, come in ağac 'albero'.
Danny ağlamaya başlar.La donna cominciàò a piangere.
Rick oğlunun bağırmasına ve ağlamasına dayanamaz.Rick non può rispondere alle sue domande e scoppia a piangere.
Ağlama esnasında, şirketin sahibi olan Martín Quesada tarafından fark edilir.Governante della casa di Martín Quesada, in cui vive.