Ana içeriğe geç
Sözlük

ağla ile cümle

ağla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
40 tane yenidoğan bebeğin olduğu bir odada hiçbir bebek ağlamıyordu.In a room of 40 newborns, not one of them was crying.
O konuşmasına devam ederek "Şey, ben İsa'yı görüyorum," dedi, ağlamaya başladı ve ayrıldı.And she goes, "Well, I see Jesus," and started crying and left.
İşte Net dediğimiz şey bu; ağlar arası bir ağ.And that's what we called the Net; that was the Internet of nets.
Bu verilerden yola çıkarak, bütün ağlar, bütün ilişkiler elinizin altında olmalı.And you should have all the networks of all the relationships between those pieces of data.
Cırcırböceklerinin ağlama seslerini duyuyor musun ?Hey, can you hear those crickets crying?
Ve ağladım.And I cried.
Ağlarla düşünüyorlar.They tend to be web thinkers.
Bağlamsal, bütünsel düşünüyorlar - buna "ağlarla düşünmek" diyorum.They tend to be contextual, holistic thinkers, what I call web thinkers.
Bizim sis yakalayan ağlarımızdan 10 kat daha iyi.10 times better than our fog-catching nets.
"Eş düzeyde, ad hoc, kendini ayarlayan kablosuz ağlar" (Gülüşmeler)"Ad-hoc peer-to-peer self-configuring wireless networks." (Laughter)
Örgütsel ağların güzelliği; Çok ucuza bu aygıtlara sahip olabilirsiniz.So, the beauty of mesh networks: you can have these very low-cost devices.
Öyleyse nasıl büyük ağlar kurabiliriz?How do we create a big network?
Teker teker ağların birbiriyle olan bağlantılarını çizip renk kodları vererek boyuyor.He traces the edges of the individual networks and then color codes them.
Sonra İsa ağlayışımı duydu.Next was I, but Jesus heard my cry.
Bir çok insan ölmüştü ve artık ağlayamıyordum bile.So many people die that I don't even cry no more.
Onu ağlarken hiç görmedim, biliyor musun?I never saw him cry, you know?
Erkekler ağlamaz! (PAEDAGOG: Öyle mi acaba?)Men don't cry.
Pek çok sefer aile bebeğin ağlamasını yanlış algılar.Sometimes babies are fat because they're being overfed.
Örneğin İsveç'te, kargalar balıkçıların ağları buzların içine salmasını bekliyorlar.For example, in Sweden, crows will wait for fishermen to drop lines through holes in the ice.
Biliyorum, Phyllis oğlu için çok ağladı ama O, oğlunun nerde olduğunu biliyor.I know she really cried for her son. But she knows where he is.
Daha ne kadar ağlayacaksın?Until when are you going to keep crying?
Yulan, ağladın mı? yok canım! yüzünde ki yara gemiş mi? konuyu değiştirmeYulan, you've been crying? Oh no! What're the swellings on your face?
Geçmişte yüzey ağlarına takılma vakaları oldukça azdı.We were getting quite a few caught in surface drift nets.
Köpekbalıkları için iyi haberse, artık bu ağlar yasaklandı.That's banned now, and that'll be good news for the sharks.
Ama hala bazıları trol ağlarına yakalanıyor.And some are caught in nets, in trawls.
Ailem ağlarken, bunu nasıl yapabilirim?Making my family cry, how can I do that?
İnsanlar korkuyla ağlayarak kaçarkenAs men ran in fear and cried
Aglama ve anlat banaDon't cry and tell me.
Ne zaman sen-si olmak ünlü sorunları kapsayan büyük haber ağlarıBrzezinski's campaign to embarrass the Soviet Union in Afghanistan.
Bu çok aptalca, ama bunu keşfettiğim an ağladım.This is so nerdy, but this made me cry when I discovered this.
Raheli öperek hıçkıra hıçkıra ağladı.Jacob kissed Rachel, and lifted up his voice, and wept.
Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.He fell on his brother Benjamin's neck, and wept, and Benjamin wept on his neck.
Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.He kissed all his brothers, and wept on them. After that his brothers talked with him.
Yusuf kendini babasının üzerine attı, ağlayarak onu öptü.Joseph fell on his father's face, wept on him, and kissed him.
O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.All the congregation lifted up their voice, and cried; and the people wept that night.
Hanna, gönlü buruk, acı acı ağlayarak RABbe yakardıShe was in bitterness of soul, and prayed to Yahweh, and wept bitterly.
Yoava, ‹‹Kral Davut Avşalom için ağlayıp yas tutuyor›› diye bildirdiler.It was told Joab, "Behold, the king weeps and mourns for Absalom."
Tanrı adamı, Hazaeli utandırıncaya kadar dik dik yüzüne baktı. Ardından ağlamaya başladı.He settled his gaze steadfastly on him, until he was ashamed. Then the man of God wept.
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.My face is red with weeping. Deep darkness is on my eyelids.
Sağ kalanlar hastalıktan ölüp gömülecek, Dul karıları ağlamayacaktır.Those who remain of him shall be buried in death. His widows shall make no lamentation.
Sıkıntıya düşenler için ağlamaz mıydım? Yoksullar için üzülmez miydim?Didn't I weep for him who was in trouble? Wasn't my soul grieved for the needy?
Lirimin sesi yas feryadına, Neyimin sesi ağlayanların sesine döndü.Therefore my harp has turned to mourning, and my pipe into the voice of those who weep.
İnleye inleye bittim, Döşeğim su içinde bütün gece ağlamaktan, Yatağım sırılsıklam gözyaşlarımdan.I am weary with my groaning. Every night I flood my bed. I drench my couch with my tears.
Ey kötülük yapanlar, Uzak durun benden, Çünkü RAB ağlayışımı işitti.Depart from me, all you workers of iniquity, for Yahweh has heard the voice of my weeping.
Oruç tutup ağlayınca, Yine hakarete uğradım.When I wept and I fasted, that was to my reproach.
Kâhinleri kılıç altında öldü, Dul kadınları ağlayamadı.Their priests fell by the sword, and their widows couldn't weep.
Babil ırmakları kıyısında oturup Siyonu andıkça ağladık;By the rivers of Babylon, there we sat down. Yes, we wept, when we remembered Zion.
Ben güvenlik içinde geçip giderken, Kendi ağlarına düşsün kötüler.Let the wicked fall together into their own nets, while I pass by.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.a time to weep, and a time to laugh; a time to mourn, and a time to dance;
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moab is destroyed; her little ones have caused a cry to be heard.
Bunu Gata duyurmayın, Ağlamayın sakın! Beytofrada toz toprak içinde yuvarlanın.Don't tell it in Gath. Don't weep at all. At Beth Ophrah I have rolled myself in the dust.
Ağlarını durmadan boşaltmaya, Ulusları acımasızca öldürmeye devam edecekler mi?Will he therefore continually empty his net, and kill the nations without mercy?
Onlar da hemen ağlarını bırakıp Onun ardından gittiler.They immediately left their nets and followed him.
Bunu yapınca öyle çok balık yakaladılar ki, ağları yırtılmaya başladı.When they had done this, they caught a great multitude of fish, and their net was breaking.
Rab kadını görünce ona acıdı. Kadına, ‹‹Ağlama›› dedi.When the Lord saw her, he had compassion on her, and said to her, "Don't cry."
Herkes kız için ağlıyor, dövünüyordu. İsa, ‹‹Ağlamayın›› dedi, ‹‹Kız ölmedi, uyuyor.››All were weeping and mourning her, but he said, "Don't weep. She isn't dead, but sleeping."
İsa Yeruşalime yaklaşıp kenti görünce ağladı.When he drew near, he saw the city and wept over it,
İsa ağladı.Jesus wept.
Sonra hepsi acı acı ağlayarak Pavlusun boynuna sarıldılar, onu öptüler.They all wept a lot, and fell on Paul's neck and kissed him,
Sevinenlerle sevinin, ağlayanlarla ağlayın.Rejoice with those who rejoice. Weep with those who weep.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod