Birisi bana ona babalar meclisine katılmasını sorduğumda ağlayıp ağlamadığını sordu.Someone asked me if he cried when I asked him to be in the council of dads.
Şöyle cevapladım : "David onu bir yürüyüşe davet ettiğinde ağlar."I was like, "David cries when you invite him to take a walk."
Akademik olarak öyle zayıf, öyle yetersiz sınıflarım oldu ki kendimi tutamayıp ağladım.I have had classes that were so low, so academically deficient, that I cried.
Arkadaşlarla bara gitmek yerine akşamımızı sosyal ağlarda geçiriyoruz.We spend an evening on the social network instead of going to the pub with friends.
Vücudunun sıcaklığı, al yanaklarından dökülen gözyaşları, ağlamaya başladım.And the warmth of her body and the tears rolling down her rosy cheeks, and I started to cry.
Şimdiye kadar Bayes Ağları (Bayes Network) hakkında çok şey konuştuk.So far we talked a lot about Bayes Networks.
Ve hep bilinen Bayes Ağları ile usavurma (reasoning) hakkında konuştuk.And the way we talked about them is all about reasoning within Bayes Networks that are known.
O zaman bu ağlardan hangisi daha karmaşıktır?So then which of these networks is more complex?
"Dökülen sütün ardından ağlanmaz.""It's useless to cry over spilt milk."
Gerçekten ağlamış, dua etmiş ve düşünmüşlerdi.They had been literally crying and praying and thinking,
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."Upon my word you deserve being told to go to the devil," I cried, forcing the note of indignation.
Ve etkileşim yolları genetik düzenleyici ağlar üzerindendir.They control one another's expression, where expression means translation into proteins.
Karmaşık sistem çalışan bilim insanları Facebook gibi geniş sosyal ağlarla çok ilgilenirlerComplex systems scientists are very interested in studying large social networks such as
Kes ağlamayı.Stop crying.
Küçükken sürekli ağlardın.How often you would cry?
Seni görememenin yol açtığı hayal kırıklığı anneni ağlattı.The disappointment of not being able to meet you has your mom crying.
Yani, şartlı bağımsızlık Bayes Ağları için çok önemli bir şey.So, conditional independence is a really big thing in Bayes networks.
Sosyal ağlar nedir?So, that leads us to networks.
Bu tür sosyal ağlar görünmez olduklarından, gözlemlemesi çok da zordur.These networks tend to be much more invisible and much less easy to observe.
Ve bu sosyal ağlar, yalnızca kendi türünü içine alan bir hale dönüşmekteydi.And ultimately, these networks tended to be very incestuous.
Bütün sosyal ağlarda bu eğilim vardır.They do in general networks tend to be.
Evet, sosyal ağlar size yardımcı olabilir ancak bu yardım sizin planladığınız şekilde olmayabilir.Yes, it can help you. But not in ways that you can necessarily plan.
Ve artık kendisinin bir yabancı gibi gözüktüğü diğerleri ağlaştılar:And the creatures down stream, to whom he was a stranger, cried:
Ama onlar daha da ağlaştılar:But they cried him more:
Daha sonra, Peter size "Bayes Ağları Çıkarsama" konusundan bahsedecek.Later on, Peter will tell you about inference in Bayes networks.
Ve nöral ağlardan, genetik algoritmalardan, evrimci programlamadan. Bunlar yazılım tarafında.That's on the software side.
O akıllı idi. Gregor hala sırtında sessizce yatıyordu, o zaten ağladı vardı.She had already cried while Gregor was still lying quietly on his back.
Ağlamanın faydası yok.Now, it's nothing to cry about
Şimdi, ağlamayı bırak.Now, stop your crying
Ağlamayı bırak.Stop crying
Ağlama artık.Now, don't cry
Erkekler ağlamaz.Men shouldn't cry
Durmadan ağlayan bir bebekti.She was such a cry-baby
Ryohei, ağlama.Ryohei, don't cry
Şimdi Bayes Ağlarını daha genel bir şekilde tanımlamak için hazırız.[Thrun] So we're now ready to define Bayes networks in a more general way.
Bayes Ağları çizge ya da rassal değişkenler üzerinden olasılık dağılımlarını tanımlar.Bayes networks define probability distributions over graphs or random variables.
Ağlamanın ona bir faydası yok.There's no use in your crying.
No Ri ağlamadı... ve gerçekten kendini iyi tuttu.No Ri didn't cry... and he held it in really well.
Seni hastanede ağlarken görünce seninde bu ailenin bir parçası olduğunu düşündüm.Seeing you cry (laugh?) at the hospital, I thought that you must be a part of this family.
Mahalle kahvelerimiz sosyal ağlar.Our coffee houses are social networks.
Bütün günler güneşli geçecek, çocuklarımız hiç ağlamayacak.The sun was always streaming in, and our children would never be crying.
Küçük hesapla makinelerinden oluşan ağlardan oluşan, bir ağlar.They are a network of small computing machines, working in networks.
Bunu, o gün senin karşında ağladığım için yaptığını söyleme bana.Don't tell me it's because I cried in front of you that day.
Neden ağladığını öğrendiğim zaman, bunu düşünmemiştim, bu yüzden endişe etme.When I knew why you were crying, I didn't think that, so don't worry.
Şu andan itibaren yalnız ağlama.From now on, don't cry alone.
BENVOLIO yok, coz, ben daha çok ağlamak.BENVOLlO No, coz, I rather weep.
Ürkütücü vuruş; genç bir horozun taşı gibi büyük bir yumru ve acı acı ağladı.A bump as big as a young cockerel's stone; A parlous knock; and it cried bitterly.
ROMEO Swits ve Spurs swits ve mahmuz ya da ben bir maç ağlamaya.ROMEO Swits and spurs, swits and spurs; or I'll cry a match.
Bütün bu konforu; sebepten ben ağlamak, sonra?All this is comfort; wherefore weep I, then?
Ağlayan HEMŞİRE ve Tybalt Kullanıcı Corse üzerinde feryat:NURSE Weeping and wailing over Tybalt's corse:
HEMŞİRE O, o şey, efendim, ama ağlayan ve ağlayan diyor;NURSE O, she says nothing, sir, but weeps and weeps;
Sen ağlama yirmi yüz bin kat daha fazla ileri went'st Daha sevinç .-- ileWith twenty hundred thousand times more joy Than thou went'st forth in lamentation.--
JULIET Ancak, bana böyle bir duygu kaybı için ağlamak izin.JULlET Yet let me weep for such a feeling loss.
LADY Capulet'in Yani sizin için ağlamak arkadaş kaybı hissediyorum, ama tutulamaz.LADY CAPULET So shall you feel the loss, but not the friend Which you weep for.
Seçiyorum ama hiç arkadaşı ağlamak değil.I cannot choose but ever weep the friend.
Sonra bir daha ağlamak.Then weep no more.
HEMŞİRE O ağlanacak gün!NURSE O lamentable day!
En ağlanacak gün, hiç, hiç, ama işte geri mi dönecek?, En dertli gün!Most lamentable day, most woeful day That ever, ever, I did yet behold!
'TWAS için senin cennet o advanc'd olmalıdır Ve o advanc'd görerek, şimdi siz ağlamakFor 'twas your heaven she should be advanc'd: And weep ye now, seeing she is advanc'd
PETER O, sana merhamet ağlamaya; şarkıcı:PETER O, I cry you mercy; you are the singer: