O çocuk saatlerce ağlamaya devam etti.That kid kept crying for hours.
Balıkçılar ağlarını denize fırlattılar.The fishermen cast their nets into the sea.
O her zaman ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.She did nothing but cry all the while.
Film onu ağlattı.The movie moved her to tears.
O tür bir hikayeyi ağlamadan dinleyemiyorum.I cannot hear such a story without weeping.
O haberi duyar duymaz ağlamaya başladı.As soon as she heard the news, she began to weep.
Ben habere ağlayacak gibi hissettim.I felt like crying at the news.
Bu arada, o ağlamaya başladı.In the meantime, she began to cry.
Julia haberi duyduğunda ağlayacak gibi hissetti.Julia felt like crying when she heard the news.
Bu romanı ağlamadan okuyamazsın.You cannot read this novel without crying.
Bu ikinci şokta ben ağlamaya başladım.At this second shock, I began to cry.
Kay ağlamayı kesen çocuğu alıncaya kadar değildi.It was not until Kay received the doll that she stopped crying.
Kay oyuncak bebeği alana kadar ağlamayı kesmedi.It was not until Kay received the doll that she stopped crying.
Örümcekler ağlar örerler.Spiders spin webs.
Zavallı küçük kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The poor little girl did nothing but weep.
Sevinçten ağlayabilirdim.I could cry for joy.
İnekler eve gelene kadar ağlayacak mısın?Are you going to cry till the cows come home?
İsa ağladı.Jesus wept.
Mektubu o kadar arkadaşçaydı ki, o derinden etkilendi ve ağlamaya başladı.So friendly was his letter that she was deeply moved and began to cry.
Ağlayan oğlanı tanıyor musun?Do you know that crying boy?
Ne söylersen söyle, onu ağlatırsın.Whatever you say will set her off crying.
Ekim ayında bir gün Sadako uyandığında annesinin ağladığını fark etti.One day in October, when Sadako awoke, she found her mother crying.
O, "ağlama." dedi."Don't cry," she said.
Jiro, daha önce birinin önünde hiç ağlamadı, yüksek sesle ağlamaya başladı.Jiro, who had never cried in front of anyone before, started bawling.
Daha önce başkasının önünde hiç ağlamayan Jiro haykırmaya başladı.Jiro, who had never cried in front of anyone before, started bawling.
Şimdi ağlayacak gibi hissediyorum.I feel like crying now.
Çocuk oyuncak için ağladı.The child cried for the toy.
Çocuk oyuncak araba için ağladı.The child cried for a toy car.
Çocuklar bazen sırf ilgi çekmek için ağlarlar.Children often cry just to attract attention.
Çocuk ağlaya ağlaya uyuyakaldı.The child cried herself to sleep.
Bebeği kollarımda tuttuğum anda ağlamaya başladı.The moment I held the baby in my arms, it began to cry.
Çok üzgün olduğumuz zaman ağlarız.We cry when we are very sad.
Ağlamadan edemedik.We couldn't help weeping.
Kız kardeşim bebekken uyumak için sık sık ağlardı.My sister would often cry to sleep when she was a baby.
Canım ağlamak istedi.I felt like crying.
İçimden ağlamak geldi.I felt like crying.
Yüksek sesle ağlamaktan kendimi alamadım.I could not stop myself from crying aloud.
Ağlamama engel olamadım.I couldn't help but cry.
Küçük bir kızın ağladığını duydum.I heard a little girl crying.
Ben, kızın yardım için ağladığını duydum.I heard the girl crying for help.
Onun ağladığını fark ettiğimde yemek yemeye başladım.I had hardly started to eat when I noticed that she was crying.
Onun ağlamasını görmeye tahammül edemem.I can't bear to see her cry.
Beni görünce, bebek ağlamaya başladı.Seeing me, the baby began to cry.
Onu ağlattık.We made him cry.
O, mektubu okur okumaz ağlamaya başladı.As soon as she read the letter, she began to cry.
Küçük kız ağlamaya devam etti.The little girl just kept crying.
Ağlayan bir kız kapıyı açtı.A crying girl opened the door.
Bebeğim ağlamaya başladı, süt istiyordu.My baby began crying, asking for milk.
Bebek ağlamaya başladı.The baby started to cry.
Bebeğin ağlamasından rahatsız oldum.I was bothered by the baby's crying.
Bebekler aç olduklarında ağlarlar.Babies cry when they are hungry.
Bebek ağlamayı kesti.The baby stopped crying.
Onun büyükbabasının ölümünü işitmesinin ilk şokundan sonra, kız ağlamaya başladı.After the initial shock of hearing of her grandfather's death, the girl started to cry.
Lucy eve gitmek için ağlamaya başladığında, ancak varmıştık.We had hardly arrived when Lucy started crying to go home.
Onun öyle ağlamasını görmeye dayanamam.I can't bear to see him cry like that.
Onu ağlarken görmesin diye kafasını çevirdi.She turned her head away lest he see her tears.
Kendisini ağlarken görmemesi için başını çevirdi.She turned her head away lest he see her tears.
O, ağlamaya devam etti.He kept on crying.
Altı yaşında bir çocukmuş gibi ağladı.He cried as if he were a boy of six.
O, ne konuştu nede ağladı, sessizce dışarı çıktı.He neither spoke nor wept, but went out in silence.