Ama cidden, ben gülerken bölüm 21 neredeyse beni ağlatıyordu.Seriously though, episode 21 made me almost cry while laughing.
Lütfen ağlama.Please don't cry.
Şimdi gülümse, sonra ağlarsın!Smile now, cry later!
Kendi düşen ağlamaz.As you make your bed, so you must lie in it.
Acı şekilde ağladığını duymaya katlanamam.I can't abide hearing you cry so bitterly.
Ağlamak bir keder ifadesidir.Crying is an expression of grief.
Ağlamaya değmez.It's not worth crying over.
Canım ağlamak istiyor.I feel like crying.
Ağlamaktan kaçınmaya çalış.Try to keep from crying.
Ağlamadan duramıyorum.I can't help crying.
Ağlamamak elimde değil.I can't help crying.
Ağlasam mı yoksa gülsem mi bilmiyorum.I don't know whether to cry or to laugh.
Ağlamak işe yaramaz.Crying is of no avail.
Ağlayan bebeklerle başa çıkmak zordur.It's hard to handle crying babies.
Ağlamamış genç bir adam acımasızdır ve gülmeyecek yaşlı bir adam bir aptaldır.The young man who has not wept is a savage, and the old man who will not laugh is a fool.
Hemşire ağlayan çocuğu yatıştırdı.The nurse soothed the crying child.
Yaralanmadan önce ağlama.Don't cry before you're hurt.
Ben bütün gece boyunca ağladım.I cried all night long.
Film öyle acıklı idi ki herkes ağladı.The movie was so sad that everybody cried.
Yalnız bırakıldığında bebek ağlamaya başladı.Left alone, the baby began to cry.
Orada hıçkırarak ağlamakta olan bir kız çocuğuna rastladım.I found that there was a little girl sobbing.
Yalnız bırakıldığımda, bazen canım ağlamak istiyor.Left alone, I sometimes feel like crying.
Sevdiğin birinin kaybına çok uzun süre ağlama.Don't mourn over the loss of your loved one too long.
Onu neşelendirmeye çalıştım ama o ağlamaktan başka bir şey yapmadı.I tried to cheer her up, but she did nothing but cry.
Bill saatlerce ağlamaya devam etti.Bill kept on crying for hours.
Bir kız orada ağlayarak duruyordu.A girl stood there crying.
Biliyorsun, sen beni ağlattın.You know, you made me cry.
Tomoko neredeyse ağlamaya başladı.Tomoko almost started to cry.
Ağlama. Yanlış bir şey yok.Don't cry. There's nothing wrong.
Ağlama. Kötü bir şey yok.Don't cry. There's nothing wrong.
Ağlamanın sebebi neydi?For what reason did you cry?
Ne sebeple ağladın?For what reason did you cry?
Sonunda ağlamaya başladı.At length, he began to cry.
Şimdi ağlamayı bırak.Now stop crying.
Hikaye onu ağlattı.The story brought tears to her eyes.
Hiç kimse kitabı ağlamadan okuyamaz.No one can read the book without crying.
Erkek kardeşim gürültü duyduğunda ağlamaya başladı.On hearing the noise, my brother started to cry.
Haberi duyduğumda ağlayacak gibi hissettim.I felt like crying when I heard the news.
Çocuk ağlamaya başladı.The boy began to cry.
Bebek beslenene kadar ağlamayı bırakmadı.It was not until the baby was fed that he stopped crying.
Bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The baby did nothing but cry.
Bebek bütün gece ağlamaya devam etti.The baby kept crying all night.
Bebek süt için ağladı.The baby cried for milk.
Dün gece bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The baby did nothing but cry all last night.
Bebek ağlaya ağlaya uyuyakaldı.The baby cried itself to sleep.
O bebek ağlamaktan başka bir şey yapmaz.That baby does nothing but cry.
Çocuk bir erkek olmaya ve ağlamamaya çalıştı.The boy tried to be a man and not cry.
Çocuk bana niçin ağladığını söyledi.The boy told me why he was crying.
Kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The girl did nothing but cry.
Kız ağlamaktan başka bir şey yapmıyor.The girl did nothing but cry.
Kız annesini görür görmez birden ağlamaya başladı.Instantly the girl saw her mother, she burst out crying.
Küçük kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The little girl did nothing but cry.
Şu çocuk ağlayacakmış gibi görünüyor.That child looks as if he is going to cry.
O çocuk ağlamaktan başka bir şey yapmadı.That child did nothing but cry.
Çocuk annesini görür görmez, ağlamayı kesti.As soon as the child saw his mother, he stopped crying.
Çocuk köpeği gördüğünde ağlamaya başladı.The child began to cry at the sight of the dog.
O ağlamaktan başka hiçbir şey yapmadı.He did nothing but cry.
Çocuk birden ağlamaya başladı.The child burst out crying.
O çocuk bütün gün ağlamaktan başka bir şey yapmadı.That child did nothing but cry all day.
Bu çocuk ağlamaktan başka bir şey yapmadı.This child did nothing but cry.